EVRENSEL OLMAK VARKEN

Bir Türkü düşman değil de komşu gibi gören cana yakın bir Yunanla, sömürgeci olmayan kibirsiz bir İngilizle, emperyalist olmayan kendi halindeki bir Amerikalıyla, maneviyata saygılı hoşgörülü bir Rusla, Siyonist olmayan hümanist bir İsrailliyle, işkenceci olmayan merhametli bir Çinliyle arkadaş olabilirim. Fakat ortak ırka sahip olduğum bir Türk sömürgeci, kibirli, emperyalist, maneviyata saygısız ve zalim olmuş olsa asla arkadaşlık kuramam. Şu halde bizler "evrenselleşen iyiler" olmalıyız. Milliyetimiz “çilik” sesi çıkarmadan üzerimizde bulunmalıdır.

Kültürel, geleneksel, töresel, örf, anane ve en önemlisi din bakımından bile çok sayıda ortak yönlerimiz bulunan Kürtlerle kardeşçe, arkadaşça ve milletçe yaşamamak hem Türk hem Kürt için dünyanın gözü önünde geri kalmışlık ve rezillik olur. İlericilik tüm dünya insanlarının dostluk ilişkilerinin kurulmasıdır. Hangi millet tüm dünyaya açılır da her ülke insanlarıyla çeşitli vesilelerle dostane ilişkiler kurarsa o millet en ileridir. Tıpkı ilinizdeki popüler bir siyasetçi ile evine kapanmış, hiç dışarı çıkmayan biri arasındaki fark gibi dünyaya açılan ve açılmayan toplumlar farklıdırlar. Hem öyle açılmalısınız ki yemek, müzik, inanç, turizm, folklor, spor, sanat kısacası her bakımdan siz başka milletleri etkilemelisiniz; onların kültür ve sanatından ölçülü bir şekilde etkilenmeniz de doğaldır.

Burada şu sorulabilir: Dünya çapında, evrensel, cihanşümul insanlar olmamız gerektiği halde birbirine en çok benzeyen Türk ve Kürt ırkının kavga yapmaları çok ayıp, çok düzeysizlik, çok gericilik, çok ilkellik, çok cahillik değil mi? Mehmetçiği her ikisi de oluşturuyor. Hatta Laz, Gürcü, Boşnak, Arnavut ve sair başka ırklar da var. Eğer Mehmetçiğin karşısında duranları Avrupa’nın sömürgeciliğiyle meşhur devletleri, sömürgeci ABD, sömürgeci İsrail destekliyorsa bu işin Anadolu ile ya da bilinçli Kürtlerle alakası yoktur. Kürtler de Ermeniler de dış güçler tarafından kandırılabilirler. Bu yüzden toplumca uyanık olmalıyız. Milyonlarca Türkün çocuğu milyonlarca Kürdün yeğenidir ve yine milyonlarca Kürdün çocuğu milyonlarca Türkün yeğenidir. Çok az toplum Türk ve Kürt gibi et ile tırnağa dönüşmüştür.

Ortadoğu hesaplı bir bölgedir. Burası İsrailli Siyonistlerin “vaadedilmiş topraklar” olarak ibadet gereği ele geçirmek istedikleri ve gelecekte adını Büyük İsrail olarak tasarladıkları bölgedir. Yahudiler bu büyük gördükleri ideali gerçekleştirmek için yakın, orta ve uzun vadeli plan-programlar yapmışlardır. Mısır’dan Eskişehir yakınlarına kadar olan bölge Kürtlerle Türklerin bir arada yaşadıkları ve Kürtlerin nüfusunun yoğunlaştığı coğrafyadır. Yahudilerin planı şudur:

1.Dünyanın en önemli makam ve mevkilerini ele geçirerek oralarda dünya siyasetini yönlendirecek lobiler kurmak.

2.İsrail Devletini kurmak ve tanınmasını sağlamak.

3.Kurulan İsrail Devletinin sınırlarını gittikçe genişleterek Büyük İsrail’i de kurmak.

