UÇUŞ ESNASINDA NÜKLEER RADYASYON

    Günümüzde insanlar, seyahat ederlerken yoğun bir şekilde havayolu ulaşımını tercih etmektedirler. Bunda en büyük etken, havayolu işletmelerinin sağlamış olduğu zaman faydası ve kolaylıktır. Havayolu işletmeleri, yolcularına en hızlı, güvenilir ve konforlu hizmeti vermek için,  zaman baskısı içerisinde, değişken ve dinamik bir ortamda, karmaşık iş süreçleri içerisinde çalışmaktadırlar. Havayolu ulaşımının gelişimi ülke ulaşımı için büyük önem taşımaktadır. Turizm, ticaret ve diğer birçok ilgili işkolları için havayollarının gelişimi gereklidir.  Havayolu endüstrisi son yıllarda ülkemizde büyük bir gelişme trendi içine girmiştir. Özel havayolu işletmelerinin seferlerinin artması ile birlikte havayolu ulaşımının kullanımı yaygınlaşmıştır. Ülkemiz genelinde hizmet vermekte olan havalimanlarının sayısının da artışı ile birlikte daha çok ilimize havayolu ile ulaşım mümkün hale gelmiştir.

Dünyada ve Türkiye genelinde havayolu ulaşımında meydana gelen büyük gelişmeleri analiz edebilmek için havayolu endüstrisi ve havayolu endüstrisinin özellikleri hakkında bilgilenmek yararlı olacaktır.

Teknik bilgiler: HIRF – Yüksek şiddetli Radyasyon Alanı Uluslararası havacılık otoriteleri 10 Khz‟ den 40 Ghz‟ e kadar olan radyo frekans dalgalarının uçağın avionik sistemlerinde meydana getireceği etkileri HIRF olarak tanımlanmaktadır. Dünyada; radar ve uydu vericileri, mikrodalga haberleşme sistemleri, yüksek güçlü radyo ve televizyon vericileri gibi havaya elektromanyetik dalga (radyo frekans) yayan 500 000‟den fazla HIRF kaynağı mevcuttur. Bu kaynakların havaya yaydığı elektromanyetik dalgalara uçaklar da maruz kalır. HIRF uçağın motor, uçuş kontrol ve navigasyon sistemlerini etkileyerek temel fonksiyonlarını yapmaya engel olabilir.

Örneğin; bir kargo uçağı iniş sırasında fren sisteminin çalışmaması sonucu pistten çıkmış, yapılan araştırmalar sonucu hava alanı yakınında yayın yapan bir vericinin frekansının uçağın fren sisteminin elektronik devrelerini etkilediği tespit edilmiştir. Güvenli uçuş ve iniş için uçaklarda HIRF önlemleri alınmaktadır. Örneğin, cep telefonlarının uçaklarda kullanılması yasaktır. Bunun nedeni; cep telefonlarının anteninden yayılan elektromanyetik dalgaların uçağın avionik sistemlerini etkileyerek uygun performansta çalışmasına engel olmasıdır. Ayrıca uçaklarda yolcular, tam güvenliğin sağlanması gerektiğinden inişte ve kalkışta dizüstü bilgisayar, CD çalar, kasetçalar gibi eletromanyetik alan üreten elektronik aletleri kullanmaması konusunda uyarılır.

Uçaklarda kullanılan tüm sistemlerde ve materyaller elektromanyetik girişime karşı önlemeye yönelik olması (CE uygunluk) gerekmektedir. 30 Ayrıca güvenli uçuş ve iniş için HIRF kontrolleri de yapılmaktadır. Havacılık kuralları gereği HIRF önlemlerini almak ve kontrollerini (risk analizleri) yapılmak gereklidir.

 

Dünya üzerinde yaşadığımız katman gibi tamamen katı maddelerden oluşmamıştır. Dünya; gaz katmanı,su katmanı ,yer kabuğu ve çekirdek olmak üzere 5 katmandan oluşur.

