Dostluk..

Ömer Nasuhi Bilmen''in Büyük İslam İlmihali''ni okurken, şu hadis-i şerifle karşılaştım: "Eski dostluğu devam ettirmek, imandandır.

İnancıma göre, dostluk, bir nasip meselesidir ve insanın dışında gelişir. Şununla dost olayım deyip olamazsınız. Dostluk, Lütfi Bergen''in o güzel ifadesiyle söylersek, yürürken belirginleşen bir şeydir. Bir de hatırlatma: "Katlandığımız değil, razı olduğumuz insanlar dostlarımızdır."

İlk olarak şunu söyleyelim: ''İnsanı, yol değil, yol arkadaşları yorar.'' Yola çıkacağımız insanları yüzde yüz isabetle seçme şansımız ise maalesef yoktur. Çünkü bu seçimi veya elemeyi, esas itibariyle yapacak olan bizler değilizdir; yoldur, yolculuktur. Yanımızdakinin dostumuz olup olmadığı, yolculuk esnasında ortaya çıkar. Özellikle siyasette ve ticarette, hatta edebiyatta, bu yürüyüşlerin büyük bir kısmı hüsranla sonuçlanır. Tanıdığımızı sandığımız insanları tanıyamamış olmanın üzüntüsü ve şaşkınlığı, bizi, yolculuktan daha fazla yorar. Tam da burada, Mustafa Kutlu''nun şu sorusu önemlidir: "Kırk yıl birlikte olmuş olsak bile, bir insanı ne kadar tanıyabiliriz?" (Ezel Erverdi Kitabı, Sayfa 99)

Rakamlar maddiyatı, harfler ise maneviyatı temsil eder. Dolayısıyla, rakamlar (ve hesaplar) üzerinden sahici bir dostluk oluşmaz, sadece ortaklık kurulur.

Taraflar, ancak bir harfin (anlamın) ucundan tutarlarsa, dost olabilir veya kalabilirler. Rakam ile harfi toplamaya kalkışırsanız eğer, bu işlem, sizi Nurettin Topçu''nun şu sözüne götürür: "Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister. Bir arada barınamazlar."

Kadim bir dostluğun oluşabilmesi için zorluklara, yokluklara ve imtihanlara ihtiyaç vardır. Bütün bunlardan alnının akıyla çıkan münasebete ise ''sınanmış dostluk'' diyoruz. Şöyle anlatalım: Asıl marifet, bahar aylarında veya yaz mevsiminde değil, kışın açabilmektir. Yani iyi gün dostu olmak kolaydır, en mühimi, kötü gün dostu olabilmektir.

Hesap yapmaktan iş yapmaya veya dostluk kurmaya vakit bulamayanların sayısı da her geçen gün artıyor. Bazı dost bildiklerimiz ise kırıcı, kıyıcı ve ifşa edici. Oysa dostluk, açmayı değil, kapatmayı gerektirir. Sözgelimi dostunun sırrını herkesten saklamak, ayıplarını örtmek, sözüne müdahale etmemek, iyiliğini istemek, onun hüznüyle mahzun olmak; bütün bunlar, ''dostluğun adapları'' arasındadır

Çünkü dostluk ve kardeşlik, öldükten sonra da devam eden kıymetlerimizden biridir. "Ahiret kardeşliği" diye boşuna denilmiyor.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tanımadığım Ten.. Şiir 14.06.2021
Rahat Bir Günümüz Olacak mı ? Yaşam 13.06.2021
Hayatının gerçek amacı… Evrensel 21.05.2021
İslam niye doğru dindir? İslamofobi Felsefe 20.05.2021
FİLİSTİN’DE KALICI BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Politika 19.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAYVANLAŞTIRAN HAYVAN SEVGİSİ Felsefe 28.07.2021
ZİNA SUÇ OLMALI VE KADINA DAHA AĞIR CEZA VERİLMELİ DURUMU Felsefe 25.07.2021
EY SÖZCÜ GAZETESİ FAHİŞELİK BOZULMAK İSE NEDEN ONURLANDIRILIYOR? Felsefe 24.07.2021
CORONA İLAHI Felsefe 23.07.2021
KANAL 7'NİN HİNT DİZİSİ MERAKI NEDEN? Felsefe 22.07.2021