Büyük İsrail kurulduktan sonra Cennete girmeye layık olacaklarını düşünüyorlar. Fakat görüldüğü üzere geriye üçüncü ve son şık kalmıştır ve bunun gerçekleşmesi Yakın Doğu’da daha çok kan ve gözyaşının akmasını gerektirir. Anadolu’nun doğusu ne kadar hastalıklı bir bölge olursa o kadar sahipsiz kalır ve İsrail sınırlarını genişletebilir.

Bu Tevrat’taki bir taleptir ama elçi Musa dönemini bağlar. Bu emri yerine getirmek hala geçerli değildir. Tarihte kalmış teklif, telkin, talep, tavsiye ya da emir bugün yerine getirildiğinde zarar veriyor ve zulme dönüşüyorsa bu hala Allah’ın razı olduğu bir şey olamaz. Elçi Musa da buna razı olmazdı. Din zararlı bir yol değildir. Eğer zarar varsa batıldır. Evrensel ölçü kimseye zarar vermemektir.

Yahudilerin bu yaptıklarının tam tersine hümanist olunmalı ve kuracağımız dostluklar ülke ya da kıt’a sınırı tanımamalıdır. Dünyanın her yerinde can ciğer dostlarınız olmalıdır. Düşmanlığa, silaha, savaşa harcanan paralar dostluğa, turizme, açları doyurmaya harcanmalıdır. Toplumlar ülkelerinin başına geçen zalimleri seçmemelidirler. Koltuk için ağlamaktansa çocukları ağlatan bir politikacıya oy veren bir toplum kendi çocuklarını da politikaya kurban etmiş demektir. Demokrasilerde hiçbir politikacı yoktur ki toplumun istediği gibi olmasın. Seçilene lanet edenler seçmene de lanet etmişlerdir. Zalimi hak eden bir toplumun bedduası kabul olmaz. Liderini korkutan bir toplum liderdir. Liderin yetkisinin artması, toplumda etkisinin artmasına yol açar. Tek bir gününün hesabını veremeyen tüm ömrünün hesabını hiç veremez. İç çatışma çok gevşek ya da çok katı olmanın kaçınılmaz sonucudur. Mutluyken ağlayanla ağla ama mutsuzken gülenle sakın gülme. Açları doyururken mutluluktan ağlamak açlıktan ağlamaktan daha büyük onurdur. Bir mahallede açlıktan ölenin katili mahallenin tamamıdır. Bertrand Arthur William Russell’ın dediği gibi: “Servetin adaletsiz dağılımı, nüfusun onda dokuzunu oluşturan fakir insanlara karşı işlenmiş bir kötülük olarak kabul edilmelidir.”

Düşünme, sorgulama ve kanaat kalitenizi yukarı çekin ki yerinizde saymayasınız. Zayıflar dövene sırnaşırlar; güçlüler dövülenin hesabını sorarlar. Bir insanın kalitesini garibanlarla alakası belirler. Sırtından vurmadan önce saklanan vurduktan sonra da saklanabilir. Bugün dünden iyi olmadıkça yarın bugünden iyi olamaz. Allah indindeki değerinin ne olduğunu bilmenin tek yolu kalbinden geçenlere bakmaktır.

10.08.2014


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CANLI BOMBA NASIL ANLAŞILIR? Genel 10.06.2021
İSLAM NEYİNİZE YETMEDİ DE TASAVVUF İMDADINIZA YETİŞTİ? Genel 26.05.2021
DİN HALİNE GELEN TASAVVUF (2) Genel 15.05.2021
DİN HALİNE GELEN TASAVVUF (1) Genel 14.05.2021
‘VAHY-İ GAYR-İ METLUV’ DEYİP DE ŞİRKE GİRME Genel 11.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AK Parti'nin Akı, Karası Politika 01.06.2021
Üst Akıl Faaliyeti Politika 31.05.2021
FİLİSTİN’DE KALICI BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Politika 19.05.2021
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021