Troposfer: Troposfer yeryüzünden yaklaşık 15 km‟ye kadar uzanan, sıcaklığın hızlı ve düzgün bir şekilde azaldığı katmandır. Bu katmanda sıcaklık, yerden itibaren her 1 km. yükseldikçe yaklaşık 5–7 °C azalmaktadır. Atmosferdeki su buharının % 99 gibi büyük çoğunluğu bu tabakada bulunmaktadır. Yağmur, rüzgâr, bulut gibi meteorolojik olaylar troposfer tabakasında meydana gelmektedir. Bu tabakada kuvvetli hava akımları görülmektedir. Troposfer ile stratosfer tabakalarını birbirinden ayıran ve kalınlığı çok ince olan ara katman bulunmaktadır. Bu katmana tropopoz adı verilmektedir.

Stratosfer: Atmosferde, troposfer katmanından sonra gelen ve yaklaşık olarak 15–50 km‟ler arasında uzanan katmana stratosfer denilmektedir. Bu katmanda hava nemi ve rüzgârların hızı oldukça düşüktür. Stratosferde sıcaklık, troposferin tersine yükseldikçe yavaş yavaş artış göstermekte ve -45 °C‟ye kadar ulaşmaktadır.

Mezosfer: Mezosfer, stratosfer katmanının üzerinde yer almaktadır. Bu katman yaklaşık olarak 50–80 km‟ler arasında bulunmaktadır. Mezosferde sıcaklık tekrar azalmaktadır. Bu katmanda ozon ve önemsiz miktarda su buharı bulunmaktadır. Bu nedenle sıcaklık troposfer ve stratosfer katmanlarına göre burada daha düşüktür.

Termosfer: Termosfer, mezosfer katmanının hemen üzerinde, yerden yaklaşık 100–200 km‟ler arasında bulunmaktadır. Termosferde sıcaklık yaklaşık olarak 1100–1650 °C arasında değişmektedir. Güneşten dünyamıza gelen ışınlar bu tabakada emildiğinden dolayı sıcaklık hızla artmaktadır.

Ekzosfer: Ekzosfer yeryüzünden yaklaşık 960–1000 km yükseklikte bulunmaktadır. Bu katman atmosferin en dış bölümünü oluşturmaktadır. Bu katman, dünya atmosferi ile uzay arasındaki geçiş bölgesini oluşturmaktadır

Yapılan araştırma faaliyetlerin de Amerikan Sivil Havacılık Otoritesi (FAA), pilotlar ve kabin memurlarının her yıl nükleer santrallerde çalışan işçilerden daha fazla radyasyona maruz kaldığını raporladı. Yine bilimsel bir tespitte; 11 bin metre yüksekte 4 saat yolculuk yapan bir kişinin vücudu röntgen filmi çekilmiş kadar radyasyon topluyor. Meslek gereği uzun yıllar söz konusu zararlı etkiye maruz kalan uçak personelleri arasında belirli kanser türleri daha sık görülüyor. Uçuşla ilgili yönetmeliklere göre, bir pilot ayda 110 saatin üzerinde uçması sakıncalı görülüyor. Güneş patlamalarıyla yoğunlaşan kozmik radyasyonun etkisi altında uzun yıllar çalışan pilot ve kabin ekiplerinde; kemik, testis, beyin, mesane, göğüs, kolon gibi kanserlerin görülme riski artıyor. Özellikle 10 bin metrenin üzerinde irtifaya çıkıldığında ışınların zararlı etkisi daha da yoğunlaşıyor.( Ft: feet’i (1 ft= 0.3048 metre, 1 metre= 3.2808 ft)

 

Peki bahsedilen radyasyon nedir?

