TÜRKÇEDE '-NA' EKİ MANTIKSIZLIĞI SAVIM

Konuya şimdilik oldukça yüzeysel ve genel yani 'Giriş bölümü' yani 'Dikkat çekmek bölümü' olarak değineceğim. Yani bu konuda son kararımı vermiş değilim ancak konunun düşünülmesi gerekir.

Doğru dil matematik gibidir, herşeyi mantıklı ve tutarlıdır; hiç mantıksızlık, tutarsızlık, uyumsuzluk içermez. Bu nedenle ki 'Dili daha kibar, daha hoş, daha güzel, daha tatlı' yapmak durumları dile mantıksızlık, tutarsızlık ve uyumsuzluk verir, bu da dili doğru ve evrensel olmaktan uzaklaştırır.

Türkçesiz evrensel çapta felsefe ve bilim olmaz çünkü Türkçe örnek ki 'özgürlük' sözcüğünün içerdiği anlama sahip tek sözcük olan 'özgürlük' sözcüğünün yaratıcısıdır ancak açık ki Türkçenin de kendi içinde felsefeye ve bilime gereksinimi var.

Bu gereksinimin örneklerinden biri de savım ki '-na' eki yani 'Bana, ona, buna, şuna'daki 'na' eki; örnek ki 'Bu kitap bana ait, şu ev ona ait, o araba ona ait'teki gibi. Bu ek 'sahiplik' bildirse de gerçekte yön bildirmektedir yani yön ekidir ki bu durum şu örneklerle daha iyi anlaşılabilir:'Bana gel, buna git, şuna git, ona git'.

'-na' diye ek olduğunu şuradan anlıyoruz: 'O' oluyor 'Ona' yani 'o'ya '-na' son ve birleşik eki geliyor. Yani açık ki konuşma dili yazı dili yapılmakta oysa yapılmamalıdır yani kulağa hoş gelmese de 'ona' değil, 'oa' yazılmalıdır, örnek ki 'arabaya' değil 'arabaa' yazılmalıdır, örnek ki matematikte '7 hoşuma gitmedi' diye 7 yerine 9 yazmak hakkı var mı, yok; konuşurken 'gidiyom, gitçem' deniliyor ancak yazıda böyle yazılıyor mu, yazılmıyor; bunun gibi yani.

Türkçede '-na' diye ek yoktur ya da olmamalıdır çünkü olması Türkçede mantıksızlık ve tutarsızlık yaratmaktadır ki mantıksızlık ya da tutarsızlık içeren bir dil hem doğru dil olmaz, hem bilimsel dil olmaz, hem de evrensel dil olmaz.

Durumdaki mantıksızlık ve tutarsızlık 'Ben, sen, o'nun çoğul durumunda da ortaya çıkmaktadır çünkü tekil durumlarda 'Bana, ona, şuna' denilirken, çoğul durumlarda 'Bize, size, onlara, şunlara, bunlara' denilmektedir yani sözcükler yalnızca '-a, -e' eki almaktadırlar, '-na' eki değil ki gerçekten de örnek ki tekil durumlarda okula, eve' de denilmektedir, 'okulna, evne' değil ancak 'okuluna, evine' durumları yalnızca yön değil, sahiplik de bildirmektedir oysa örnek ki 'Anahtarı ona ver' tümcesindeki 'ona' sahiplik değil yalnızca yön içermektedir.

Durum örnek ki küresel dil olan İngilizcede mantıklı durumdadır çünkü Türkçesi ile 'Bana, ona' derken de, 'Bize, size' derken de yani tekil durumda da, çoğul durumda da 'to me(bana), to you(sana), to us(bize)' denilmekte, tekilde de, çoğulda da 'to' dış ön eki kullanılmakta, ve asıl sözcüklerin yazımları değişmemektedir, oysa Türkçede değişmekte, örnek ki ben 'Bana', sen 'sana' olmakta oysa Türkçede 'Ban, san' diye zamir yoktur yani doğrusu 'Bene, sene' olmalıdır, 'size'de olduğu gibi yani örnek ki '5' 5 yazarken de '5' yazılır, 50 yazarken de, 500 yazarken de, 5000 yazarken de, 50000 yazarken de yani doğru dil de böyle olur yani doğru dilde örnek ki 'Ben' 'Bana' olmaz, 'Bene' olur.

'Gerçekler ve doğrular göze ve kulağa hoş gelmeyebilirler ancak yine de gerçektirler, doğrudurlar; dil de, Türkçe de böyle olmalıdır.

Bu nedenle savım ki matematiksel doğrulukta olmayan diller de küresel dil olabilseler de asla evrensel, felsefel ve bilimsel dil olamazlar.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 22.8.20/04.37