Islam güzel ahlaktır..

Ahlak, arabça ‘‘h-l-k‘‘ kökünden gelen bir kelimedir. ‘‘Hulk‘‘ kelimesinin çoğuludur. Bediüzzaman Hazretleri ahlak tarifini şöyle dile getirmiştir;

‘‘Kişide rüsuh ( ilmin derinliğine inmek, dalmak, ilimde ileri gitmek) peyda eden ( ilgi kurmak, kazanmak, elde etmek) meleke haline gelen, terki münkün olmayan huyların tamamıdır.‘‘


Bediüzzaman, İşaratü’l – İ’caz Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2009, s.265

 

‘‘Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer‘‘ ayetini Üstadımız Batın-ı Kalb (Kalbin içi, kalpteki hisler) ayine-i sameddir (Samed aynası; kendisinin hiçbir şeye ihtiyacı olmayıp herşeyin kendisine muhtaç olduğu Cenab-ı Hakkın tecelli ettiği ayna) ve ona mahsustur sözüyle güzel bir şekilde tefsir etmiştir. Burada Allahu Teala kullarından güzel bir ahlak istediğini vurgulanmıştır.


Bedüizzaman, Sözler, Yeni Asya Neşr, Germany, 1993, s.584

 

Güzel ahlak hakkında bir başka söyleyişte ise;

‘‘Eğer biz ahlak-ı islamiyenin ve hakaik-ı imaniyenin kemalatını (Faziletler, olgunluklar, insanın bilgi ver. güzel ahlakça tam ve olgun olması.) efalimizle (fiiller, işler, ameller) izhar etmek (göstermek, ortaya çıkarmak) sair (diğer, başka) dinlerin tabileri elbette cemaatlere İslamiyete girecekler.‘‘


Bedüizzaman, Eski Said Eserleri, (H. Şamiye), Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 2009, s.328


Imam-ı Gazalinin tarifi ise şöyledir;

‘‘Ahlak insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki, davranışlar hiçbir zorlama olmaksızın bu meleke sayesinde kolaylıkla ortaya çıkar‘‘


Gazali Ihya-ı Ulumi’d – Din, Terc. Ahmet Serdaroğlu, İstanbul, 1974, 3/53

 

Hasan-ı Basri Hazretlerine, ‘‘Güzel ahlak nedir?‘‘ sorulduğunda o mübarek zat onu veciz bir şekilde şöyle tarif etmişlerdir;

“Güzel ahlâk, cömertlik, bağışlamak ve eziyetlere katlanmaktır.”


Şa’rânî, Tenbîhü’l-Muğterrîn, Dımaşk, 2001, 198.

 

Abdullah bin Mübarek ise güzel ahlağı şöyle açıklamıştır;

‘‘İnsanlara eziyet etmemek, iyilik yapmak, güler yüzlü davranmaktır” 

 

Bu dünyaya gelmiş geçmiş salih ve alim zatlara baktığımızda islamın güzelliğini ve inceliğini görmüşler ve ona karşı güzel tespitler ortaya koymuşlardır. İslamın güzel ahlak ile oluştuğunu müşahade etmişlerdir. İslamı yaşayan güzel bir yol olduğunu bilir. İslamı bilmeyip ondan uzak duran güzel oluşuna şahit olamaz. Tıpkı uzaktan güzel bir gülün görüpte nasıl koktuğunu bilmediği gibi. Bazıları ise islamı görüpte onu doğru bakmamaları yüzünden ona karşı bağlantı kuramaz ve onu ters algılarla yorumlamaktadırlar. Halbulki Cenabı Hakkın kitabı olan Kur’an-Kerimi bir açsalar, güzel bir din olduğunu anlayacaklardır. Okumadan, anlamadan ve gerçek manada yaşamadan bu dinin mükemmeliğini keşfedemez.  

