İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ İNCELEMEM

Sunulan, anlatılan şeyleri önce dıştan, dışlarından mantık ile incelemek gerekir çünkü mantığa aykırı birşeyin doğru ya da gerçek olmak olasılığı bilimsel kuramlar dışında oldukça düşüktür. Ben de üniversiteleri medyadaki tanıtımlarına(reklamlarına) ve internet sitesilerine(sitelerine) bakıp; felsefe, mantık, bilim, Türkçe, Atatürkçülük durumu, ve dini tanımlayan Din hadisileri açısılarından(açılarından) inceliyorum. Bu nedenle; konuları da, sorunları da, çözümleri de, üniversiteleri incelemem de oldukça farklıdır.

Bugün de İstanbul medipol üniversitesi'ni inceliyorum.

Bu üniversitenin, medyadaki müzikli tanıtımı tuhaf öncelikle; yani en başta, bu tanıtım bilime, bilimselliğe ve üniversite kavramına aykırı özellikte çünkü hem müzikle bilim, üniversite tanıtımı olmaz, hem de bu müzik pop müzik türü birşey, bir bayanın söylediği.

Bu üniversitenin 'İstanbul Medipol Üniversitesi 2020 Tanıtım Filmi- Fakülteler' adlı tanıtım videosunda ilk gözeçarpan(göze çarpan) şey başları açık bayan öğrencilerin aşırı uzun ve salınmış saçları; saç bağımlılığı, saç teşhiri, saç modası köleliği; 'Önce saçım, sonra ben' yani 'Önce moda, sonra ben, sonra üniversite, eğitim' izlenimi veren yani bayan öğrenciler bilimsellik, bilimsel amaç değil saç ve moda sunar gibi görünmekteler yani saçlar bilimciye değil modacıya yakılır biçimdeler. Videoda, üniversite kantini olduğu belli olan biryerde, öğrencilerin arasında bir kedi dolaşmakta ki kedinin kılı da zararlıdır, ağızı da pis olur, şeyini yaladığı için. Bayan öğrencilerin kimisi tayt pantolonlu yani açık ki hem üniversitede ahlaka pek değer verilmemekte hem de öğrencilerde bilimden, bilimcilikten, bilimsellikten çok modaya, dış görünüşe değer vermek, ahlaka değer vermemek serbestliği var gibi görünmekte oysa ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, akıl-ruh sağlığının, insanlığın, evrimin, demokrasinin, laikliğin, bilimin, dinin, evrenin en üst nitel soyut aşamasıdır; ve ahlaka uymamak nefstir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de önce akılı, mantığı, sonra da ahlakı, vicdanı yok eder yani ahlaka aykırı giyimle, görünümle ya da nefs kokan görünümle bilim de, bilimcilik de, üniversite de, eğitim de doğru, gerçekçi olmaz. Yani bir üniversitede önce öğrencilerin ve akademisyenlerin giyimlerine, görünümlerine bakmak gerekir çünkü dünyada sütyen-külot ile gidilebilen üniversiteler bile olabilir ki önce ahlaka uymayan durumdan ne insana, ne toplumuna, ne insanlığa ruhsal, kişiliksel, tinsel yarar gelir; bu nedenle ki dünyada pornoda oynayan, fuhuş yapan, zina yapan, ortalıkta sütyen-külot gezen öğrenciler de, öğretmenler de, akademisyenler de, bilimciler de bulunmakta; nerede bulunmakta, insanlığın ve dünyanın başına bela olan ülkelerde bulunmakta; bilirsiniz, Hitler'in de ilk sarıldığı şeyler ahlaksızlık ve vicdansızlıktı ki vicdan da ahlaka dahildir, yani vicdan, merhamet, saygı isteyenler ahlak da istemeli. Gerçek, doğru eğitim önce beyinin, ruhun en üst aşaması demek olan ahlak ile başlamalı ki Muhammed de, Atatürk de bu nedenle yalnızca 'Önce bilim' değil 'Önce bilim ve ahlak' dedi ancak ne yazık ki görülen ki eğitim ve ülke bilimi içerse de ahlakı dışlamış durumda.


