Türkçülük Kürsüsü

BİRİNCİ YAZI "Gönülleri birleşenler selam sizlere" sözünü duyduğunda gönülleri çarpan, sözün sahibinin Tanrı Dağları'ndan bizi gözlediğini bilen ve hayatını ona göre şekillendirenler! Türkçülük fikrini eskimiş, tarihin çöplüğüne atılmış gören yüzlerce kalem ve köşe sahibine inat, hiçbir karşılık beklemeden bu ülküye bir anneye sarılır gibi sarılan, onu bırakmamak için canını ortaya koyan Türk milletinin neferleri Türkçüler! Türkçüleri tanımlarken "hiçbir karşılık beklemeden" sözünü özellikle kullanıyorum. Zira Türkçülüğe inanmak, yaptığı ameller neticesinde bir mükâfat sunulan prensipler gibi değildir. Türkçülük, bugünün şartlarında Türkçüleri mükâfatlandıramaz. Aksine onları birilerinin gözünde "potansiyel suçlu" ilan ettirir. Onlara göre her şey olunabilir, "her şeyci" olunabilir ancak Türkçü olunamaz. Peki, Türkçülere neden düşmanlık beslenir? Bu düşmanlığı, Türk olduğunun bilincinde olduğunu iddia eden kişilerin de yapması, bu soruyu sormamızı sağlar. Yoksa başka bir milletin ferdinin ya da hangi millete mensup olduğunu idrak edemeyen bir bireyin Türkçülüğe düşman olması kadar olağan bir durum yoktur. Burada sorulması gereken soru, Türk olduğunun bilincinde olan kimi zevatlar neden Türkçülük kelimesini duyunca canavar görmüş gibi kaçma gayreti içine girerler ve Türkçülükten kaçarlar? Bunun sebebi olarak milli benliğe yeteri kadar bağlanamamış olmak ve milliyetçiliği doğru anlamamayı gösterebiliriz. Milliyetçilik kavramının, toplulukçuluk olarak anlaşılması ve milleti yalnızca "devletin içinde yaşayan topluluğuna verdiği isim" olarak anlaşılması bunun nedenlerindendir. Tarihini bilmemek yahut yanlış öğrenmek bunun nedenlerindendir. İzin verirseniz sebeplerini sonuçları ile birlikte değerlendirelim. Milliyetçiliğin yanlış anlaşılması diyoruz. Peki, Türkçüler, milliyetçiliği nasıl tanımlıyor. Türkçüler için milliyetçilik Türkçülük ile eş anlamlıdır ama bu "milliyetçilikten ne anladığımıza bağlıdır. Milliyetçilik hangi cümle içinde geçerse ona göre yorumlamak gerekir çünkü başına "Türk" konulmadan ortaya çıkarılan bir milliyetçilik pekâlâ bir Alman'ın, Fransız'ın veya Rus'un milliyetçiliğini anlatıyor olabilir. Bu yüzden Türkçülük eşittir Türk milliyetçiliği demek daha doğrudur. Peki altı umde içinde neden Türk milliyetçiliği denmemiştir de yalnızca "Milliyetçilik" denmiştir. Kabul edilmesi gereken bir gerçektir ki, altı umdenin tümü Türklük ile ilgilidir ve bu ülkelerin hiçbirinin başına "Türk" kelimesinin konmamış olması bunları gayrı Türk olduğu gibi bir sonuç doğurmaz. Yabancı prensiplerin ülkemizde uygulanışı olarak gördüğümüz bazı umdeler de, buna örnek olarak laikliği verebiliriz, Türklük prensipleri ile düşünülerek uygulanmıştır. Altı umdedeki laiklik nasıl Türk laikliği ise, inkılâpçılık nasıl Türk inkılâpçılığı ise, milliyetçilik de Türk milliyetçiliğidir yani Türkçülüktür. Yetişen ve yetişecek kuşaklara öğretilmesi gereken birinci bilgi bu olmalıdır. Altı umdenin, Türkçülükten uzak bir yanı yoktur ve olamaz. Bunlar iç içedir. Kemalist yahut Atatürkçülerdeki bu fikir yanılgısını bu şekilde telafi ettikten sonra sıra, bu tip düşünceler içerisine girmemiş daha doğrusu siyaset ve ideoloji ile ilgilenmeyen kişilerin yanılgılarını telafi etmeye gelir ki bu en zor olan husustur. Büyüklerinde gördüğü siyasi kırgınlıklar ve aile telkinleriyle siyaseti muzır bir olay gibi görüp ondan uzak yaşatılan, bu arada mefkûre namına hiçbir şey öğrenmeyen insan, doğaldır ki boşa geçen hayatından memnun vaziyettedir. Sorduğunda adı "Türk"tür ancak Türklük namına ne bir kitap okumuş ne de bir âlimin kürsüsünde bilgi almıştır. Tefekkür etmemiş, yalnızca yaşamıştır. Bu insana Türkçülüğü tanıtmak kolay gibi görünse de aslında pek zordur. Çünkü hiçbir siyasi ve içtimai mezhep onun ilgisini çekmediği gibi belki Türkçülük de onun ilgisini çekmeyecektir. Bunun için özenli davranmak gerekir. İnsanlara direkt fikir dayatmak, tabir yerinde ise beyin yıkamak yanlış bir tutumdur. Kuran ve hadis dışındaki tüm yayınları küfür sayan mezhepler gibi Türkçülük dışı yayınları yasaklamak fikri, tıpkı yasak olan her şeyin ilgi çektiği gerçeği gibi ters etki yaratır. Bir Türkçü her yayını takip etmelidir. Her gazeteyi okumalı, köşe yazarlarını tanımalıdır. Tanımalıdır ve bunların zararlı olanlarını kendisi ayıklamalıdır. Bu ayıklamayı yapmak için evvela milli şuurunun uyanık olması gerekir. Bu şuur uyanıklığı mevcutsa telkine gerek kalmadan Türkçü birey doğru yolu bulacaktır.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.