İslam’da mevcut olan güzel ahlağın hal ve hareketleri Kur’an’da şöyle zikredilmiştir;

Adalet, ahde vefa, affetme, alçak gönüllülük, ana-babaya itaat, sevgi, kardeşlik, barış, güvenirlilik, doğruluk, birlik, beraberlik, iyilik, ihsan, iffet, cömertlik, merhamet, müsamaha, tatlı dilli olma, güler yüzlülük, temiz kalplilik,…

-Alıntı-

 

Görüldüğü gibi islam güzel davranışlarla donatılmıştır. Daha bunun gibi nice güzel güzellikleri ve iyilikleri mevcuttur. Hiç kimse iddia edemez ki, sevgi kötü bir duygu veya adalet yanlış bir yol olduğunu. Aklı başında olan her insanın karşına herşey iyi mi? veya kötü mü? bilmektedir. Ancak din ve iman konusunda ise herkes aynı fikirde olmayabilir.

Abdullah Yıldız Hocamız ‘‘40 hadis 40 ders‘‘ kitabında güzel ahlak hakkında şunları aktarmıştır;

Birr/iyilik güzel ahlaktır; ism/kötülük de kalbin yatışmadığı ve halkın duymasını hoş görmediğin şeylerdir.‘‘ (Müslim)

‘‘Burada Peygamberimiz, Kur’anın en kuşatıcı kavramlarından biri olan ‘‘birr‘‘ kavramını güzel ahlakla eşitlemesi hayli anlamlıdır. Bakara Suresinin 177. Ayetinde en geniş manasıyla tanıtılan ‘‘birr‘‘ kelimesinin; ‘‘Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman; yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan infak etmeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi, sözleştiklerinde sözlerinde durmayı, sıkıntı, hastalık ve savaş zamanında sabretmeyi‘‘ içine aldığı görülür ki, tüm bunların ‘‘hüsnü’l-hulg: güzel ahlak‘‘ diye ifade edilmesi oldukça önemlidir.‘‘

Bu misal ile ne anlıyoruz? İslam‘da güzel ahlağın hem dünya hem de ahiret için bir yol izlediğini ve Allahın kullarına için büyük bir önem taşıdığını görüyoruz. Demek ki güzel ahlak karanlıktan aydınlğa çıkaran, zorluktan kolaylığa ileten, kötülükten iyiliğe yöneten vs. bir vesile bir kaynak olduğunu bu deyimlerle anlıyoruz. Yukarıda sayılan o güzel davranışlar islamın parçasıdır. Bunları okuduktan veya onunla yaşayanları gördükten sonra hala ona karşı kin beslerse veya soğuk davranırsa aklına şaşmamak elde değildir. Bir ayeti kerime şöyle zikretmektedir;

‘‘Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir.‘‘

Al-i İmran Suresi, 19. Ayeti

Ayette ‘‘Kitap verilenler..‘‘ olan kısımda  Diyanet Başkanlığı şöyle bir Açıklama da bulunmuştur;

“Kendilerine kitap verilenler” ifadesi genellikle Ehl-i kitap tabirinin içeriğine göre anlaşılmıştır (bu konuda bk. 64. âyetin tefsiri). İlim kelimesi ise “vahiy ve apaçık deliller” şeklinde açıklanmıştır. Âyette Ehl-i kitabın ancak ilim geldikten sonra ihtilâfa düştüğünün ifade edilmesi, kendilerine yeterince açık ilâhî bildirim yapıldığı ve bu açıdan hiçbir mazeretleri bulunmadığı halde, sırf kendi kusurları sebebiyle, çıkar düşüncesi ve beşerî tutkular uğruna ayrılığa düştüklerini ve çatışmaya girdiklerini belirtmek içindir. “Aralarındaki hak tanımazlık yüzünden” şeklindeki gerekçeden hareketle, burada kastedilenlerin yahudiler veya hıristiyanlar yahut her ikisi olduğuna dair açıklamalar yapılmıştır. Tarihî bilgilerin ışığında, burada, ilâhî vahye muhatap toplumların vahyin sağladığı aydınlığı değerlendirip barış ve uygarlık yolunda ilerlemek yerine kişisel ihtiraslarla aklıselimi dışlamalarının, özellikle çıkar çatışmaları üzerine temellenen dinî fırkalara ayrılmalarının eleştirildiği söylenebilir. Bu uyarıya rağmen Kur’an’a inananların aynı hatayı tekrar etmeleri, ilâhî mesajı beşeriyete en güzel biçimde ulaştırma misyonunu yerine getirebilmelerinde ve medeniyet yarışında lâyık oldukları yeri almalarında önemli bir engel oluşturmuştur (krş. Bakara 2/213; Beyyine 98/4; ümmî kelimesinin anlamı için bk. A‘râf 7/157-158).


Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 522-525

 

Allahu Tealanın ayetlerini bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmemek atılan yanlış bir adımdır. Yoldan çıkmanın sebeblerden birisidir. Allahın yolu oyun değil ki, istenildiği gibi kural kurulsun. Allahın kitabı bir masal değil ki, istenildiği gibi değiştirilsin. Mesela, bir İşverenin işçiye verdiği işi güzel ve doğru yapılmasını arzu eder. Bir kısmını yapıp diğer kısmını yapmazsa mennuniyeti yüzde yüze ulaşmaz. Tekrar tekrar tastamam yapılmasını istediğini belirtir aksi takdirde kovucağını diye uyarı da bulunur. Bu hal Allahın yarattığı beşerin işinde de böyle iken Allahın kanunda böyle bir cüret nasıl edebilir insanoğlu? Hak yoluna girince ve ona bağlanmak isteyince Allah‘a iman etmek ondan sonra dosdoğru olmak Allahın kulları olarak asıl olan vazife değilmidir? Nefsine uyan hem kendini saptırır, hem de kendisine uyanları saptırır.

Gazete Rize Yazarı Mehmet Kasap ‘‘Allah’a inandım, de sonra dosdoğru ol.‘‘ makalesinde şunları eklemiştir;


‘‘Peygamberimiz buyuruyor: “Allah’a inandım, de; sonra dosdoğru ol.”  İslam dininin en önemli fazilet değerlerinden başta geleni; iman etmek, ibadeti hakça yapmak, dosdoğru ve dürüst olmak, adaletli olmak, insanlara eşit davranmaktır.                

Allah cc. Kur’ân’da Buyuruyor: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” Müslüman, farz olan ibadetleri yapmakla yükümlüdür. Temel olan farz ibadetler vardır. Allah’a samimi şekilde, Allah’ın istediği, peygamberimizin yaptığı şekilde ibadetlerimizi yaparız. İslam bilgi ve bilinci ile ibadet eder ve de yaşarız. Takva ehli olarak hakça ibadet eder, Allah’ı anar- zikreder, tövbe eder, şükreder, hamd eder, dua eder, iyilik eder, yardım eder, hizmet eder, infak ederiz. Namazlarımızı, oruçlarımızı, zekât ve hac ibadetimizi Allah’ımızın emrettiği, peygamberimizin yaptığı şekilde aynen yaparız. İman, İslam bütünlüğü içinde Müslümanlığı yaşarız.‘‘


İslam ile bir yaşam sürülürse temennimiz odur ki, Allahu Teala Hazretleri bizleri affedecek ve cennetine koyacaktır inşaallah. Fakat ne çok ümitli olupta ‘‘Ben kurtulacağım. Bundan çok eminim.‘‘ diye kendimizi heveslendireceğiz ne de ‘‘Benim işim bitti. Allah beni affetmeyecek.‘‘ diye kendimizi ümitsizliğe sürükleceğiz. Daima orta yolu tutup ‘‘İnşaallah, Allaha kul ve onun Resulüne iyi bir ümmet olurum. Allahım, bu hususta senden yardım dilerim. Beni affet, beni bağışla. Beni bağışlamazsan hiç şüphesiz, hüsrana düşenlerden olurum.‘‘ bir hitap ile kendimize bunu kabul ettirip korku ile ümit arasında bir hayat sürmeliyiz. Hak Teala Hazretlerine razı olacağı şekilde, ne din hususunda birşeyleri eksik bırakarak ne de birşeyleri ekleyerek. Hakkı hak ve batılı, batıl bilmek. Allah ve onun Resulü bizden isteği asıl şey budur.