Henüz bu üniversitenin internet sitesine bakmadan önce, özünü, ruhunu, kişiliğini, amaçını gösterecek dışsal verilerine bakmaktayız ki bunlardan birisi tanıtımları idi. Şimdi de şu iki duruma bakalım: Bu üniversitenin kurucusu Fahrettin Koca; Atatürk, demokrasi, laiklik, Türkçecilik karşı, ve Osmanlıcılık yanlısı Akp hükümetinde Sağlık bakanlığı bakanıdır yani Akp'ci olduğu açıktır çünkü yoksa ona bakanlık verilmezdi. Bu kişi tıp fakültesi mezunudur yani doktordur, tıpçıdır, ve Medipol hastahanesi'nin de kurucusudur; yani düşünün, Hipokrat yemini de içeren bir fakültenin mezunu, ve üniversite bitirdiği için de bilimsel ve vicdancı olması gereken bir insan; 'Önce ilim(bilim ve ahlak' demiş olan Muhammed gibi'Önce ilim(bilim) ve ahlak' diyen Atatürk karşıtı; ancak öz bebek kardeşlerini, öz çocuk kardeşlerini, öz annelerini, öz babalarını, öz evladlarını bile öldürtmekten çekinmemiş yani bilime de, Türklüğe de, dine aykırı bir dünyayı savunan, baştaçı eden bir siyasi partinin egemenliği içinde yer almakta; bu nasıl bilim, nasıl tıp, nasıl Türklük, nasıl Müslümanlık? Öteyandan; bu bakan kişinin, korona konusunda verdiği günlük verilerin güvenilirliği de tartışma konusu olmuş durumdadır oysa bilim demek 'güvenilirlik' demektir.

Gelelim, Selman Öğüt isimli, bu üniversitenin bir bay doçentine. Medyadaki bilgilere göre bu kişi de Atatürk karşıtlığı, Osmanlıcılık, ve Akp'ye yakınlık ile tanımlanmakta. Bu kişi 'Herkes gibi ben de Arabça Ezan'ın anlamını biliyorum' deyip, Ezan'daki 'Allahü ekber' sözünün 'Allah birdir' demek olduğunu söyleyen yani 'Allah büyüktür' demek olduğunu bile bilmeyen yani bilmediği açığa çıkan, ve Ezan'ın Türkçe değil Arabça okunmasını da savunan bir kişidir ki bu da bu ülkede İslam'ın neden Türkçe değil de Arabça öğretilmeye çalışıldığına biraz olsun ışık tutan bir durumdur: 'Millet dinlesin, söylesin ancak anlamını bilmesin', bu nedenle de dini tanımlayan Din hadisileri öğretilmiyor.

Şimdi gelelim üniversitenin internet sitesine. Üniversite İslamcılık ve Osmanlıcılık dünyası içinde yer almasına karşın ilginç ki internet sitesinin ana sayfasında göze çarpan bayan öğrenci türü başı açık ve saç nefsi kokan, yüzlerinden önce ve çok uzun ve salınmış saçları gözeçarpan, belli ki pusulası bilim ve din değil de moda yani nefs yani en büyük cehalet olan bayan türü.

Üniversite sitesinin 'Kurumsal değerler' adlı bölümünde, sanki her Akp yanlısı üniversitede olduğu gibi, söz birliği, ağız birliği edilmiş gibi 'Misyonumuz', 'Vizyonumuz' ve 'Değerlerimiz' var yani yine 'Misyon, vizyon', sanki Türkçe karşılıkları yokmuş gibi, yani bu üniversite de daha en başta Türkçeye ilgisiz, Türkçeye sorumsuz, Türkçeye duyarsız görünmekte ki böyle bir durum bilime aykırıdır çünkü dile duyarsızlık bilimde yer alamaz çünkü dil de dilbilimi olarak bilim içindedir.

Bu üniversitenin misyonu şu imiş: 'İstanbul Medipol Üniversitesi verdiği eğitim ve kattığı farklılıklarla, kalıcı üstünlükler kazanmış, bilim ve teknoloji üretimine odaklı, toplumun değişen ihtiyaçlarına cevap verebilen bireyler yetiştirmeyi ilke edinmekte, topluma ve evrensel bilime katkıda bulunmayı görev kabul etmektedir.'; bakın yine 'Bilimsel ve ahlakçı insanlar yetiştirmek ve bilimsel-ahlakçı toplum/ülke ve dünya yaratmak' yok. Bu üniversite bu 'misyon'unu 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e karşıtlık, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e düşmanlık, ve bebeklerini, çocuklarını bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı hanedanlığı'nı baştaçı eden, onurlandıran, gururlandıran, bilime de, dine de, Müslümanlığa da, Türklüğe de, insanlığa da aykırı durumda olan Akp'nin ve Osmanlı'nın yanında yer alıp mı yapacak yoksa?

