İMAMIN AZAMI YOKTUR

Elçileri ve onların ashabını saymazsak alimler arasında en sevdiğim imam Ebu Hanife’dir. Kendisine olan muhabbetten dolayı “imam-ı azam” diyenler olmuştur. Geçmişte ben de dedim. Halen ona olan muhabbetim diğer alimlerden çoktur. Fakat Kuran’ın elçilerine bile bu ifadeyi kullanmadığını fark edince Ebu Hanife’ye olan muhabbetim elbette yine aynı seviyede devam etmekle birlikte “azam” demeyi terk ettim. Halen kendisini muhaddislerden de müfessirlerden de fukahadan da daha allame görüyorum. Fakat imamla ilgili ayetleri izah edelim de bakın bakalım “imam” neymiş ve herhangi bir imama “azam” denir miymiş?..

İmamın ne olduğunu alimlerin tanımlarına girerek uzatmayacağım. Onların yazdıklarını saatlerce okuyup nihayet sadece "önder" anlamında bir ifade olduğunu anlıyorsunuz. Alimlerimiz artık her kime ve ne kadar gerekliyse aşırı detaylarına girmişler. Kur’an-ı Kerim’de 7 ayette tekil, 5 ayette de çoğul (eimme) ve birkaç anlamda geçmektedir. ‘İmam’ sözcüğü ‘el-ümm’ kelimesinden türetildiğinden ‘ümmet’in önderidir.

Allah kitablarına da “imam” diyor (1). Allah her yaptığımızın ayrıntılarla kaydına da imâm-ı mubîn diyor (2). Bu imam ifade farkından da bellidir ki levh-i mahfuz değil, Allah’ın “Onların bilgisi Rabbimin katında bir Kitaptadır...” (3) dediğidir. Süleyman Ateş’in bu konuda isabet ettiğini düşünüyorum (4). Levh-i mahfuz diyenler (5) tatmin edici değiller. Elmalılı, ‘imam-ı mübín’in ‘levh-ı mahfuz’ olduğunu söyledikten sonra “Her şey oluşundan önce Allah’ın ilminde belli olup Levh-ı Mahfuz’da bütün sayısıyla zabtedilmiş olmakla beraber olduktan sonra da bütün izleri ve gölgeleriyle yazılır ve insanlar bu şekilde yaptıklarından sorumlu tutulur” (6) diyerek cebri yaklaşımıyla işlediğimiz amellerin sonradan kayıt altına alınmasıyla bağını koparıyor. Seyyid Kutub da aynı fikirle Allah’ın her şeyi kuşatan ezelí ilmi olarak tefsir ediyor (7). İbni Kesir, Mücahid ve Katade de sınırları zorlayarak ‘imam-ı mübín’in burada ‘ümmü’l kitap-kitabın anası’ anlamı veriyorlar. Oysaki amellerimizin kayıt altına alındığı kitap daha sınırlıdır. Allah kitablarından bahsederken bile “azam” diyerek imam demiyor.

Allah ayette bütün insanları “imamıyla” çağıracağını buyururken (8) önderlik yapanlar olduğunu anlıyoruz. Bu ayet kitabı sağından verilenlerin okuyacaklarını söylüyor. Sonraki ayete göre belli ki sağından verilmeyen okuyamıyor çünkü ayet onlara “ama” yani kör diyor (9). Neden kör olup okuyamadıklarını da mazeretler ileri sürecek olmalarıyla açıklayabiliriz (10). Başka bir ayete göre bunlar ahirette “…bizler size tabi idik…” diyerek tartışacaklar (11). Hatta hınçlarını almak isteyecekler (12). İnsanlar imamıyla çağırılırken kim bu imamlar? İbni Kesir’e göre nebilerdir (13). Elmalılı da nebileri örnek vererek izah eder (14). İyi de ayette “Her ümmetten bir şahid getireceği”ni (15) ve onların da üzerine Resulullah’ı şahid olarak getireceğini (16) söylüyor. Nebilerin imam olduklarını söyleyen ayetler elbette var (17). Mesela İbrahim’i imam yapacağını söylüyor (18).

