DOĞAN CÜCELOĞLU'NU KINIYORUM

Pısikolog(Psikolog) Pırof(Prof) Doğan Cüceloğlu'nu kınıyorum.

Neden?

Karısı Yıldız Hacıevliyagil Cüceloğlu'nun sosyal medya hesabından yaptığı 'Meslek seçimi' konusunda, kasablık(kasaplık) ile ilgili olarak 'Şefkatli insanların kasaplık mesleğini yapamayacağını' söylemiş. Bu nedenle de Türkiye kasaplar federasyonu balkan vekili, ve Antalya kasaplar odası başkanı kişi tepki göstermiş, ve Doğan Cüceloğlu'ndan yani bir akademisyenden, bilimciden 'özür dilemesi'ni istemişti, kasaplık konusundaki o sözünden dolayı ki öncelikle bu durum bir küstahlıktır yani bilimle ilgisi olmayan birinin bir bilimcinin bilimsel sözleri nedeni ile özür dilemesini istemek ki bu ancak diktatörlüksel bir duruma uygundur çünkü normal, olağan, iyiniyetli, dürüst, medeni akıl 'Özür dile' diye bilimciye, bilime, akademisyene ya da alime emir vermek yerine 'Neden?' diye sorar enazından. Bu kişiye sormak gerekir, 'Acaba aynı sözü cumhurbaşkanı Erdoğan söylemiş olsaydı, ona da 'Özür dile' der miydi?'. Ben burada; günümüzde moda olan; cehaletin, nefsin, kibirin, barbarlığın, feodalliğin ve siyasi Osmanlıcılığın bilime ve bilimciye karşı halinden haller sezmekteyim. Yani felsefel, bilimsel, kültürel, evrensel bir insan olur da bunu söyler, anlarım. Bu kişi acaba felsefel, bilimsel, alim, düşünür(filozof), bilge birimi de Cüceloğlu'na bu tepkiyi gösteriyor, bu sözü söylüyor?

Cüceloğlu'nun o sözüne karşı savunması da zaten akıldışı, bilimdışı, saçmasapan, feodal bir savunma; neymiş, kasaplık mesleğinden binlerce insan ekmek yiyormuş; neymiş, kasaplık toplumun pırotein(protein) gereksinimini sağlıyormuş. Bu konu ile ilgili yazımda da yazdım: Bir işten binlerce insanın ekmek yemesi o işi doğru, iyi, haklı yapmaz, örnek ki fuhuş işinden de milyonlarca fahişe ekmek yiyor. Toplumun pırotein gereksinimi de süt, yoğurt, peynir, yumurta kuru fasülye, kuru nohut, mercimek, kuru barbunya gibi pekçok medeni şeylerle karşılanabilir.

Bunları biryana bırakalım çünkü kasabın savunması zaten mantıksız; ve savunma mantıksız ise doğru olduğu ileri sürülen şey de yanlıştır zaten; benim derdim Doğan Cüceloğlu ile çünkü Doğan Cüceloğlu ve karısı o sözden dolayı kasablardan özür dilemekle bilime, bilimciliğe, akademisyenliğe o kasabtan daha büyük, daha çok saygısızlık, terbiyesizlik, hakaret yapmış oldu.

Neden?

Çünkü; eğer Doğan Cüceloğlu pısikolog(psikolog) yani bilimci ise ya söyleyeceğini söylemeden önce çok iyi düşünecek yani bilimsel olacak ya da söylediğini tepki gördü diye geri almayacak. Yani Galile'yi ve Sokrates'i düşünmeli genelde bilimci, akademisyen; özelde de Doğan Cüceloğlu. Yani, Doğan Cüceloğlu pısikolog, bu durumda ne pısikoloji(psikoloji) bilimine güven olur, ne Doğan Cüceloğlu'na, ne bilime, ne bilimciye.

Bu durum aynı zamanda şunu da gösterdi: Pısikoloji bilimi henüz gerçek, doğru bir bilim değildir; ve pısikologluk eğitiminin edebiyat fakültesi gibi bilimle ilgisi olmayan fakültelerde verilmesinin yanlıştır; ve pısikoloji pısikiyatırlık(psikiyatırlık) ve pısikologluk diye ikiye ayırılmamalıdır, pısikologluk eğitimi de tıp fakültesinde olmalıdır, edebiyat fakültesi gibi yerlerde değil.