Hazreti Aişe Validemiz radıyallahu anh Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem hakkında ‘‘Onun ahlakı Kur’andı‘‘ diyerek güzel ahlaklı bir kul olduğunu ifade etmişlerdir. Sadece onu takip edenler değil bizzat yüce Yaradanımız olan Cenabı Hak onu övgüyle anmıştır. Bir ayeti kerimede  Resulünü şöyle zikretmiştir;

‘‘Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.‘‘

Kalem Suresi, 4. Ayeti

Kutlu Nebisi güzel ahlaklı ve bizlere güzel bir örnek olduğu için Allahımız bize, kullarına ona uymamızı emretmiştir. Bir başka ayeti kerimede yüce Allahımız celle cellahu şöyle buyurmuştur;

…‘‘Peygamber size (ganimetten) ne verdi ise, onu alın; (ve emirlerini tutun). Size neyi yasak etti ise, onu da almayın; (yapma dediğini yapmayın)…‘‘

Haşr Suresi, 7. Ayeti


Imam Fahreddin Razi bu ayeti şöyle tefsir etmiştir;

Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem)'ın Emrini Tutun, Nehyettiğini Bırakın

‘‘Cenâb-ı Allah daha sonra, "Peygamber size ne verdiyse onu alın. Size yasak ettiyse ondan da sakının" buyurmuştur. Bu, "Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)'in bize verdiği fey'i alın; o, sizin için helâldir. Almanızı yasakladığını ise, almayın. Feyp konusunda Allah'tan korkun. Çünkü, Resûlüllah'ın sizi nehyettiği şeylerde, Allah'ın azabı cidden çetindir" demektir. En güzel olan mana, bu ayetin, Rasûlullah'ın verdiği, emrettiği ve nehyettiği herşeye şâmil bir hüküm olmasıdır. Binâenaleyh, fey' ile ilgili hüküm de bu umumîliğe dahildir. Fey' Özellikle Muhacirlerin Hakkıdır.‘‘


Hayatın geçen her anında bizlere güzel bir örnek sergilemiş ve cansız, canlıların içinde benzeri olmayan ahlağı göstermiştir Allahın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Evet, islam güzel ahlaktır. Bu güzel ahlak eşi, benzeri olmayan bir güzelliktir, iyiliktir, hoşgörülüktür. Bu güzel ahlak barıştır, merhamettir, rahmettir. Bu güzel ahlak huzurdur, mutluluktur, saadettir. Bu güzel ahlak samimiyettir, çaredir, hidayettir. Bu güzel ahlak saygıdır, sevgidir, aşktır. Bu güzel ahlak devadır, şifadır, vefadır. Onu ne kadar anlatsakta,  ne kadar övsekte biteremeyiz. Onu bir zerre olsun anlatabildiysek ne mutlu bize.


Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Hocamız güzel ahlağı şöyle dile getirmiştir;

‘‘Komşu hakları konusundaki uyarılar, kötü söz söylememek, gıybet yapmamak, zulmetmemek, mazlumun yanında olmak, boş ve faydasız sözü yaymamak, abesle meşgul olmamak, insanları aldatmamak, sözünde durmak, emanete ihanet etmemek, insanların mahremini kurcalamamak, başkasının ayıbından önce kendi ayıplarıyla meşgul olmak... Evet, bunların hepsi güzel ahlakın pratikteki yansımaları değil mi?‘‘

Kaynak: Sabah Gazetesi, İslam güzel ahlaktır

 

Prof. Dr. H. Mehmet Soysaldı Hocamız ise bu güzel ahlağı şöyle tanımlamıştır;


Güzel Ahlakın İnsana Kazandırdıkları

Güzel ahlâk, insanı her türlü kötülükten temizler ve arındırır.

