NORMAL OLUNMADAN NORMALLEŞME OLMAZ

Türk dil kurumu 'Normal; kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun, aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum' demiş ancak gerçek ki bu tanımın bilim için de, insanlık için de hiçbir anlamı yok çünkü bu tanım haydut çetesi için de, genelev için de, bilimdışı şeylere inananlar için de kullanılabilir, uygulanabilir; örnek ki mafyanın da 'kendine göre' normalleri vardır, örnek ki çeteye ihanet etmemek gibi, genelevlerin de 'kendilerine göre' normalleri olabilir, örnek ki gürültü yapmamak gibi.

Oysa Muhammed 1400 yıl önce, normali tanımlamıştı: 'Bilime, ahlaka ve vicdana uygunluk'. Bu nedenle ki Muhammed 'Bunlar yoksa din de olmaz' dedi.

Öyle ise 'normal'in tanımı kısaca şudur: 'Bilime, ahlaka ve vicdana uygunluk' yani bunlar yoksa insanda da, toplumlarda da, ülkelerde de, devletlerde de, hukukta da, demokraside de, laiklikte de, eğitimde de, insanlıkta da normallikten söz edilemez. Yani, Türk dil kurumu'nun bu tanımı 'normal' değildir.

Yani önce ülkelerin, devletlerin, hukukların yani sistemin normal olması yani 'bilim, ahlak ve vicdan' üzerine kurulu olmaları gerekir normallik için.

Normal olmamakta normallik durumu(hali) olmaz ancak önlemler alınabilir; örnek ki mafya da, genelevler de kendilerini korumak için önlemler alırlar; yani normalleşme başka şeydir, önlem almak başka şeydir, yani normal olmayan insanlar, toplumlar, ülkeler ve devletler ancak önlem alabilirler ancak durumları normal olmaz yani normal olmamak önlem almayı önlemez.

Önlem almak ya da doğru olmak için insanların ille de bilimsel olmaları gerekmez, mantıklı olmaları da yeter ancak mantık demek ahlak da demektir çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, düşünmenin, insan olmanın en üst nitel aşamasıdır savım ki; yani bir toplumda ya da bir insanda ya da bir ülkede ya da bir devlette ahlak yoksa mantık da tam yoktur, bu nedenle de önlemler de ya eksik olurlar ya da önlemlere uyulmaz; örnek ki kötü, yanlış şeyler olmalarına karşın mafya da, genelevler de koronaya karşı maske kullanabilirler.

Bu felsefel ve mantıksal girişi yapmadan, anlamadan korona salgınına karşı normalleşme olmayacağını anlamak olanaksız olur yani bir ülke ya da toplum ya da sistem ya da bir toplumdaki insanlar normal değilse yani bilime, ahlaka ve vicdana aykırı iseler normalleştik diyemezler ancak önlem, önlemler alabilirler.

Yani bilim ya da mantık, ahlak ve vicdan üzerine kurulu olmayan devletlerde, ülkelerde, toplumlarda, insanlarda koronaya karşı doğru davranılması da; korona salgınına karşı 'normal'leşmek de 'normal'leşmek kavramı açısından olanaksızdır yani insanlar hem ortalıkta ahlakdışı giysilerle gezip hem de ahlaklı ya da dinli ya da mantıklı olduklarını söyleyemezler, öyle olduklarını düşünseler de.

Bu açıdan toplumlara, ülkelere, devletlere, toplumlara, sistemlere ve insanlara bakalım. Dünyada kaç devlet, ülke, sistem, toplum ve insan bilim ya da mantık, ahlak ve vicdan yani normal kavramı üzerine kuruludur? Kimisinde bilim ya da mantık yok, kiminde ahlak yok oysa normallik için bu iki şeyin de birlikte bulunması, olması gerekir; açık ki devletler, sistemler bilim, ahlak ve vicdan üzerine kurulmadan devletler de, toplumlar normalleşemezler, insanlar da kendi emekleri dışında normalleşemezler.

Bu nedenle ki ülkelerde; koronaya karşı önlemlere uymayan, üstelik de koronoya karşı önlemlere karşıçıkan(karşı çıkan), tepki gösteren insanlar ve kitleler ortaya çıkmaktadır ki bu da korona salgınına karşı savaşı ya zorlaştırır ya da engeller.

Gerçek ki korona salgını bunca bilimsel ve teknolojik gelişime, yaşamda(hayatta) medenileşmeye, ve üniversiteye karşın karşın insanlığın henüz medenileşemediğinin, henüz barbarlık çağında olduğunun; doğa ile insanlığın zekası arasında insanlığın zekasının geriliği biçiminde büyük bir fark olmasının insanlığa geri yansımasıdır ki bunun da birinci sorumlusu ülkelerin bilime, ahlaka ve vicdana aykırı yöneticileridir yani koronaya karşı yani doğa önünde insanlığın zekası henüz geri olmasına karşın korona salgınına karşı savaşa karşı birinci, ilk direnç ülkeleri yöneten kişilerden çıkmaktadır.

Yani bu kafa ile ne ülkelerde, ne de koronaya karşı savaşta normallik, normalleşme olmaz. Bu açıdan; korona salgınının yani doğanın insanlığa vermekte olduğu ders, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in de, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi, 'Bilim ve ahlak ile yönetil'dir, siyasetle, özel sektörle ve akıldışı-ahlakdışı ünlülerle değil. İnsanlık ya da toplumlar bunu anlamadıkça, öğrenmedikçe ya korona salgınına karşı savaşta yenilirler ya da korona gider, başkası gelir yani felsefenin, bilimin değiştiremediği, normalleştiremediği insanlığı korona yani doğa değiştirmek zorunda kalmaktadır.

Evet; 'Demokrasi=Laiklik=Bilim+Ahlak' olmak zorundadır yoksa ne dünyada, ne ülkelerde huzur, güven, özgürlük, gerçek hukuk, gerçek eğitim, gerçek devlet, ve sağlık olur.

Bu nedenle; koronaya karşı savaşa pısikoloji(psikoloji) bilimi yani akıl-ruh hastahanesi de dahil edilmelidir çünkü bu konu yalnızca bilimsel önlem konusu değil, kişilik yani akıl-ruh sağlığı konusudur da.

Koronaya karşı 'normalleşme' isteniyorsa önce 'normal' yani bilime ve ahlaka uygun olunmalıdır; hem insan, hem toplum, hem devlet yani sistem olarak.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 24.8.20/06.23

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)