PROVOKASYON SANATI

Provokasyon, iktidarlarca hep birer öcü gibi gösterilir. 'Dış güçler; karanlık güçler, v.b.' gibi sözlerle toplum korkutulur hep. Kitleler, özellikle iktidar çevreleri ile bilinçsiz muhalif çevreleri de buna inanır. Oysa gerçekte provokasyon gerçekten kötü, olumsuz, zararlı bir şey midir? Bunu kimse incelemez.
            
Şöyle bir örnek vereceğim: Diyelim ki Osmanlı zamanındayız; başta Vahdettin var. Toplum da Vahdettin’ciler ve Mustafa Kemal’ciler diye ikiyi bölünmüş. Ve Batı da ülkeyi karıştırmak istiyor, sürekli provokasyonlar düzenliyor yani Mustafa Kemal’ciler ile Vahdettin’cileri birbirlerine karşı kışkırtıyor. Vahdettin de sürekli, televizyonlardan uyarıyor: ‘Aman provokasyonlara düşmeyin, sakin olun…’.
            
Peki; provokasyonlara düşülse ne olur? Mustafa Kemal’cilerle Vahdettin’ciler kapışırlar, ülke karışır; ülkenin altı, üstüne gelir… Peki ülke karışırsa ne olur? Vahdettin’in iktidarı sallanmaya başlar, yabancı-emperyalist sermaye ve güçler ülkeden kaçmaya başlarlar…. Peki; Vahdettin’in iktidarının sallanması, hatta yıkılması kötü mü olur? Hayır! Yabancı-emperyalist sermayenin ve güçlerin ülkeden kaçması kötü mü olur? Hayır! Mustafa Kemal başa geçer, demokrasi, bilimsellik ve ulusallık gelir… Ülke uygarlaşır… Oh ne güzel!
            
Demek ki Vahdettin, ‘Provokasyonlara düşmeyin.' derken, gerçekte ‘Beni yıkmayın, ’’ demek istiyor! Demek ki provokasyonlara uymakla; iktidar yıkılabiliyor… Demek ki ülkede provokasyonları kendi çıkarı için düzenleyen Batı; bu provokasyonları, Vahdettin’den çıkarlar elde etmek için kullanmak isterken, kendine de düşman Mustafa Kemal’in başa gelmesine yol açarak zarar veriyor yani hem Vahdettin’in yıkılmasına, hem yabancı-emperyalist sermayenin ve güçlerin, ülkeden kaçmasına yol açıyor hem de elde etmeyi düşündüğü çıkarlardan oluyor… Yani Mustafa Kemal'ciler bir taşla on kuş vuruyor...
            
Provokasyona düşmek sorun değil zayıf, aptal, beceriksiz olmak sorun. Pusu kuranları, kendi kurdukları pusuya düşürmek denen birşey vardır; işte tam da bunu açıklar… Provokasyonlar gerçekten de hem düzenleyenlerin hem de iktidarın yıkılmasını sağlamak için de kullanılabilirler. Bir ülke iktidarı ‘Aman provokasyonlara düşmeyin.’ diyorsa, belki demek istediği ‘Aman beni yıkmayın.' demek olabilir! Yani provokasyonlardan zarar görecek olan; halk ve ülkeler değil gerçekte ülkeyi mahvetmiş iktidarların kendileri olabilir… Provokasyonlara düşmemek, gerçekte; ülkeleri ve halkları değil kokuşmuş, yoz, işbirlikçi hain iktidarları koruyor olabilir… Yani usta savaşçılar için, provokasyonlar; kendilerine altın tabakta sunulan kaz ciğeri olabilirler… Halk buna ‘Zor, oyunu bozar.’ der…
              
            
Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 2009-aralık

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KORONA VE KÖYLER Sağlık 11.05.2021
KORONA MARKETLER VE PARA Sağlık 10.05.2021
NORMAL OLUNMADAN NORMALLEŞME OLMAZ Felsefe 09.05.2021
TÜRKÇEDE '-NA' EKİ MANTIKSIZLIĞI SAVIM Felsefe 07.05.2021
AL BAYRAK (ŞİİR) Şiir 06.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021
PANTEİST SPİNOZA’NIN YETERSİZ TANRISI Felsefe 12.01.2021
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020