Radyasyon veya Işınım, elektromanyetik dalgalar veya parçacıklar biçimindeki enerji yayımı ya da aktarımıdır. “Radyoaktif maddelerin alfa, beta, gama gibi ışınları yayması”na veya “Uzayda yayılan herhangi bir elektromanyetik ışını meydana getiren unsurların tamamı”na da radyasyon denir. Diğer bir tanım olarak Radyasyonu ortamda yol alan enerji olarak tanımlamak mümkündür. Bu tanım kapsamında doğal ya da yapay radyoaktif çekirdeklerin kararlı yapıya geçebilmek için dışarı saldıkları hızlı parçacıklar ve elektromanyetik dalga şeklinde taşınan fazla enerjileri de “radyasyon” olarak adlandırılır.

Radyasyonu temel olarak iki şekilde sınıflandırabiliriz. Bunlar “parçacık” ve “dalga” tipi radyasyonlardır.

 1.Parçacık radyasyonu; belli bir kütle ve enerjiye sahip çok hızlı hareket eden minik parçacıkları ifade eder. Bunlar hızla giden mermilere benzerler, ancak gözle görülemeyecek kadar küçüktürler.

2.Dalga tipi radyasyon; belli bir enerjiye sahip ancak kütlesiz radyasyon çeşididir. Bunlar, titreşim yaparak ilerleyen elektrik ve manyetik enerji dalgaları gibidir. Görünür ışık dalga tipi radyasyonun bir çeşididir. Bütün dalga tipi radyasyonlar ışık hızıyla (3x108 m/saniye) hareket ederler.Gözlerimizin fark edebileceği en yüksek enerjili ışık mor renkli ışıktır. Radyasyonun enerjisi arttıkça ışık rengi mor renk ötesine gider ve morötesi olarak adlandırılır. Morötesi ışığı göremez veya hissedemeyiz, ancak ortamda mevcuttur ve eğer şiddeti büyükse ciltte bırakacağı güneş yanığına benzer yanık izleri ile varlığı hissedilir. Parçacık ve dalga tipi radyasyonları da yine iki gruba ayırmamız mümkündür. Bunlar, “iyonlaştırıcı” ve “iyonlaştırıcı olmayan” radyasyonlardır.

 

İyonlaştırıcı radyasyon, çarptığı maddede yüklü parçacıklar (iyonlar) oluşturabilen radyasyon demektir. İyon meydana gelmesi yani iyonizasyon olayı herhangi bir maddede meydana gelebileceği gibi insanlar dahil tüm canlılarda da oluşabilir. O halde iyonlaştırıcı radyasyonlar, önlem alınmadığı takdirde tüm canlılar için zararlı olabilecek radyasyon çeşitleridir. Başlıca beş iyonlaştırıcı radyasyon çeşidi vardır. Bunlar, 

Alfa parçacıkları

Beta parçacıkları

X ışınları

Gama ışınları 

Nötronlardır.

Radyasyonun uçuş ile bağlantısına baktığımızda aşağıda belirtilen kavramlara bilmemiz gerekir çünkü bizlerin daha iyi fikirler sunmamıza kaynaklık eder.

Havada Radyasyon Havada iki tür radyasyonu bilmek gerekir.

 

1 Doğal Radyasyon Kaynakları Doğal radyasyonun bir kısmını uzaydan gelen kozmik ışınlar oluşturur. Bu ışınların büyük bir kısmı dünya atmosferinden geçmeye çalışırken tutulurlar. Sadece küçük bir miktarı yerküreye ulaşır. Bir dağın tepesinde veya havada yol alan bir uçakta bulunan bir kişi, deniz seviyesinde bulunan bir kişiden çok daha fazla kozmik ışına maruz kalır. Bu yüzden bir pilot, uçuş süresi boyunca, deniz seviyesinde çalışan bir kişinin maruz kaldığı doğal radyasyon düzeyinden yaklaşık 20 kat daha fazla bir radyasyon dozuna maruz kalır. Günlük yaşantımızda, kozmik ışınlar nedeniyle maruz kaldığımız radyasyon dozunun dünya ortalaması 0.39 mSv / yıl’dır.

