NAGEHAN ALÇI'DAN HAYATA TUHAF YAKLAŞIM

Televizyonda haber sunan, yayın sunan, söyleşi sunan bayanlar var. Modacı, manken mi gazeteci mi; defileye mi çıkmış televizyona mı çıkmış belli değil. Hayatlarında belli ki öncelik saçları sanki saç yarışmasındalar, sanki saçlarıyla düşünüyorlar. Tüm bayanların saçları sıfıra vurulsa kaçı olağan hayatına olağan biçimde devam edebilir acaba diye düşünürüm. Dış mihrak moda ülkemizde de başta bayanlar ve gençler olmak üzere toplumu öncelikle saç nesnesine bağımlı hale getiriyor. Ben saçına moda vurmuş yani saçını abartmış kişilerin felsefenin, bilimin, düşünmenin, mantığın gerçek dünyasından uzak olduklarını düşünürüm. Yani televizyona bayan sunucu çıkarmışlar; önce saçı dikkat çekiyor, sanki hayatı ona kalbi yerine saçı veriyor bir hal yani 'Saçım saçım güzel saçım' hal; ben o bayanı dinleyemem çünkü kendisinin bile akılı akılında değil saçında; düşünce yerine saç dinleyecek halde değilim. Yani saçını sevenleri sevmem; felsefeyi, bilimi ve dini tanımlayan Din hadisileri'ni severim. Saç açık ki saç olarak değil takı olarak ve moda olarak kullanılıyor; hiç de mantıklı birşey değil. Hele üniversite mezunularının bu cehalete düşmelerini hiç anlamıyorum. İnsan üniversiteye saçını değil kendini okutmaya gitmeli ve gerçek üniversite diploması saça ya da modaya değil bilimselliğe verilir. Gelin saçı gibi saçlarla ya da gelin süslenip ortalıkta dolaşılmasını, toplum karşısına da televizyona da çıkılmasını hiç sevmem ve felsefe, bilim, Din hadisileri adına da doğru bulmam; öyleyse gelin saçı ile ya da gelin gibi televizyona çıkanların nesi dinlenilecek, izlenilecek? Bu konudaki genel görüşüm, genel düşümcem bu. Benim televizyon kanalım olsa alim, alim olsa da moda kokan kişileri televizyonuma asla konuk etmezdim çünkü toplumlar ancak felsefe, bilim ve Din hadisileri ile doğru olarak eğitilebilirler ve yönlendirilebilirler; moda ise bunun tam tersini yapar yani moda der ki 'Bak görünüşüm ne güzel öyleyse bana büyük değer ver'; felsefe, bilim, Din hadisileri bunları yemez. Düşünce insanı düşünce insanı gibi olmalıdır; modacı, manken gibi değil; düşünce insanı düşünceyi temsil etmelidir, modayı değil. Üniversite ve bilim için güzellik değil beyin yani düşünce önemlidir, değerlidir.

Ben hep şöyle düşünürüm: Bir insanda dışa verilen önem çoğaldıkça içe verilen önem ya da içteki doğruluk, mantıklılık, tutarlılık, bilimsellik azalır. Yani bakın Pırof(Prof) Canan Karatay'a, o da istese makyaj yapar, moda takılır ve kendisini manken gibi gösterebilir ancak kadın buna tenezzül etmiyor çünkü gerçek bilimci, gerçek alim, gerçek aydın dışa değil içe önem ve değer verir; işte bu yüzden ki televizyon yarışmaları birbirinden makyajlı, birbirinden moda kişilerle doludur ancak asla bilimsellikle dolu değildir.

Dün akşam Habertürk Tv'de, Chp'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce konuktu ve karşısında da ona sorular soracak olan üç gazeteci vardı. Gazetecilerden biri de onu ne zaman görsem gazeteciden çok mankene benzettiğim, düşünceden çok modanın elçisine benzettiğim Nagehan Alçı isimli bir bayan gazeteci de vardı. Bu bayanı televizyonda hiç dinlemedim, yazılarını da hiç okumadım çünkü gazeteciden ya da düşünce insanından çok mankene, modacıya, moda elçisine benzeyen dış hali onda felsefe, bilimsellik adına birşey bulamayacağımı söylüyordu. Dün akşam Muharrem İnce'yi incelemek adına yayını biraz izledim çünkü Muharrem İnce lider olabilir mi olamaz mı, yeniden, bir kez daha sınamak istiyordum çünkü olamayacağı yönünde düşüncem vardı.

Boğaziçi üniversitesi Uluslararası ilişkiler bölümü mezunu olduğunu söylemesine karşın ben Nagehan Alçı'da bilimsellik bulamayacağımı biliyordum çünkü açık ki varlığı alimelikten çok modadan etkileniyordu. Ve beni de yanıltmadı. Alimin önyargısı ile cahilin önyargısı bile farklı oluyor demekki(demek ki).

Neden böyle diyorum? Not almadığım için belleğimde kalan kadarıyla anlatayım.

1- Nahegan Alçı; Muharrem İnce'ye dedi ki 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sürekli olarak üniversite diplomasını göstermesini istiyorsunuz; adam cumhurbaşkanı seçilmiş ve cumhurbaşkanlığını da başarı ile yapıyor, üniversite diploması olup olmadığı artık önemli değil'. Hep derim 'Felsefe, bilimsellik ve Din hadisileri öğretilmeyen üniversite üniversite değildir' diye. Hukuk denilen birşey var; doğru bir ülkede herşey hukuka uygun olmalıdır yani demokratik ya da bir hukuk ülkesinde 'Atı alan Üsküdar'ı geçti' ya da 'Ben yaptım oldu' gibi şeyler olmaz. Yani bu durumda sahte öğretmenlere, sahte doktorlara, sahte polislere, sahte subaylara da yıllardır işlerini başarılı yapmaktalar diye izin verilmeli öyle değil mi? Bakın işte üniversitede felsefe, mantık öğretilmesinin önemi.

