İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADINA DEĞER VERİYORSA AB'DE NEDEN GENELEVLER VE PORNO VAR?

Sözleşme herkesin yapamayacağı, yapılmış bir sözleşmeyi de herkesin anlayamayacağı; hukukçusuz yapılmaması gereken,ve hukukçusuz anlaşılamayacak birşeydir; basit ya da masum ya da güzel görünen bir sözleşme ile bir insanın maddi herşeyi elinden alınabilir. Yani sözleşme banka sözleşmesilerinden(sözleşmelerinden) kira sözleşmelerine, kişilerarası(kişiler arası) sözleşmelerden uluslararası devlet sözleşmelerine kadar tehlikeli bir iştir. Yani bir sözleşmeyi hukuktan anlamayan insanlara ya da hukuktan anlamayan toplumlara göstermek, onaylatmak cehalet ya da saçmalıktan ötede birşeydir, kurnazlıktır, hiledir, düzenbazlıktır ki genel seçimler de gerçekte siyasi partilerle seçmenler yani toplum arasında sözleşme özelliğinde olduğundan, ve seçmenlerin tümü hukuktan anlamadığından dolayı ülkelerdeki genel seçimler de, yerel seçimler de aynı özellik içindedir.

Bir sözleşmenin nasıl birşey olduğunu anlamanın, sözleşmeyi hiç okumadan da anlaşabileceği, özel durumlar vardır; biri de bir sözleşmeyi hazırlayanların ya da savunanların hallerine, kişiliklerine, özel hayatlarına bakmak, örnek ki mafya ile ya da ahlakı hiçesayanlarla(hiçe sayanlarla) doğrudüzgün bir sözleşme imzalanamayacağı açıktır. Avrupa birliği de ahlakı hiçe sayan bir dünyadır yani ahlak diye birşey varsa o Avrupa'da yoktur ki ahlak bilimin de, felsefenin de, gerçek demokrasinin de, gerçek laikliğin de, özgürlüğün de, dinin de, gerçek eğitimin de, gerçek hukukun da, gerçek devletin de, akıl-ruh sağlığının da temellerinden biridir.

İstanbul sözleşmesi diye birşey çıkarmış akıldışı-ahlakdışı Avrupa birliği, bir siyasi iktidar da bu sözleşmeyi imzalamış.

İstanbul sözleşmesi denilen şey de adı üzerinde, bir sözleşmedir; bu sözleşmeyi hukuktan anlamayan insanlara, kitlelere, toplum kesimine benimsetmeye, sevdirmeye, onaylatmaya, destekletmeye çalışmak da cehaletten ve saçmalıktan öte olarak hiledir, düzenbazlıktır, topluma ihanettir, nitelikli dolandırıcılıktır, aldatmaktır, kandırmaktır, Türkiye'ye ve insanlığa ihanettir, tuzaktır; yani bu sözleşme de topluma, halka, hukuktan anlamayan insanlara değil hukukçulara sorulmalıdır; hukukçulardan başka bir de felsefecilere, bilimcilere sorulmalıdır çünkü bu sözleşmenin konusu 'ahlak' denilen ve zinayı, eşcinsel evliliği, genelevleri, bay-bayan karışık masaj salonularını, sıtriptiz(striptiz) külübülerini, pılajlarda(plajlarda ve otellerde sütyen-külot dolaşmayı, ve toplumsal alanlarda ahlakdışı giyimle bulunmaya serbestlik getirmiş bir hukukun, siyasetin, nicel demokrasinin ve nicel laikliğin anlayamayacağı, kavrayamayacağı, yaşayamayacağı birşey durumundadır.

İstanbul sözleşmesi'nin ne olduğunu anlamak için, bu sözleşmeyi okumaya da gerek yok çünkü bu sözleşmenin kendine özgü bir özelliği var: Bu sözleşmeyi savunan sözlerle, sözleşmeyi hazırlayan Avrupa birliği'nin ve bu sözleşmeyi savunanların durumu.

Açık ki bu sözleşme ile; bu sözleşmeyi savunan savlar ile Avrupa birliği'nin durumu arasında büyük bir çelişki var öncelikle yani bu sözleşmenin ikiyüzlülük, tuzak, hile olduğu zaten daha buradan belli çünkü bu sözleşmeyi savunanlar diyorlar ki 'İstanbul sözleşmesi kadına değer veriyor, kadını koruyor'. Öyle ise sormak gerekiyor: 'İstanbul sözleşmesi ya da Avrupa birliği özelde kadına ya da yetişkin insan dişisine, genelde ise insana değer veriyorsa; Avrupa birliği'nde genelevler ve porno yani fuhuş ve zina serbestliği neden var? Ve ülkede ne kadar ahlaka aykırı ünlü ve ahlaka aykırı örgüt varsa İstanbul sözleşmesi'ni savunmakta. Yani açık ki İstanbul sözleşmesi Peynirli karga ile aç tilki masalı gibi birşeydir.

Açık ki Avrupa birliği de, İstanbul sözleşmesi'ni savunanlar da ahlakın 'Zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, felsefenin, bilimin, demokrasinin, laikliğin, akıl-ruh sağlığının, medeniliğin, medeniyetin, insan olmanın, evrimin ve evrenin en üst nitel soyut aşaması olduğunu henüz öğrenememişler.

Evet; zeka, akıl, mantık diyor ki: 'İstanbul sözleşmesi ya da Avrupa birliği yetişkin insan dişisine ya da evliliğe ya da aileye ya da çocuklara ya da vicdana ya da insanlığa ya da akıla, mantığa değer veriyorsa Avrupa birliği'nde neden genelevler, porno, Boğa güreşi, zina serbestliği, eşcinsel evlilik serbestliği ve 14 yaşındaki çocuklarla seks ve evlenme serbestliği var?

Gerçek ki ahlaksızlık nefstir; nefs de hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin hem nedeni hem amaçıdır, hem de önce akılı, sonra da ahlakı ve vicdanı yok eder. Açık ki Avrupa birliği bilimsel, felsefel, insani, medeni bir birlik değil Nefs birliği'dir, Nefs imparatorluğu'dur, yani Avrupa birliği'nden Avrupa'ya da, Türkiye'ye de, insanlığa da hayr gelmez; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce ilim(bilim) ve ahlak' dedi, yalnızca 'Önce ilim(bilim)' demedi. Türkiye ve insanlık birlik arıyorsa, istiyorsa Avrupa'ya ya da Abd'ye yani ahlakı dışlamış bir dünyaya değil 'Bilim ve ahlak'a yönelmelidir, sarılmalıdır.

Bilin ki bilime aykırı insanların övdükleri sözleşmeler de, ahlaka aykırı insanların da övdükleri sözleşmeler de doğru sözleşme değildir. Yani en azından bunu, bu kadarını öğrenin, anlayın, bilin artık.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 20.8.20/06.34