Havada normal dozda radyoaktif karbon ve çok az dozda radon bulunmaktadır. Çağımızda önemli bir mesele: Özellikle kıtalar arası uçakla yolculuklarda atmosferin yüksek katlarından alınan kozmik ışınlardır. Normalde insanlar yılda 30 milirem kozmik radyasyon alır. Bu doz, yüksek yerde oturanlar için 100 milireme kadar çıkabilir. Bir insan uçakla Ankara'dan 20 Newyork'a gittiği zaman, fazladan 15 milirem ışın alır. Beton evde; oturanlar ahşap evde oturanlara göre iki kat radyasyon alır (Daşdağ 1990, Özden 1990).

2. Havada radyasyon kazalarından doğan suni radyasyon Nükleer santral kazalarında ilk radyasyon havaya çıkar. Radyoaktif kripton, etrafında bir bulut oluşturur. O bulut, rüzgârın etkisiyle yer değiştirdikçe radyasyonu çevreye yayar. Bu açıdan radyasyonun yayılması tamamen meteorolojik şartlara tâbidir. Nükleer bir savaştan, yada kazadan sonra bulutlaşma aralıklarla devam edebilir. Şu halde, böyle durumlarda yağmurlar fevkalâde tehlikelidir. Ancak zaman içinde havadan gelen bu radyasyon, atmosfer yüksekliğine çıkarak, daha uzaklara yayılarak gider ve tesiri de zayıflar. Hiroşima ve Nagazaki bombalarından sonra, çevrede ve bütün dünyada ciddi bir araştırma yapılamadığı için atmosferin bu nükleer etkileri nasıl kaybettiğini yada nerelere taşıdığını iyi bilemiyoruz (Daşdağ 1990, Özden 1990).

Uçuşta hangi radyasyon tiplerine maruz kalırız?

Kozmik radyasyon uçuş ile bağlantısına bakalım nelerdir inceleyelim.

Kozmik Radyasyon; Uzayın derinliklerinden gelen iyonların, gökyüzünden yere ışık hızına yakın bir hızla çarpması ile yeryüzünde bulunan ağır metal iyonlarını da yanına alarak sekme yapması ve gökyüzü istikametinde yeniden yönelmesidir.

 

Güneş Işığı Radyasyonu; Vücudumuzda D vitamini sentezlenme işi kısa süreli güneş ışığına bağlı olarak gerçekleşir. Uzun sure güneş ışığına maruz kalmamız durumunda cilt kanserine neden olan etkiyi oluşturur.

Güneşin dalga boyu kısa olan ışınları dünyamızı ısıtırken, gama ışınları gibi yüksek dalga boyundaki ışınları ise radyasyonik etki yapar. Ozon tabakası ise bu etkiyi azaltır, sonuç olarak uçuşlar ozon tabakasının üstünde gerçekleştiği için radyasyona maruz kalırız.

Dünya, uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklarla sürekli olarak bombardımana maruz kalıyor. Güneşin aktif durumuna (güneş patlamalarına), yerin manyetik alanına ve yerküreden yüksekliğe (irtifa) bağlı olarak kozmik ışınların yoğunluğu değişiyor. Kozmik ışın yoğunluğu ekvatordan kutuplara gidildikçe artıyor. Böylece, insanların aldığı radyasyon, oranı da yükseliyor. Uçuş yüksekliğindeki kozmik ışın yoğunluğu, yer seviyesine oranla daha fazla olduğundan, uçakla yapılan seyahatlerde yer seviyelerine göre daha fazla kozmik ışına maruz kalınıyor. Uçuşlarda alınan radyasyon dozu, uçuş süresine, uçuş rotasına ve irtifaya (yüksekliğe) bağlı olarak değişim gösteriyor.