'Vizyon'u da şu imiş: 'Güçlü kurumsal kültürü, girişimcilik ruhu ve sürekli gelişime açık dinamizmi ile bilime ve topluma yön veren öncü bir üniversite olmak.'. Bakın, her kapitalist gibi 'girişimcilik ruhu' diyor yani felsefe, bilim ve din kafası değil şirket kafası, kapitalist kafası. 'Bilime ve topluma' yön verecekmiş; ne ile, bilimsel ve vicdanlı olmayan; Atatürk'e, demokrasiye, laikliğe karşı; Türkçeye duyarsız, ilgisiz; Osmanlıcı; 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'e zıt, karşı, ve Akp'ci bir kafa ile mi? Alim mi, alime mi, bilge mi oldun da bilime ve topluma yön vermek özelliğini, olanağını ve hakkını kendinde görüyorsun? Üniversite demek 'Bilim, evren ve insanlık' demek; bilime aykırı şeylere inanmakla, Osmanlıcılık'la, Atatürk karşıtlığı durumu ile, bilimselliğe aykırılıkla, moda ile, pop müzikle, dini tanımlayan Din hadisileri'ne aykırılıkla, ve siyasetle mi yapacaksın bunu? Açık ki bu tür her üniversite gibi bu üniversite de 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in de, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile kendini değiştirmeli, kendine yön vermeli.

'Değerlerimiz' bölümündeki 'Değerler'i ise şunlarmış: 'Çevreye duyarlı, hoşgörülü, mükemmeliyetçi, özgürlükçü, etik değerlere bağlı, katılımcı, yenilikçi' yani bilimsel açıdan hiçbir anlamı, değeri olmayan şeyler yani bunlar için 'Üniversiteye de, üniversiteye gitmeye de' gerek yok. Bakın; 'Bilimsel ve ahlakçı' demiyor yani bilim, üniversite ve insanlık için en önemli, en değerli olan ilk iki şeyi. 'Mükemmeliyetçi' diyor, Türkçesi yokmuş gibi; peki neyin mükemmeli çünkü bilime aykırılığın da, insanlığa aykırılığın da 'mükemmel'leri olabilir, örnek ki hükümdar sarayları ve sofraları. 'Özgürlük' diyor, belli ki bu üniversite de 'özgürlük'ü serbestlik, hürriyet sanıyor çünkü özgürlük demek 'Bilime ve ahlaka uygunluk' demektir, peki sultan hanedanlığının, ve bu hanedanlığı baştaçı eden bir siyasi iktidarın içinde yer almanın, ve 'Önce bilim ve ahlak' diyen, bu vatanı ve milleti faşist, zorba, zalim, vicdansız, barbar, vahşi, cani, asalak, ahlaksız ve işgalci Batıdan kurtarmış Atatürk'e karşıtlığın nesi bilime, ahlaka, dine, insanlığa, üniversite kavramına ve akıl-ruh sağlığına uygunluk? 'Etik' demiş, 'Ahlak' diyememiş oysa 'etik' başka şey, 'ahlak' başka şey; ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, insanlığın, felsefenin, bilimin, dinin, demokrasinin, laikliğin, uygarlığın, insan olmanın, akıl-ruh sağlığının, evrenin, evrimin en üst nitel soyut durumu iken, 'etik' bir düzen tarafından koyulmuş, ve bilimsellik ve ahlak koşulu taşımayan kurallardır, bu nedenle ki çıplaklar kampı denilen yerlerde bile 'etik'ten söz edebilirler, mafyanın bile etik kuralları olabilir, genelevlerde bile etik kurallar olabilir yani 'ahlak' sözcüğünün karşıtı ne 'etik'tir, ne de Türk dil kurumu'nun dediği gibi 'aktöre'dir. Yani 'Değerlerimiz' arasında 'bilimsellik ve ahlakçılık' yani Muhammed'in de, Atatürk'ün de baştaçı ettiği iki şey yok ki zaten hem Osmanlıcılık yapıp hem de nasıl olabilir?

