İSTANBUL SÖZLEŞMESİ ÖNCE AVRUPA'DAKİ ÇOCUK SEKSİNİ VE BOĞA GÜREŞİNİ ÖNLESİN

Türkiye kurulduğundan beri; Türkiye'ye akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkezin ısrarlı saldırısı var. Bu saldırı da Osmanlıcılık, Atatürk düşmanlığı ve ahlaka aykırılık gibi dallardan sürmekte ve yayılmakta.

Bu saldırıya bir de 'Avrupa birliği üyeliği' ve 'İstanbul sözleşmesi' gibi saçsamapanlıklar ancak Türkiye'yi yok etmeyi amaçlayan kurnazlıklar ekli.

İstanbul sözleşmesi'nin mantıksızlık olduğu, bu sözleşmesi savunanların savlarındaki mantıksızlıktan belli. Bu kişiler diyorlar ki 'İstanbul sözleşmesi uygulanırsa Türkiye'de kadına şiddet, aile içi şiddet, kadın cinayetleri ve çocuk evlilikleri önlenir'.

Mantıksızlığa, kurnazlığa ve gülünçlüğe bakın. Bu savları doğru ise İstanbul sözleşmesi gitsin önce Avrupa birliği'deki, 14 yaşına inmiş, yasal çocuk seksini, ve Boğa güreşi'lerini önlesin.

Bu kurnazlık Türkiye'ye de sigarayı 'ilaç' diye, modayı 'medenilik', turizımı(turizmi) de 'kültürlülük' diye getirmişdi; şimdi de İstanbul sözleşmesi'ni mantıksız savları ile, kenevir serbestliğini de keneviri övücü savlarla getirmeye çalışmakta. Arkasından ne olacağı açık: Avrupa'daki gibi porno, 14 yaşındaki çocuklarla cinsellik, çıplaklık; Abd'de olduğu gibi ensestlik serbestliği. Ahlakdışı moda, zina, eşcinsellik, eşcinsel evlilik serbestliğini getirttiler zaten; Akp öncesi hükümet zamanında televizyonda porno yayınılarını(yayınlarını) da başlatmışlardı.

Yani akıl var, mantık var; yanlışlık içindeki bir dünyadan doğru şeyler; kötülük içindeki bir dünyadan iyi şeyler bekleyemezsin. Yahu ahlaka aykırı herşeyin serbest olduğu bir dünyadan nasıl güzel şeyler bekleyebilirsin?

Türkiye için de, tüm ülkeler için de tek doğru yol; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır. Güzelliği arıyorsan 'Bilim ve ahlak'a sarılacaksın; ahlaksız Abd'ye ve ahlaksız Ab'ye değil çünkü ahlakın olmadığı yerde mantık da, akıl-ruh sağlığı da, demokrasi de, laiklik de, özgürlük de olmaz çünkü ahlak yalnızca dinin değil; zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, akıl-ruh sağlığının, felsefenin, bilimin, medeniyetin, demokrasinin, laikliğin ve insanlığın da en üst nitel soyut aşamasıdır.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 7.8.20/02.00

(Öteki yazılarım 'siir-defteri.com' sitesinde okunabilir)


Başlık Kategori Yayın Tarihi
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021
PANTEİST SPİNOZA’NIN YETERSİZ TANRISI Felsefe 12.01.2021
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020