Uçarken ne kadar radyasyon alıyoruz?

Yerden yükseldikçe, daha fazla kozmik radyasyona maruz kalıyoruz. Uçağın hangi bölümünde radyasyon oranı düşük?

Güneş ve uzay kaynaklı kozmik radyasyon, ışık hızına yakın, yani saniyede 300 bin kilometre hızla ilerliyor. Uzayı kat ederek dünyaya ulaşıyor. Ama atmosfer süzgeç görevi görüyor. Kozmik radyasyonu engelleyerek yeryüzünü etkilemesini önlüyor.

 

uçuşta aldığımız radyasyon dozunu etkileyen faktörler nelerdir ?

UÇUŞ SÜRESİ: Uçuş süresinin uzunluğu alınan dozu artıracaktır. Uzun uçuşların öncesi ve sonrasında sağlık önlemlerimize daha dikkat etmemiz gerekir.

ENLEM: Enlem ne kadar artarsa, radyasyon değeri de o kadar artacaktır. Radyasyonca en yoğun enlem 60 derece kuzey enlemidir.

YÜKSEKLİK: Yükseklik artıkça maruz kalınan doz da artar, çünkü üzerinizde yer alan koruyucu atmosfer tabakası incelir.

GÜNEŞ AKTİVİTESİ: Güneşin aktivitesi sonucu aylara göre radyasyon seviyesi artar veya azalır. Belirli zaman aralıklarıyla güneş fırtınaları olmaktadır. Bu dönemlerde güneşten dolayı uçakta maruz kalacağımız radyasyon maksimum olur.

 

Yüksek irtifalarda atmosfer katmanının daha ince olması nedeniyle, radyasyon tam süzülemiyor. Bu yüzden deniz seviyesine göre uçakta alınan radyasyon oranı çok daha yüksek.Kozmik radyasyonla ilgili son yıllarda yapılan araştırma sonuçları Uzaya yolladıkları balonlarla kamuoyunun tanıdığı ‘Earth to Sky Calculus’ olarak ta bilinen deneyin sonuçları.

İşte sonuçlar:

YÜKSELDİKÇE ARTIYOR: Deniz yüzeyinde radyasyon 0.3 mikro Sievert (mSv). Radyasyon, kalkıştan kısa bir süre sonra uçağın tırmanmasıyla birlikte katlanarak artıyor.

 

30 KAT FAZLA: En yüksek radyasyon, yolcu uçaklarının üst uçuş seviyelerinde görülüyor. Örneğin, 39 bin feet yani 11 bin 880 metredeki radyasyon, yerdekinin 30 katına kadar yükselebiliyor.

 

UÇUŞ SÜRESİ VE ROTA ETKİ EDİYOR: Kozmik radyasyona uçuş yüksekliğinin yanı sıra uçuş rotası da etki ediyor. Kutuplara çıktıkça radyasyon artıyor. Havada kalış süresi ve güneşteki tepkimeler de oranları etkiliyor.

 

KABİNDE KORUMA YOK: Uçak kabinlerinde kozmik radyasyona karşı bir koruma yok.

 

ETKİSİ RÖNTGEN ÇEKTİRMEYE EŞİT:11 bin 800 metrede yapılan 4 saatlik uçuşta alınan radyasyon, diş röntgeni çekilirken alınan radyasyona eşit. Ancak 12-13 saatlik, kutuplara yakın bölgeden yapılan uçuşta ise akciğer filmi çektirmiş kadar radyasyon alıyorsunuz.

UÇAĞIN ARKA TARAFINDA DAHA DÜŞÜK: Sonuçlara göre uçağın ön tarafındaki radyasyon daha yüksek. Çünkü ön tatafata radom diye adlandırdığımız uçuşun emniyetli ve rotasında gitmesi için gerekli verileri bizlere kokpit içinde göstergelerle yansıtan seyrüsefer yardımcı aletleri bulunmaktadır.uçağın arkaya gittikçe düşüyor. En düşük oran, arka taraftaki mutfak ve tuvaletlerde ölçüldü.

