ATATÜRKÇÜLERİN ATATÜRK'E İHANETİ

Mantık matematik ile felsefenin birleşimidir. Atatürk'ü anlamak da böyledir.

Mantığın yalnızca matematik durumu düz mantık durumudur; mantık felsefe ile birleşmezse düz mantık durumunda kalır ancak mantık önce matematik ile başlamak zorundadır.

Atatürkçülük'ün başlangıçı da matematiktir yani Atatürk'e matematiksel yaklaşmadan Atatürk anlaşılamaz.

Atatürk'ü anlamanın matematik ile felsefenin birleşmiş durumu ile durumu şudur: 'Önce ilim(bilim) ve ahlak'. Yani, Atatürk'ün felsefesi şudur: 'Bilim ve ahlak'.

Bunu nereden anlıyoruz?

Bunu anlatan iki temel sözü var Atatürk'ün:
1- 'Hayatta en doğru yol gösterici ilimdir' sözü.
2- 'Ben sıporcunun/sporcunun ahlaklısını severim' sözü. 'Sıporcu' sözcüğü yerine 'İnsan' sözcüğünü; 'severim' sözcüğü yerine 'isterim' sözcüğünü koyalım ki matematikte de böyle eşitlemeler vardır yani 'sıporcu' sözcüğü yerine 'insan' sözcüğünü, 'severim' sözcüğü yerine 'isterim' sözcüğünü koymanın matematik açısından bir yanlışı yoktur.

Matematiğe devam edelim, ve '1' ile '2'yi toplayalım:
1+2=3=Atatürk; yani Atatürk=1+2=Bilim+Ahlak.

Ancak günümüz Atatürkçüleri düz mantıktan bile yoksun ya da uzak olmalılar ki 'Atatürk=Bilim+Ahlak' eşitliği ilgileri bile yok, Chp dahil. Bu nedenle ki bilimle de, ahlakla da ilgileri yok yani gerçekte Atatürkçü değiller. Bu nedenle ki bilime de, ahlaka da aykırı Avrupa birliği'ne girmek için, ve bilime de, ahlaka da aykırı Avrupa birliği'nin İstanbul sözleşmesi için de çırpınıyorlar oysa Atatürkçülerin enazından(en azından) 'Ahlaka aykırılıklardan ve ahlaka aykırı yerlerden' uzak durmaları gerekiyor yani akıldışı, ahlakdışı Avrupa birliği'ne de, akıldışı, ahlakdışı Abd'ye de; zinayı, eşcinselliği, eşcinsel evliliği, genelevleri, barları, pavyonları, gece kulübülerini, sıtriptiz(striptiz) kulübülerini, sex shopları, bay-bayan karışık masaj salonularını, toplumsal alanlarda ahlakdışı modayı; pılajlarda(plajlarda)/havuzlarda bikini/mayo yani sütyen-külot bulunmaya, ahlaka aykırı turizıma(turizme) izin veren kanunlara; sigaraya, içkiye karşı olmaları gerekiyor oysa görülmekte ki bunlara karşı olmak yerine bunların yanında yer almaktalar.

Sigaraya ve içkiye karşı olmak konusunda desteği Atatürk şu sözü ile vermektedir: 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse; beni değil bilimi dinleyin'. Yani, Atatürk çağımızda yaşıyor olsaydı sigarayı ve içkiyi içmezdi de, yasaklardı da. Atatürk'ün 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' sözü şu da demektir: 'Benim sözlerimle, ahlakın sözleri çelişirse, beni değil, ahlakı dinleyin', çünkü Atatürk yalnızca 'Önce bilim/ilim' demedi, 'Önce ahlak' da dedi.