Güzel ahlâk, insanın bu dünyada mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamasına yardımcı olur.

Güzel ahlâk, toplumda insanlar arasında hoşgörünün yaygınlaşmasına vesile olur.

Güzel ahlâk sahibi insan, çevresindeki insanlar tarafından sevilir ve sayılır.

Güzel ahlâk, insanı Allah’a yaklaştırır.

Güzel ahlâk, insanın Allah’ın sevgi ve rızasına kavuşmasına vesile olur.

Güzel ahlâk, insanın ahirette peygamberle birlikte olmasına ve onunla beraber haşrolmasına vesile olur.

Güzel ahlâk, peygamberin şefaatine nail olmaya vesile olur.

Güzel ahlâk insanın cennete girmesine vesile olur.

 

Kaynak: Somuncubaba Dergisi, İslam güzel ahlahtır

 

 

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem mükemmel güzel bir ahlağa sahip olduğu halde yinede Mevlasına daima şu dualarla niyazda bulunmuştur;

 

Hz. Peygamber (s.a.v.), kendisi en mükemmel ahlâk üzere olmasına rağmen Cenab-ı Allah’a daima şu dualarla niyazda bulunmuştur;

“Ey Allah’ım! Yaratılışımı güzel yaptığın gibi ahlâkımı da güzelleştir.”

Ahmed b. Hanbel, age.,I, 403, VI, 155.

 
“Allah’ım! Beni amellerin en iyisine ve ahlâkın en iyisine ilet. Amel ve ahlâkın en iyisine ancak sen hidayet edebilirsin. Amellerin kötüsünden ve ahlâkın kötüsünden beni koru. Amel ve ahlâkın kötüsünden ancak sen koruyabilirsin.”

Nesâî, İftitah, 16.

 

“Allah’ım! Nefsime takvasını ver ve nefsimi (her türlü kötülükten) temizle, Sen temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen nefsimin dostu ve Mevlâ’sısın.”

Müslim, Dua, 73.

 

Demek ki;


Islam berrak, pak, temiz, güzel ahlaktır, bunda asla şüphe yoktur..

Güzel ahlaklı olan hem dünyada hem de ahirette neşe bulur..

 

Selam ve Dua ile..

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Haklarını helal etsinler.. Şiir 26.05.2021
Dünya dedikleri.. Şiir 24.05.2021
Güzel Filistinim.. Şiir 16.05.2021
Bu Vatan tektir, birdir asla bölünmez Şiir 26.11.2020
Ey güzel yüce Allah'ım Şiir 23.11.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
CANLI BOMBA NASIL ANLAŞILIR? Genel 10.06.2021
Toplumsal Histeri Genel 28.05.2021
İSLAM NEYİNİZE YETMEDİ DE TASAVVUF İMDADINIZA YETİŞTİ? Genel 26.05.2021
İNSANIN KENDİSİNE YABANCILAŞMASI Genel 23.05.2021
DAĞILMIŞ MİLLETLER Genel 22.05.2021

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Bir Türk Bilgesi 26.01.2021

Ahlakın çirkini, kötüsü, yanlışı olmaz. Ahlak tanımım: ''Ahlak; zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, insanlığın, toplumun doğru temelinin, ailenin doğru temelinin, insanın doğru temelinin, sanatın doğru temelinin, evrimin ve evrenin en soyut nitel zirvesidir'. Dini de Din hadisileri adı altında topladığım ve internette yayınladığım hadisler de şöyle tanımlar: ' 'Din bilim(ilim), ahlak, vicdan, merhamet, dürüstlük, adillik, güvenilirlik, tarafsızlık, medenilik, nefssizlik ve bunlarla inzivadır'.

Bir Türk Bilgesi 26.01.2021

Ahlakın çirkini, yanlışı, kötüsü olmaz çünkü ahlak zaten doğru, iyi, güzel şeyler demektir.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.