Fakat öyle her “imamlar” geçen yere “nebiler” deyip kestirip atmakla da olmuyor. Taberí’nin dediği gibi ayette kastedilen her milletin her cemaatin dünyada peşinden gittiği liderinin arkasından Allah’ın huzuruna çıkacağıdır. Bu imamlar arasında üzerine sorumluluk alan herkes var. Kitleleri etkileyen İmam Ebu Hanife, İmam Şafii gibi isimler içtihadların ya da İmam-ı Buharí, İmam-ı Müslim gibi isimler rivayetlerin hesabını verecekler. Zira en çok onlardan etkileniyorlar. İmam-ı Ali, İmam-ı Caferi Sadık, İmam-ı Zeynelabidin gibi ‘ehl-i beyt imamlarının on ikisi de hesab verecekler. Allah nasıl İsa’ya hesab günü “...Ey Meryemoğlu İsa, sen mi insanlara: ‘Beni ve annemi, Allah´tan başka iki tanrı edinin’ dedin?..” diye hesab soruyorsa (19), ilmiyle yönlendirerek sorumluluk alanlara da soracak. Çünkü “Kim zerre-i miskal bir hayır işlemişse, onu görür. Kim de zerre-i miskal bir şer işlemişse, onu görür” (20). Ayet “…bizi takva sahiplerine imam yap” şeklinde bir duayı bize öğretiyor (21). Bu ayet bize başka bir ayeti de hatırlatıyor (22). Şu hâlde Allah kitabı sağından verilenleri bile “azam” olarak nitelemiyor.

Ayet “Eyke halkı da gerçekten zalimlerdi. Biz Eyke halkından da intikâm aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) apaçık öncüydüler (imâm-ı mubîn). Şüphesiz ki Hicr halkı da peygamberleri yalanladılar” (23) derken Eyke, Medyen, Hicr halklarının zulümde öncülük yaptıklarını ve ileri gittiklerini söylüyor. İbni Kesir göre “İmam-ı mübín burada açık bir yol, apaçık göz önünde olan şey anlamına gelmektedir” der (24) ve ayeti şöyle çevirir: “Bunun için onlardan öç aldık. Her ikisi de hala açık/işlek bir yol üzerindedir.” Verilen mesajla bir alaka kurabildiniz mi? Hayır. İyi işlerde nasıl öncülük oluyorsa zulümde de öncülük söz konusudur. Firavun kendisine uyanları ahirette ardına takıp cehenneme götürecektir (25). Bu yüzden ayetler “Onları ateşe çağıran imamlar kıldık…” ve (26) “Toplayın zalim kimseleri ve onlara eşlik edenleri (ezvâc) ve tapıyor olduklarını” (27) der. Başka bir ayette “…küfün imamları…” (eimmetel kufri) ifadesi geçer (28).

Hayırlı bir ümmet olmamız ma’ruf’u yani çok eskilerden beri gelen tartışılmaz derecede malum iyi ve doğru tutum ve davranışları) emretmemize, münker’i yani herkesçe kötü ve yanlış olduğu tartışılmaz tutum ve davranışları) yasaklamamıza ve Allah’a hakkıyla inanmamıza bağlıdır (29). Ayet “İçinizden hayra çağıran, örf’ü emredip münker’den men eden bir topluluk bulunsun…” (30) derken bu da bir tür imamlıktır. Fakat bu topluluğu da “azam” olarak zikretmiyor.

Hadislerde de hangi ümmet kime ibadet ediyorsa onunladır (31) derken çok sayıda hadis kitabı solundan verilenin 60 zira genişletildiğini ve ateşten taç giydirildiğini söyleyerek mitolojik havaya sokar (32). İmâmet-i kübrâ sonradan ortaya çıkmış bir ifade olup Taftâzânî, İbni Haldun, Maverdî ve Elmalılı gibi yazarların Kurandışı kitaplarında görülmektedir (33).