 

Kokpit ve kabin ekibi bu durumdan ne kadar etkiliyor?

Kozmik radyasyonun en büyük etkisi uçuş ekiplerinde. Ayda ortalama 100 saat uçan pilot veya kabin memurlarında kalp, çeşitli sindirim ve sinir sisteminde dejeneratif hastalıklara yol açabiliyor. ayrıca kozmik radyasyonun katarakt riski de var.Kanserde ise yapılan araştırmalara göre gelişme riski uçuş ekiplerinde daha fazla.

 

Radyasyonun insan sağlığı üzerine etkileri nelerdir?

Radyasyonu göremezsiniz ve hissedemezsiniz.Radyasyon yani ışınım bir kaynaktan çevreye parçacık akışı ya da dalga biçimindeki enerji salınımı olarak tanımlanıyor.Saniyede 300 bin kilometre hızla hareket eden radyasyon, kısa vadede yayılırken rastladığı hücreleri tek tek öldürüyor.Uzun vadede ise hücreler üzerinde moleküler değişiklikler yaparak mutasyon ile bunların kalıtsal olarak diğer kuşaklara aktarılmasına neden oluyor.

 

Uçak yolculuğunda alınan radyasyon daha mı fazladır?

Evet, deniz seviyesinden yükseğe doğru çıktıkça artan kozmik radyasyon nedeni ile insanlar radyasyondan daha fazla etkilenirler. örneğin, 5 ve 10 km yükseklikteki 1 saat radyasyona maruz kalma Ankara'da aynı süre için ölçülen arka fon radyasyonuna kıyasla 20 ve 40 kat daha fazladır.

Radyasyon maruziyeti  Uçuş sırasında manyetik ve kozmik radyasyona maruz kalınmaktadır. Uçakta maruz kalınan radyasyon deniz yüzeyinden 30 kat daha fazladır. Özellikle 10.000 metreden sonraki uçuşlarda radyasyon miktarı artıyor. Yükseklik haricinde uçuş süresi arttıkça ve kutuplara doğru uçuldukça radyasyon miktarı artıyor. Maalesef bu radyasyon hissedilemez ve görülemez. Uçağın ön tarafında radyasyon daha yüksekken arka tarafa gidildikçe radyasyon azalıyor. Özellikle kalp krizi, kalp ritim anormallikleri, mide-bağırsak hastalıkları, nörolojik problemler, özellikle tiroid, meme, cilt, kan kanseri, hücre yaşlanması, kısırlık riski artar. Maruz kalınan radyasyon hücre çekirdeğinde mutasyon yapıyor; bu nedenle cilt kanseri riski uçuş görevlilerinde 2 kat, meme kanseri %30 daha fazla görülüyor. Sık seyahat edenlerde bu radyasyon biriktiği için kadınlarda adet düzensizlikleri, düşük, gebe kalmada zorluk, erkeklerde kaliteli sperm sayısında azalma, sperm hareketliliğinde azalma yaparak kısırlığa neden olabilir.

Uçuşta aldığımız radyasyonun etkisini azaltmak için neler yapabiliriz?

 

Uçuş sonrası duş almak: Uçuş sonrası duş alarak hem yüzeyimizdeki radyasyondan kurtuluruz, hem de soğurulmuş olan vücut içi radyasyonu difüze etmiş oluruz.

Antioksidan zengini sebze ve meyve tüketmek: Antioksidanlar (portakal, yeşil çay, domates, sarımsak, soya fasülyesi) radyasyonun neden olduğu DNA’daki kırılmaları engeller. Eğer bu kırılmalar engellenemezse hücrede kanser oluşumu gözlenebilir.