Bu üniversite de bir vakıf üniversitesi imiş: Tesa vakfı. Bu vakıf konusunda Oda Tv adlı yayın organı 11.7.2018 tarihinde 'Yeni bakan yeni tarikat' adlı yazısında şöyle demiş: 'İhtisasını İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı'nda tamamlayarak 1995'te Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olan Koca, çeşitli sağlık kurumlarında hekimlik ve medikal direktörlük görevlerinde bulundu. 2009'a gelindiğinde Haksağ Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi'nin yönetim kurulunda İskenderpaşa cematinin trafik kazasında hayatını kaybeden lideri Mahmud Esad Coşan'ın oğlu ve cemaatin yeni lideri Nureddin Coşan ile birlikte olan Fahrettin Koca başkanlığında, bugünkü adıyla Türkiye Sağlık, Eğitim ve Araştırma Vakfı'nı (TESA) kuruldu.'. Yani vakıf adı altında cemaat, tarikat konusuları(konuları)ki Akp döneminde hem vakıfların, hem de vakıf üniversitesilerinin çığ gibi çoğalmasının nedeni açık olsa gerek ki dikkat edin ki hiçbirinde 'Bilimcilik, bilimsellik, ahlakçılık, Atatürkçülük' gibi ilkeler, amaçlar yok, tümü Osmanlıcılık, Arabçılık ve Akp'cilik kokmakta.

Sitenin 'Kampüste hayat' bölümünde kocaman bir sıpor(spor) salonu var; koşu bandılı(bantlı), pılates(plates) topulu(toplu), vücut(kas) geliştirmeli ki bir üniversitede hiç sevmediğim ve hiç olmaması gereken şeylerden biri moda, biri nefstir, biri de sıpordur çünkü üniversite, bilim kas geliştirme, manken gibi olmak, Zeyna gibi olmak, Conan gibi olmak, seksi olmak yani beden, nefs, dış güzellik, gösteriş, havaatmak(hava atmak), cakasatmak(caka satmak), nicelik değil alim, alime yani beyin ve ruh yeridir.

Bu üniversitenin internet sitesinin 'Üniversiteden Görüntüler' bölümünde de zaten dar pantolonlu bayan öğrenciler yani moda, ve sıpor yapan öğrenciler de; saç modalı bayan öğrenciler de, saç modalı bay öğrenciler de görülmekte zaten.

Bu üniversitenin sitesinde dikkatimi çeken şeylerden biri de, hernekadar(her ne kadar) Türkçeye duyarsızlık olsa da şapkalı harf kullanılmamış olması, ancak bu üniversitenin mantık yanında bir de Türkçe eksikliği olduğu açık çünkü 'Kalite Güvencesi' bölümünde 'Kalite Güvence Sistemimiz' yazmış oysa yazının durumundan anlaşılmakta ki 'Kalite güvence sistemi'miz yazılmalı idi çünkü 'Sistemimiz' büyük harf ile başlıyor yoksa 'Kalite Güvence' sistemimiz yazılmalı idi ki zaten Atatürk'e zıtlık bilime zıtlığa, o da dilde mantıksızlığa ya da tutarsızlığa götürür çünkü Atatürk'ün Dil devirimi(devrimi)' dünyanın en evrensel dilini ve 'özgürlük' sözcüğünün doğru tek anlamına sahip olan 'özgürlük' sözcüğünü yaratmıştır yani Türkiye Türkçesi olmadan felsefe de, bilim de, üniversite de, eğitim de, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de, hukuk da, ekonomi de, sanat da, din de eksik ya da yanlış olur.

Açık ki vakıf üniversitelerinin de, özel üniversitelerin de amaçları Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' içinde insanlar ve toplum değil 'yandaş insanlar, yandaş toplum, bilime ve ahlaka aykırı insanlar ve bilime ve ahlaka aykırı toplum/ülke/dünya yaratmak gibi birşey durumunda. Dediğim gibi; eğitim de, sağlık da, ekonomide, ülke yönetimi de devletin olmalı, devlet de 'Bilim ve ahlak' olmalı.


Bir üniversite şu altı şeye karşıyım: Bilime aykırılık, ahlaka aykırılık, moda, nefs köleliği, Türkçeye duyarsızlık, ve Atatürk düşmanlığı.

 

Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 20.8.20/09.57

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)