Kısacası Kuran’ın kullanmadığı ifadeleri biz de kullanmamalıyız. Kuran bizim imamımız olduğundan ne dediyse demeli ve ne demediyse dememeliyiz. Allah’ın övgülerini kullanmalıyız. Daha önce “Allah’tan Başka Mürşid Yoktur” isimli makalemde Allah’tan başkasına “mürşid” dememek konusunda da uyarmıştım. Din konusunda kafamıza göre tanımlamalar yapmaktan uzak durmalıyız. Toplumlar Allah’ın indirdiği kitapları imam edinmedikleri için yoldan çıktılar. Bize “ne yani şimdi biz Kuran’a “azam” diyemez miyiz?” diye soran olabilir. Kuran’ı ille övmek mi istiyorsunuz? Güzel. O halde Kuran’da nasıl övülüyorsa siz de öyle övün. Bize “ne yani şimdi biz Ebu Hanife’ye “imam-ı azam” diyemez miyiz?” diye de soran olabilir. Ben Allah’ın resullerine bile “azam imam” demediğini kalkıp da ona demem. Şehid, takva ve allame olduğuna hüsn-ü zan ederim. Ama gaybi sınırları da Kuran’ın mesajlarının sınırlarını da zorlamam.

KAYNAKLAR:

1. Hud, 17 ve Ahkaf, 12’de.

2. Yasin, 12’de.

3. Tâhâ, 52 ve Kamer, 52-53’te.

4. S. Ateş, Tefsir, İst. Trh. 7/338’de.

5. İbni Kesir, Tefsir, 3/157. Elmalılı, Tefsir, 6/403. Beydaví Tefsir, 2/278. Tabatabâí, el-Mizan, Tahran 1362, 17/69. Zamahşerí, el-Keşşâf, 4/7’de.

6. Elmalılı, Tefsir, 6/403’te.

7. fi-Zılâli’l Kur’an, 5/2960’ta.

8. İsra, 71’de.

9. İsra, 72’de.

10. Kıyame, 15’te.

11. Mumin, 47’de.

12. Bknz. Fussilet, 29’da.

13. İbni Kesir, Tefsir, 2/389. Bak. 10 Yunus/47’de.

14. Elmalılı, Tefsir, 5/314’te.

15. Nahl, 84’te.

16. Nisa, 41’de.

17. Enbiya, 73’te.

18. Bakara, 124’te.

19. Maide, 116’da.

20. Zilzâl 7-8’de.

21. Furkan, 74’te.

22. Kasas, 5’te.

23. Hicr, 78,79,80’de.

24. İbni Kesir, Tefsir, 2/316.

25. Hûd, 98’de.

26. Kasas, 41’de.

27. Saffât, 22’de.

28. Bknz. Tevbe, 12’de.

29. Ali İmran, 110’de.

30. Ali İmran, 104’te.

31. İbni Kesir, Tefsir, 2/290; Buharî, Menâkıbü’l-Ensar/26’da.

32. Tirmizí, Tefsir/18 Hadis no: 3136, 5/302’de.

33. Taftâzânî, Şerhü'l-Mekâsîd, II, 271; Avni İlhan, Mehdilik, s. 12; İbn Haldun, Mukaddime, I, 342-343; el-Maverdî, el-Ahkâmü's-Sultaniyye, Tere., Dr. Ali Şafak, 5-25; Elmalılı, Tefsir, 1/405-406’da.

NOT: 19.04.2021 tarihinde kaleme alınmıştır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CANLI BOMBA NASIL ANLAŞILIR? Genel 10.06.2021
İSLAM NEYİNİZE YETMEDİ DE TASAVVUF İMDADINIZA YETİŞTİ? Genel 26.05.2021
DİN HALİNE GELEN TASAVVUF (2) Genel 15.05.2021
DİN HALİNE GELEN TASAVVUF (1) Genel 14.05.2021
‘VAHY-İ GAYR-İ METLUV’ DEYİP DE ŞİRKE GİRME Genel 11.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Toplumsal Histeri Genel 28.05.2021
İNSANIN KENDİSİNE YABANCILAŞMASI Genel 23.05.2021
DAĞILMIŞ MİLLETLER Genel 22.05.2021
Varlığımızı Anlamlandırmak Genel 20.05.2021
DI-RIŞ! Genel 15.05.2021