Atatürkçülerin Atatürk'ü anlamadıkları, Atatürk'e farkında olmadan da olsa ihanet içinde olmaları; akıldışı-ahlakdışı Avrupa birliği'nin yanında yer almaları, sigaraya ve içkiye karşı olmamaları, ahlaka aykırı yasalara karşı çıkmamaları, ahlaka aykırı serbestliklerin yanlarında yer almalarından başka, Avrupa birliği yerine 'Türk birliği' için çalışmamaları ile de açıktır çünkü Atatürk 'Türk birliği birgün mutlaka gerçekleşecektir' demiştir ki Atatürk'ün bu sözündeki 'Türk'ten de, 'Ne mutlu Türküm diyene' sözündeki 'Türk'ten de, 'Bir Türk dünyaya bedeldir' sözündeki 'Türk'ten de anlaşılması gereken 'Türk' açık ki 'Bilim ve ahlak' içindeki, 'Bilim ve ahlak'a sarılmış, 'Bilim ve ahlak'ı amaçlamış Türktür ve Türkiye'dir.

Günümüzdeki Atatürkçülerin yalnızca ahlak ile değil, bilim ile de ilgisizlikleri şundan da belli: Son Atatürkçü bilimcinin, akademisyenin, öğretmenin, öğrencinin evi bir laboratuvar gibi? Açık ki Atatürkçü bilimciler, akademisyenler için bile bilim yalnızca üniversite binası içi ile sınırlı kalmaktadır oysa pekçok Abd'linin evlerindeki garajlarda bile bilimsel ya da teknolojik çalışmalar, araştırmalar yapılmakta yani Abd'de bilim ve teknoloji yalnızca okul ile sınırlı değil.

Açık ki Atatürk'ün ölümü ile birlikte Türkiye yanlış ve kötü bir yola sapmıştır, saptırılmıştır ki bunun ilk örneği yerli yazarlar ve yerli kitaplar üretmek yerine Avrupa kitaplarını Türkçeye çevirtip Türkiye'ye boca ettiren, Atatürk sonrasının ilk Milli eğitim bakanı, üstelik de Chp'li Hasan Ali Yücel yaptı bence yani bu adam Atatürk'ün 'Yerli ve milli' olmak amaçına aykırı davranıp, Türklerde Orta Asya'dan beri zaten var olmakta olan 'Yabancı hayranlığı'nı Atatürk sonrası yeniden Türkiye'ye pompaladı; arkasından da Amerikancı Menderes hükümeti, ve bugünler geldi; işin tuhafı, Chp yine de Atatürk'ü yani 'Bilim ve ahlak'ı anlamamış ki bugün de akıldışı-ahlakdışı Batı arkasında, akıldışı-ahlakdışı serbestlikler arkasında koşmakta.

Yani, 'Bilim ve ahlak' yoksa Atatürkçü de, Atatürkçülük de, Chp de yoktur; demokrasi, laiklik ve özgürlük de yoktur çünkü demokrasi, laiklik ve özgürlük demek de 'Önce bilim ve ahlak' demektir.

Bu nedenle Chp Altı ok'unu yalnızca 'Bilim' ve 'Ahlak' olarak ikiye indirmelidir ya da Altı ok'a 'Bilim' ve 'Ahlak' oklarını da ekleyip Altı ok'unu Sekiz ok'a çıkarmalıdır ya da kendisine asla 'Atatürkçü' dememelidir, ben de demiyorum zaten yani bu açıdan açık ki Chp de 'Atatürkçü' olduğunu söyleyip kendini de, toplumu da aldatmaktadır, farkında olmasa da.

Evet; Chp astrolojiye, medyumluğa, akıldışı-ahlakdışı modaya, zinaya, fuhuşa, eşcinselliğe, çıplaklığa, akıldışı-ahlakdışı Batıya, ve akıldışı-ahlakdışı yasalara karşı olmak zorundadır.

Evet, Atatürk'ü önce Dört işlem ile anlamak gerekiyor; sözlerini toplayıp, biraraya(bir araya) getirip yoksa Atatürkçülük 'Atatürkçülük' değil 'Törencilik' yani 'Törecilik' olur.

Kendilerine 'Atatürkçü'diyeler
Bilim ve ahlak var mı ki siz de
Kendinize 'Atatürkçü' diyesiniz.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 15.8.20/06.57

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)