B grubu vitaminler ve potasyum ihtiva eden gıdaların alınması (yeşil sebze, meyve, kavun, karpuz …) gereklidir.
Süt ürünleri ve yoğurt radyasyondan korumada değil ancak radyasyon sonrası zarar gören hücrelerin ve dokuların yenilenmesinde oldukça faydalıdır.

 

Uyku: Uçuş öncesi kişilerin bedenlerinin ihtiyacı olan uykuyu yeterli derecede almalan vücudu zinde tutar ve dış uyaranlara karşı direnci arttırır Fakat elektronik aletler, cep telefonları, bilgisayar televizyon gibi cihazlar uyuduğumuz ortamda açık bırakılmamalıdır.

Su: Günde en az 2 litre su içmek, suyun temizleme etkisi nedeniyle, hücre içindeki ve dokulardaki birikmiş olan radyasyonu temizler.

Temiz hava: Oksijence zengin ortam, oksijenin vücuttaki radyasyonu bağlama etkisi olduğu için, ciğerlerimizdeki ve diğer organlarımızdaki radyasyonu temizler.

Gece uçuşunu tercih etmek,

Açık alanda yürüyüş yapmak, oksijenin radyasyonu bağlayarak vücuttan atmasına neden olur. Cilt ve göz problemleri  Normal nem oranı %40-60 arasında olmasına rağmen kabin içinde %20’ye kadar düşmektedir. Uçaktaki kuru hava ve basınç yüksekliği ciltte kuruma, kaşıntı, gözlerde kuruma yapabilir. Bunu önlemek için uçuş sırasında bol su içilmelidir. İdrar söktürücü özelliği olduğu için kahve, çay, alkol vs gibi içecekler cilt kurumasını artıracağı için uzak durulmalıdır.

Su bazlı nemlendiriciler de faydalı olabilir. Enfeksiyon  Uçak gibi yapay havanın olduğu kapalı bir alanda yolculardan, kabin ekibinden herhangi biri öksürdüğünde, hapşırdığında milyarlarca mikrop havaya saçılır. Her ne kadar uçak içindeki hava saate 20 defa değişse, özel bakteri, virüs, mantar filtreleri ile süzülse de bazı virüsler filtrelerden de geçebilecek kadar küçük boyuttadır. Ortama saçılan bu mikroplar nefes alındığından damlacık enfeksiyonu yoluyla vücudumuza girmektedir.

Allerjik bünyeli, bağışıklığı zayıf, aktif hastalığı olan insanların bu hususta dikkatli olması, gerekirse maske takması uygun olur. Hipoksemi (Kanda oksijen azalması) Hücrelerin ihtiyacı olan oksijen, uçuş sırasında %25 kadar azalır. Oksijen azalması yorgunluk, baş ağrısı, sersemlik, hafızada azalma yapabilir.

Ayrıca kulak problemleri  uçuş sırasında özellikle kalkış ve iniş sırasında kulak zarımız ciddi bir basınca maruz kalır. Uçuş sırasında uçak içindeki basınç, 2500 metre tırmanış yapmış bir dağcının maruz kaldığı basınca eşittir. Kulak içindeki basınç ise havaalanındaki yer basıncı kadardır. Bu nedenle kulak zarımızın içinde basınç ile kabindeki basınç dengelenmesi gerekir. Bunun içinde burun ile kulak arasında östaki borusu denilen bir kanal ile dış ortamdaki yüksek basınç, ağız ve buruna aktarılarak dengelenir.Soğuk algınlığı olduğu halde uçulduğunda östaki borusunun burun ucu kapanacağı için kulak zarımız çok yüksek bir basınca maruz kalacağı için kulak zarında delinme, kanama gibi durumlar oluşabilmektedir.

