İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN UYGULANMASI İÇİN KADINA SAHTE ŞİDDET UYGULAMALARI MI YAPILIYOR?

Savım ki 21. yüzyıl akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkezin ki bu merkez büyük olasılıkla Abd'de ancak yine büyük olasılıkla Abd kanadı, ve Avrupa kanadı olmak üzere iki kanada, odağa sahip, ülkelere akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamak ve bunun için de ülkelere ve ülkelerde tuzaklar, kurnazlıklar ve hileler kurmak çağıdır ki bunu da en başta akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlüler, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunuları, akıldışı-ahlakdışı festivaller, akıldışı-ahlakdışı amaçlı sivil toplum örgütüleri, akıldışı-ahlakdışı sinema, akıldışı-ahlakdışı müzik, akıldışı-ahlakdışı çocuk oyuncakları, akıldışı-ahlakdışı reklamlar, sıpor(spor), porno, eşcinsellik ile; cinsellik üzerinden, ve genelde yetişkin insan dişisi üzerinden yapmakta.

Avrupa kanadı Türkiye'ye eşcinsellik serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği, porno serbestliği, kenevir üretim serbestliği, akıldışı-ahlakdışı moda, ve İstanbul sözleşmesi gibi şeyler dayatmakta.

Açık ki böyle bir merkezden tuzaklar, kurnazlıklar ve hileler beklenilmelidir. Örnek ki darbe yapmak ya da yaptırmak istedikleri bir ülkede önce terör, anarşi yaratıyor; sonra da ülkedeki terör, anarşi bahane edilip darbe yaptırılıyordu; şimdi ise darbe gerekçesinde bahane olarak terör, anarşi yerine ekonomi sorunları getirilmiş durumda. Açık ki ülkemizde de; akıldışı ve ahlakdışı bir tuzak, aldatmaca, kandırmaca, tuzak, hile olduğu, yandaşlarının sözlerinden, savlarından, giyimlerinden ve özel hayat hallerinden de belli olan İstanbul sözleşmesi'nin uygulanması için tuzaklar, kurnazlıklar, hileler yapılması olağandır ki ben bunun uzun süredir uygulanmakta olduğundan kuşku duymaktayım da; örnek ki bazı yetişkin insan dişisilerine akıldışı-ahlakdışı moda şeyler giydirip toplumsal alanlara gönderip, bazı baylarla bayanları toplu taşım araçlarında ve toplumsal alanlarda dudak dudağa öpüştürüp, toplu taşım araçlarına akıldışı-ahlakdışı moda giyimli bayanları bindirip, bazı bayanları üstelik de cinsel sunumlu giydirip geceyarısı sokağa çıkarıp toplumu ya da bazı kimseleri tahrik edip olay çıkarttırmak gibi. Bu uygulamalara şimdi de, İstanbul sözleşmesi'nin temel dayanağı, savı 'Kadına şiddet' olduğu için, bu ahlaka aykırılık tahriki ve tacizi yani tuzağı yanında şimdi de 'Kadına şiddet senaryosuları(senaryoları)', yetişkin insan dişisine şiddet düzmece olayları taktiği uygulanmakta olabilir.

Bu konuda, yeni, medyadan iki örneği sunmak isterim:
1- Parkın ortasında kadına şiddet: O anlar, yurttaşın kamerasına böyle yansıdı. Olayı gören vatandaşların durumu polise bildirdiği öğrenildi. Bir süre sonra şahsın yerdeki kadının elinden tutarak kaldırıp olay yerinden ayrıldığı belirtildi. (Yani bu durum büyük olasılıkla senaryo olabilir, hem şiddet uygula, hem şiddet gör, sonra da kol kola git, tuhaf. Açık ki olay, birilerinin olayı çekip sosyal medyada yayınlayacağı düşünülmüş olabilir ya da olayı çekip sosyal medya da yayınlayacak bir kişi de ayarlanmış olabilir.).
2- Otobüste kadına tokat: Kimsenin müdahale etmediği o anlar kamerada. Arnavutköy'de otobüste yolculuk eden bir kişi, bilinmeyen nedenle bir anda yanındaki kadına tokat atarak hakaret etti. Otobüsteki kimsenin müdahale etmediği o anlar bir yolcunun cep telefonu kamerasına saniye saniye yansıdı. Kimlikleri tespit edilen kişiler polise, birbirleri ile nişanlı olduklarını, şakalaşmak amacıyla böyle bir şey yaptıklarını söylediler ve birbirlerinden şikayetçi olmadılar. (Bu nasıl bir şaka acaba? Toplumun içinde hakaret et, şiddet uygula, sonra da 'Şaka' de. Açık ki olay; toplumu pırovoke(provoke) etmek amaçlı olabilir yani kimlikleri saptanmasaydı konu topluma 'Kadına şiddet' olarak yansıtılacaktı ki yansımıştı da zaten ki bu durumda işin içinde, olayı kameraya çekip sosyal medyaya koyan kişi de olabilir.

Bu nedenle ki bu tür olaylarda olay kişilerin de, olayları sosyal medyaya yükleyenlerin de bir sivil toplum örgütü olup olmadıkları da araştırılmalıdır.

Uyanık ol Türkiye. Tek çözümün, tek kurtuluşun, tek sığınağın; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlaka' sarılmak, ve bilime ve ahlaka karşı olan, aykırı olan herşeye karşı olmak. Düşmanın silahında mermi yerine moda markaları, moda akımıları(akımları), haz, zevk, nefs var artık çünkü nefs hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır, hem de önce akılı, mantığı, sonra da ahlakı ve vicdanı yok eder, ve bir toplum hem de ağaçlar gibi ayakta ölür, yıkılır gider.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 26.8.20/05.33