SEDA SAYAN TC CUMHURBAŞKANLIĞI KURUMUNDA NEYİ TEMSİL EDECEK

Açık ki akıldışı, ahlakdışı, derin ve küresel bir merkez dünyada akıldışı-ahlakdışı sözde Amerikan ünlülerini dünyaya, ülkelerde ise akıldışı ya da dine ya da ahlaka aykırı sözde ünlüleri de ülkelerine egemen, lider, önder, baş, akılhocası(akıl hocası), yönlendirici yapmaya çalışmakta; bu nedenle ki Türkiye'ye akıldışı-ahlakdışı Amerikan ünlülerinin gelmesi de, Survivor'da ünlülerin yarışması da bence bu nedenledir. Yani Abd dünyaya 'Bizim akıldışı ve dine aykırı ünlülerimize uyun', ülkelere de 'Bizim akıldışı ve dine aykırı ünlülerimize uyan ünlülerinize uyun' demektedir.

Açık ki bu merkez Abd başta olmak üzere, akıla ve ahlaka aykırı sözde ünlüleri ülkelerin başlarına lider, önder, akılhocası(akıl hocası), egemen yapmaya çalışmakta ki üniversite bile bitirmemiş, gençliğinde uyuşturucu da kullanmış, giyimde ahlak mahlak tanımayan Angelina Jolie de sırf ünlü olduğu için Birleşmiş milletler'e Abd temsilcisi yapıldı. Anlaşılan ki Türkiye'deki sözde ünlüler de benzeri bir yol izlemeyi seçmekteler; topluma liderlik, önderlik, akılhocasılığı yapmaya soyunmaktalar, yönlerini cumhurbaşkanlığı konutuna çıkmaya çevirmekteler. 'Vay ya, cumhurbaşkanlığına gidipgeliyor(gidip geliyor), cumhurbaşkanı ile arası çok iyi, iktidar ile arası çok iyi, bizi temsil edebilir, halkı temsil edebilir' havası, tıpkı kurnaz tarikat liderlerinin ve kurnaz cemaat liderlerinin yaptıkları gibi, cumhurbaşkanı ile de bir fotoğraf çektirdin mi iş tamamdır, yüksek mevkideki Akp'liler ile de olabilir.

Seda Sayan isimli, yoz, sözde sanatçı Tc cumhurbaşkanlığı kurumuna gidip cumhurbaşkanına yalvaracakmış.

Neden?

İstanbul sözleşmesi'nin uygulanmasını sağlatması için.

İstanbul sözleşmesi ne?

Zinanın, fuhuşun, pornonun, çıplaklığın, 14 yaşına kadar çocuklarla cinsel ilişkinin, ve esrar uyuşturucusunun serbest olduğu akıldışı, ahlakdışı Avrupa birliği'nin Türkiye'ye dayatmaya çalıştığı 2. bir Mondros anlaşması. Akıldışı, ahlakdışı Avrupa birliği Türkiye'den ne isteyebilir? Açık ki akıldışı, ahlakdışı şeyler; yani evliyaca, dervişçe, ahlaka uygun şeyler isteyecek değil.

Seda Sayan Tc cumhurbaşkanlığı kurumunda neyi temsil edecek? Cumhurbaşkanlığı kurumuna ne adına, kimin adına gidecek?

'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk ya da Atatürkçülük mü; 'Önce ahlak' demek olan Türk, Türklük mü; 'Önce bilim ve ahlak' diyen Din hadisileri yani din mi; Atatürk'ün 'Ben sanatçının ahlaklısını severim, ahlaksız kalmış bir sanatın hayat damarlarından en önemlisi kopmuş demektir' diye tanımladığı sanat ve sanatçılık mı; 'Önce bilim ve ahlak' demek olan demokrasi mi; 'Önce bilim ve ahlak' diyen laiklik mi; 'Önce bilim ve ahlak' diyen özgürlük mü, neyi? Açık ki akıldışı, ahlakdışı Avrupa birliği; bu akıldışı-ahlakdışı birliğin istekleri, ve bu birliğin yandaşları. İstanbul sözleşmesi denilen şey ahlakı koruyacak değil ya, sahibi olan Avrupa birliği ahlakı korumuyorken, ahlak düşmanı iken?

Dikkat edilirse 'Tc cumhurbaşkanlığı' yazıyor yani 'Türkiye cumhuriyeti'. Türk demek önce ahlak demektir. Yani ahlaka aykırı hiçbir insan Tc cumhurbaşkanlığı'na gidip toplum, halk, ülke adına isteklerde bulunamaz, Türkiye'yi yönlendirme hakkını ya da özelliğini kendisinde göremez, ancak kendi adına ve kendi gibiler adına bulunabilir.

