İftira Siyaseti

          İftira Siyaseti

          1915 yılında soykırım oldu diyerek ülkemizi zan altında bırakma çabası ile kırk yıldır adı konmamış terör savaşıyla diz çöktürmeye çalışanlar başaramayacaklarını anlayınca yalan beyanat vermekten de geri durmuyorlar, akılarınca tüm dünyayı kandırabileceklerini sanarak kendilerini ne kadar aciz duruma düşürdüklerinin farkında bile değiller. Tarihi çarpıtmaya çalışanlar kendi kuyularını kazmakta olduklarından bihaberdirler. Tarihi belgelere inanmayarak, güncel yalan beyanatlarla tarih dersi vermeye çalışanlar tüm dünya insanlığının önünde kendileriyle çelişkiye düşerek konjonktüre siyasetin inandırıcılığı hakkındaki hükmünü adeta ispatlar tespitlerdir. Liyakat den uzak gerçek dışı beyanatlarda bulunulması hiçte şaşırtıcı değildir, çünkü bu tür yönetimler o makama gelebilmek için kendi taraftarlarını da yanıltarak liyakatsiz olarak iş başına gelmiş kimselerdir. Gerçeğe aykırı siyaset yapanlar mevcut kaynaklarının daha çabuk tükenmesine sebebiyet vererek, muhtaç duruma düşeceklerini görmekten uzaktırlar. Uzaya insan gönderen bir ülkenin lideri 21. Yüzyılda insanların gözünün içine baka baka gerçek dışı beyanatta bulunması yönetim meşruluğunu tartışmalı hale getirmektedir. Hiç kimse kusura bakmasın iftira siyasetiyle ben söyledim oldu devri artık geçmişte kalmıştır, gerçekte ne oldu ise tarih onu yazacaktır.

          Rusya Ortodoks Kilisesi Patriği Kirill, bir açıklamasında, Osmanlı İmparatorluğu’nda hiç kimsenin Hristiyan azınlıkları yok etmediğini, dini toplulukların arasında bir ilişki düzeninin bulunduğunu, ve var olan Hristiyan azınlıklara hiç kimsenin onları yok etmek gibi bir girişimde bulunmadığını ve O zamanki dini topluluklar arasında bir ilişki kurulmuş ve bir etkileşim düzeni varlığı ile insanların yaşadığını, ibadetlerini yerine getiren patrikhane vardı, kilise vardı diye beyanatları mevcuttur.

          Yurt olarak konumlandırılan hak yolunda İslam inancının Türklük şuuruyla yoğrulmuş vatan toprağında var olmak şereflerin en yüseği olsa gerek, Türkiye’nin kaybettiği yerde kazanan olmayacağı gerçeği ile herkesin aynı gemide olması nedeni ile sıkıntılardan kurtulmak istiyor isek, elbirliği ile bu fırtınalı dönemin aşılması gerekmekte olduğu aşikardır. 

          Açıkça görülmektedir ki, küresel güçler Türkiye’nin egemenliğinden rahatsızdırlar. Ülkemize sahip çıkmak istiyorsak ekonomimizdeki kırılganlık unsurlarına odaklanmalı ve ihtiyaç duyulan politikalarda belirsizliklere mahal vermeyerek güven ortamını tesis etmek zorundayız.

          Esen kalın değerli okuyucularım…………

 

            İsmail KALAL

            i.kalal@hotmail.com

            Her hakkı izne tabidir, alıntı yapılamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz ve yayımlanamaz Aksi bir durumda T.C. Mahkemelerine başvurulacaktır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Üst Akıl Faaliyeti Politika 31.05.2021
Milli Yol Yaşam 02.02.2021
Bölünmüş Çember Politika 16.09.2020
Yaşam Tarzının -Eksi ve +Artısı Yaşam 14.08.2020
Vay Canım Ülkem Vay !!!! Politika 26.05.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AK Parti'nin Akı, Karası Politika 01.06.2021
FİLİSTİN’DE KALICI BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Politika 19.05.2021
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.