Bu durumda o kasaba ya da tüm kasablara ve Doğan Cüceloğlu'na ve karısına şunu düşünmelerini öneririm: Neden insan kasabı, Sırb kasabı, Bosna kasabı deniliyor?

Bilimci; arkasında duramayacağı sözler söylememeli; söz söylemeden ya da yazı yazmadan önce kırk kez ya da günlerce ya da aylarca ya da yıllarca düşünmelidir, medyatik olmamalıdır. Açık ki edebiyat fakültesi gibi yerlerde verilen pısikoloji eğitimi de bu kadar olabiliyor ancak çünkü pıskologluk işi örnek ki astrolojiye inanan bilimdışı inançlı, örnek ki sigara-içki içmek gibi bilimsel olmayan ruhlu, örnek ki dövme-pirsing gibi akıldışı modalı, örnek ki bikini/mayo/mini şort/mini etek/tayt pantolon gibi ahlakdışı modalı sözde pısikologlar ile de dolmakta.

Evet; neden insan kasabı, Sırb kasabı, bosna kasabı deniliyor, sorusuna yanıt vermeden önce ne kasaplar Cüceloğlu'ndan özür dilemesini istemeliler, ne de Doğan Cüceloğlu özür dilemelidir.

Felsefe ve bilim ciddi işlerdir; felsefede ve bilimde laf olsun diye konuşulmaz. Felsefe ve bilim adına konuşurken 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'i, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ü, 'Dünya dönüyor' diyen Galile'yi, bilim için ölümü seçen Sokrates'i ve öteki bilimcileri, alimleri, alimeleri, düşünürleri(filozofları) düşünmek gerekir. Felsefe, bilim ve din laylaylom söyleşilebilecek konular değildir; bu konularda, sözünün arkasında isen konuşacaksın, sözünün arkasında değilsen susacaksın.

Anlaşılan ki Cüceloğlu üniversite okumuş, pısikolog olmuş ancak üniversite kavramını, üniversiteli olmanın onurunu, üniversite okumuş olmanın onurunu, bilimin onurunu henüz anlamış durumda değil ki bu insan bir de topluma, insanlara akılveriyor(akıl veriyor). Bilim ki Muhammed'in 'Çin'de de olsa gidip öğrenin' diye onurlandırdığı, baştaçı ettiği birşey; bilim ki Muhammed'in 'Din bilimdir, bilim olmazsa din de olmaz' diye onurlandırdığı birşey; bilim ki Muhammed'in 'Alimler peygamberlerin varisleridir' diye onurlandırdığı birşey. Böyle birşey; işlerine gelmeyenler istediler diye özür dileyemez, özür diletilemez ancak bilim ya da bilimcilik 'Sultanlarla düşüpkalkan(düşüp kalkan) alimler bile hırsızdır' durumuna düşürülürse, o zaman başkadır ki bilimi de, bilimciliği de bu duruma düşürmemek gerekir ki vay ki sultancılık yapan sözde bilimcilere, sözde akademisyenlere, sözde Müslümanlara, sözde dinlilere.

Bilimci, akademisyen, üstelik de pısikolog biri konuşuyor; bir kasab gelip 'Benden özür dile' diyor, o da diliyor; böyle bilim, bilimcilik, akademisyenlik olmaz. Adam haklı mı; haklı ise önce neden 'İnsan kasabı, Sırb kasabı, Bosna kasabı' denildiğini açıklasın, geç bunu, bunlara neden tepki göstermediğini açıklasın. Ve çok biliyorsa 'kasab' sözcüğünü açımlasın.

Bilimi özür dileyecek duruma düşürmek bilim adına da, insanlık adına da utançtır. Bu nedenle ki bilimci hem az ve öz konuşur, hem heryerde konuşmaz, ve söyledi mi tersi kanıtlanmazsa özür dilemez. Bu nedenle ki Muhammed 'En acıdığım insan cahiller içindeki alimlerdir' dedi.

Kasaplık alimlikse bu gençler neden kasab yerine üniversiteye gidiyorlar?

Ayrıca derim ki 'kasap' değil 'kasab'.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.8.20/12.02

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)