Peki; Seda Sayan'ın toplumsal alanlarda yani başkalarının yanında açıksaçık, daracık gibi; bikini, mayo denilen sütyen-külot gibi akıldışı-ahlakdışı moda giysilerle bulunması ahlaka yani Atatürk'e, Atatürkçülüğe, Atatürk'ün tanımladığı doğru sanat ve doğru sanatçı tanımına, demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe, aile kurumuna, dine ve Türklüğe aykırı değil mi?

Ülkede bunca üniversite mezunu insan; akademisyen insan; bilimci insan varken üniversite bile bitirmemiş; düşünür, alime, bilge bile olmayan bu kişinin üstelik de Türkiye adına cumhurbaşkanına çıkmak istemesi cehaletçe bir kibir değil mi?

Sen de değil misin bu haberdeki kişilerden biri: 'Aralarında Seda Sayan, Şeyma Subaşı, Seren Serengil, Seray Sever, Ebru Akel, Seda Akgül gibi isimlerin olduğu ünlülerin, sosyal medya hesaplarından 'Corona virüsüne karşı korur' gibi ifadeler kullanarak tanıttıkları 'No Attack' isimli ürün sebebiyle, '.

Alime değilsin, bilge değilsin, bilimci değilsin, Atatürk'ün de Muhammed'in de tanımladığı insan örneğine aykırı birisin; Türkiye adına, Türkiye toplumu adına cumhurbaşkanlığına çıkmak istiyorsun. Hukuktan anlamıyorsun, hukuk adına konuşuyorsun. Tıptan anlamıyorsun, tıp adına konuşuyorsun. Nedir bu sende evrensel kibir? Ünlü oldun ancak alime olamadın; ünlüsün ancak alime değilsin, bunu bil. İnsan sokağa çıkarken bile ne için çıktığını ve kim olduğunu bilir. Ne felsefeden haberin var, ne mantıktan, ne bilimden, ne dinden, ne Türklükten, ne Atatürk'ten; heryere zıplamaya çalışıyorsun, toplum önderi, ülke lideri gibi. Nedir bu önlenemez kibir, bu kendinden razılık?