 Barotravmatik otit denilen bu durumda kulak ağrısı, işitme azlığı, kulakta basınç hissi gelişir. Bu nedenle soğuk algınlığı, grip, nezle gibi durumlarda mümkünse uçuşu ertelemek uygun olur. Uçuş sırasında kulakta ses, basınç, ağrı hissedildiği an esneme, yutkunma, sakız çiğneme, konuşma, valsalva manevrası yapılması rahatlatıcı önlemlerdendir. Valsalva manevrası, elinizle iki burun deliğini de kapatarak, yavaşça burundan nefes verilmesidir. Hızlı ve basınçlı verilirse kulak zarı delinebilir.

Mide ve bağırsak problemleri  Uçuş sırasında mide bağırsak kanalındaki gazlar kabin içindeki basınç azaldığı için çözünüp genişlemeye başlar. Bu nedenle uçuş sırasında veya uçuştan sonra bile devam edecek boyutta karında şişkinlik, gaz, ağrı, ishal, kabızlık gibi sindirim sistemi problemleri ortaya çıkar. Asitli içecekler, soda, kahve, demli çay, nohut, fasülye, soğan, sarımsak, portakal, greyfurt, limon gaz oluşumunu artıracağı için uçuş öncesinde ve uçuş sırasında kaçınmakta fayda vardır.

RADYASYON DEĞERI VE HESAPLANMASI

Radyasyon ölçümüyapılırken kullanılan değere “Sievert” değeri denir.

Deniz kenarında bu değer 15 mSv iken dünyanın elektromanyetik düzenine göre değişkenlik gösterir.

Güneyden kuzeye doğru gidildiğinde radyasyon değeri artar. Kuzey kutbu, güney kutbundan 3 kat fazla radyasyon barındırır.

Dünyada en fazla radyasyon ise 600 kuzey enleminde bulunmaktadır.

Normal bir insan doğal yaşam koşullarında 1,4 – 2,7 mSv radyasyon alır.

Radyolojik Korunma Uluslararasi Komisyonu (IRPC) sağlıklı bir uçuş personelinin yılda 20 mSv değerini geçmemesi gerektiğini bildirmiştir.

52 mSv uçak içinde radyasyonun zararlı etkilerinin başladığı değerdir.

 

UÇUŞTA ALDIĞIMIZ RADYASYONU HESAPLAYABİLİR MİYİZ ?

Bir yılda alınan radyasyon = 52 mSv x Yılda uçulan toplam gün sayısı / 365

Mesela aylık ortalama 80 saat uçuştan hesaplarsak, yılda 960 uçuş saati eder. Bu rakamı da 24’ e bölersek bir yıl içinde 40 gün uçuş eder.

Bir yılda alınan radyasyon = 52 x 40 gün / 365 = 5,69 mSv

Görüldüğü gibi uçak içinde aldığımız yaklaşık radyasyon değeri oldukça düşük görünmektedir.

Avrupa’da uçuş personelinin 6 mSv’in üzerinde radyasyon almaları durumunda ek önlemler almaları bildirilmiştir.

Hava yolu çalışanlarının yılda maksimum 1000 saat uçtuğu farz ve kabul edilirse yılda maksimum 5,93 mSv düzeyinde radyasyon alacakları söylenebilir.

 

Avrupa Ortak Havacılık Otoritesi (JAA) gibi kuruluşlar, kozmik radyasyon riski ile uçuş aletlerinden yayılan elektromanyetik dalgalar ve ışınların zararlarını önleyici tedbirler geliştirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor.

 

KAYNAKLAR

Yazar: Aytaç Karadağ Kaynak: www.thebrandage.com

 http://www.iskurnet.com/saglik/ucak-yolculuklarinizi-kolaylastiracak-tuyolar-h5658.html

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ugur-cebeci/ucarken-ne-kadar-radyasyon-aliyoruz-29879985

Seyfettin KOÇAK/Cihanhttp://www.airkule.com/haber/KOZMIK-RADYASYON-VE-UCUS-SAGLIGI-/13502

Kaynak: http://www.taek.gov.tr/ogrenci/r02.htm



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.