Bu kişi demiş ki:
1- 'Kılıçdaroğlu bizi bir yere davet etmiş de biz gitmemiş miyiz?'. Kılıçdaroğlu seni neden davet etsin ki hem Atatürk'e aykırısın, hem alime değilsin. Ne yani; sesini sevenler var diye, ünlüsün diye heryere gitmek, heryere davet edilmek zorunda mısın ya da hakkına sahipsin? Bir de 'bizi' diyor, 'beni' yerine yani kibirin çoğul hali.
2- 'Yandaş mısınız?' sorusuna; 'Öyle algılanıyorum. Yandaş sanatçı muamelesi görüyorum. Bazen cumhurbaşkanı yalakası diyenler de oluyor. Bunlar umrumda mı hiç umrumda değil! Bir cumhurbaşkanı sizi bir davete çağırıyorsa, icabet etmelisiniz. Size ülkenin cumhurbaşkanı size bir davetiye göndermişse, bunu kabul edip oraya gitmenizin ne sakıncası var? Buna bu gözle bakanlar utanmalı bence. Tabii ki gideceksiniz. Benim yakın olduğum sadece Recep Tayyip Erdoğan beyefendi değil ki. Süleyman Demirel'le de çok yakındım. Turgut Özal beyefendiye de çok yakındım.' demiş. Bu nasıl bir sanatçılık ki eleştiriler umurunda bile değil, yani nefsine aykırı olan, nefsine uymayan herşey umurunda değil, açık ki bilimsel ve dinsel eleştirilerde umurunda değil, hiçbirşey umurunda değilse cumhurbaşkanına Türkiye halkı için de, sanat için de, sanatçı olarak da, insanlık adına da, özgürlük adına da, demokrasi adına da çıkmak hakkını ya da özelliğini ya da niteliğini kendinde nasıl görüyorsun? Bir insana 'Yalaka' deniliyor, ve özeleştiri bile yapmıyor, yozluğun-bencilliğin-sorumsuzluğun 'Dünya bir yana, ben bir yana' havası. Ne demek 'Cumhurbaşkanı davet ediyorsa icabet etmek gerekir'; tarih padişahların bile davetlerine gitmemiş evliyaları, dervişleri anlatmaktadır; sanatçı heryere gitmez, ve sanat için de herşeyi yapmaz, Atatürk ne diyor, 'Sanatçı bilimsel ve ahlakçı olmalı' diyor. Nedir yani bu, cumhurbaşkanlarına yakın olmak merakı; 'gerekir' yerine 'icabet etmek' falan, Osmanlı havası. Sen asıl; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'a yakın olmaya bak, siyasetçilere değil çünkü siyaset bilime ve dine aykırıdır çünkü yandaşlıktır.
3- Demiş ki 'Size ülkenin cumhurbaşkanı size bir davetiye göndermişse, bunu kabul edip oraya gitmenizin ne sakıncası var? Buna bu gözle bakanlar utanmalı bence.'. 'Utanmak' demiş; medyadaki açıksaçık, ahlaka aykırı, dine aykırı, Türklüğe aykırı, Müslümanlığa aykırı görüntülerine bakıp utanması gerekiyor önce; sorsan 'Elhamdüllilah Müslüman'dır.
4- Demiş ki 'Meral Akşener tarafından da böyle bir davet almadım. Biz davete gidiyoruz, devlet büyüklerinin davetine gitmemek bir saygısızlıktır. Oraya gitmek orada olmak, taraf olmak demek değildir. Bu yeni böyle bir abuk sabuk hale getirildi. Sanatçı kimsenin değildir. Politikacılar değişir sanatçı durur orada. Ben kaç tane lider saydım, hepsi gitti.'. Bilmeli ki temel saygısızlık ahlaka, dine aykırılıktır. Hele ki Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe hakaret edilen yerlere gitmek tümden saygısızlıktır. Sanatçı da akıllı ya da ahlaklı insan da her davete gitmez. 'Oraya gitmek taraf olmak demek değildir' gibi bir saçmalık da etmiş; öyle ise şu örneği düşünmeli: Hitler zamanında yaşamış olsaydı, ve Hitler'in davetine gitseydi, 'Ben Hitlerci değilim' deseydi, anlamı kalır mıydı? 'Taraf olmak' dışında bir de 'kullanılmak' denilen birşey vardır.
5- Üniversite bile okumamış, tek bir hukuk kitabı bile okumadığı açık olan hali ile demiş ki 'sokak mantığı' ile, 'Bu adamlar kravatını takıyor, mahkeme salonuna çıkıyor, hafifletici neden, mahkemedeki görüntüsüymüş. Kadına şiddet uygulayan erkeğe, bunlara cevap hakkı bile verilmemeli.'. Hiçbir mahkeme ya da yargıç giysiye, kıravata, tıraşa(traşa) bakıp karar vermez, cezada indirim de yapmaz. Hangi suçlu mahkemeye takım elbiseli, kıravatlı, sinekkaydı tıraşlı(traşlı) çıktı diye serbest kalmış söylesin. Bunlar cahil sokak ağızıdır. Kuşkusuz ki hukuk pişmanlığı dikkate alır çünkü hukukun bir amacı ceza, bir amacı da eğitmektir yani hukuk hayatında ilk kez suç işlemiş biri ile, suç işlemeyi huy edinmiş birini asla eşit saymaz. Sanığın giysisinden, görünümünden önce; hukukta 'Suçun unsurlarına' bak internetten.
6- 'Sanatçı kimsenin değildir' demiş ancak bu 'Sanatçı kafasına göre takılır' demek değil, 'Sanatçı bilime ve ahlaka uygun' olmalıdır ise doğru sanatçı tanımıdır.

Ben de; seni ne dinlerin, ne davet ederim, ne de sana saygı duyarım.

İnsan ne olduğunu, ne olmadığını bilmeli ki cehaleti ve nefsi onu helak etmesin. Nefs insanı vezir de eder, rezil de eder; öyle ki hadis 'Sultanlarla düşüpkalkan alimler bile hırsızdır' yani 'dinsizdir' diyor yani nefs alimi bile rezil eder. Topluma akılhocası olmak isteyenler önce bilime, ahlaka ve nefssizliğe sarılmalı.

Ne yapacaksın cumhurbaşkanına çıkıp; akıldışı, ahlaksız, insanlıkdışı Avrupa birliği'ni övüp, onun hazırladığı sözleşmeyi mi öveceksin cumhurbaşkanına; sanki Türk ceza hukuku'nda 'Şiddet' ve 'Cinayet' suç değil de serbestmiş gibi, sanki bu iki şey yalnızca Avrupa birliği'nde suç imiş gibi?

Ya, beni dinlemeyen bu ülke seni dinlese ne olur, dinlemese ne olur.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 6.9.20/02.14


Başlık Kategori Yayın Tarihi
TEK DÜNYA SİSTEMİ Felsefe 03.07.2021
İslam niye doğru dindir? İslamofobi Felsefe 20.05.2021
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021