2- Nagehan Alçı dedi ki Muharrem İnce'ye: 'Siz Erdoğan'ın üniversite diplomasını söz konusu ediyorsunuz birileri de sizin üniversiteyi taşrada bitirmiş olmanızı gündeme getirebilir'. Lafa bakar mısınız! Muharrem İnce eğitim fakültesini Bursa ilinde okumuş. Nagehan Alçı ise İstanbul'da yani demek ki ona göre İstanbul'da okumak bir üstünlük. Ancak Nagehan Alçı'da İstanbul'da okumaktan çok Boğaziçi üniversitesi'nde okumuş olmanın havası, kibiri var anlaşılan çünkü İstanbul'da da pek de ahımşahım olmayan üniversite eğitim alanları var. Batıda yaşamakta olan birinin üniversiteyi doğuda okumayı seçmesi ya da Türkiye'de üniversite varken Afrika'da üniversite okumayı seçmesi konusunda böyle şeyler düşünülebilir çünkü oralar daha düşük puanla öğrenci alırlar örneğin bir holding sahibinin ya da siyasetçinin oğlunun Türkiye'de bunca üniversite varken gidip Afrika'dan üniversite diplomasını öncelikle zekası açısından yadırgarım ancak batı olsun doğu olsun üniversiteyi kendi ilinde okuyanlar için bu söylenilemez. Kaldı ki Muharrem İnce fizik öğretmenidir, fizik alimi değil yani Türkiye'nin her lisesinde öğretilen fizik dersini bilmekte ve öğretmektedir yani Muharrem İnce eğitim fakültesini İstanbul'da da okusa Mardin'de de okusa birşey değişmezdi fizik öğretmenliği açısından. Ancak ben Nagehan Alçı'ya derim ki bana deseler ki değil Boğaziçi üniversitesi'nde, 'Oxford üniversitesi'nde felsefe öğren, gitmem çünkü dünyanın hiçbir üniversitesinde gerçek, doğru felsefenin öğretilmediğini biliyorum. Hele ki değil Boğaziçi üniversitesi; Oxford üniversitesi'nde Uluslararası ilişki bölümüne beni ayda 10 bin dolarla maaşla öğrenci alsalar yine gitmem çünkü böyle bir bölümün bilim için de insanlık için de gerekli olduğunu hiç düşünmüyorum.

3- Nagehan Alçı dedi ki Muharrem İnce'ye: 'Halkla ilişkiniz çok güzel ancak cumhurbaşkanından sürekli üniversite diploması istemeniz halkı küçümsemeniz olur'. Yani herkes üniversite mezunu değil ya. Eh be kardeşim; halkın kendisi de zaten üniversite okumamayı küçümsemiyor mu, bu yüzden ki çocuklarını üniversiteye göndermek için çırpınmıyor mu! Halkın kendisi zaten çocuklarına 'Oku da adam ol' ve 'Oku da büyük adam ol' demiyor mu! Cehalet ve nefs içindeki bir halk için en büyük erdem önce kendisini küçümsemek olmalıdır zaten ki felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne yani öğrenmeye, okumaya yönelsin değil mi? Halk olmak alim, alime olmak değil ki değil mi? O zaman üniversiteye gideceğine halkın içine gitseydin, halktan birşeyler öğrenseydin değil mi? Yani burada da sanki üniversiteye felsefe, bilimsellik öğrenmek için değil de meslek öğrenmek, para kazanmak kapısı elde etmek için gidilmekte durumu var gibi. Ben üniversiteye ne meslek öğrenmek ne işe girmek ne para kazanmak için gittim; ben üniversiteye yalnızca bilim öğrenmek, bilimsel olmak ve ülkeyi de insanlığı da kurtarmak için gittim.

Görülüyor ki üniversite eğitimi denilen şeyde felsefe, bilim, Din hadisleri, ruh eğitimi yerine nefs ve moda daha önemli; medya denilen şey için de felsefeden, bilimden, Din hadisileri'nden, ruhtan çok dış görünüş ve moda daha önemli.

Yani kusura bakılmasın da doğal bilimler fakültesileri(fakülteleri) yani fizik, kimya, mühendislik, tıp gibi bilimler dışında ben bu ülkenin hiçbir üniversitesinde okumam.

Önerim ki televizyonda mankene, modacıya, moda elçisine benzeyen bayanlar izlenilmemeli çünkü onlar önce bedeni yani niceliği aşmayı öğrenmeliler. Televizyona çıkan baylara bakın, bir de televizyona çıkan bayanlara; baylar oldukça sade giyimler içindelerken bayanlar sanki televizyona değil moda defilesine çıkmaktalar. Ve bedenlerini beyini taşıyan kütle olarak değil de moda dükkanı, alışveriş mağazası gibi görenleri  felsefe, bilim ve Din hadisileri izlemez ve içermez.

Nedir bir de bu 'Ben şu üniversitede okudum, ben bu üniversitede okudum' deyip havaatmalar(hava atmalar) ya da kibir içinde olmalar. Bence şu an dünyanın hiçbir üniversitesi felsefe, bilim ve Din hadisileri açılarından güzel, iyi, mükemmel, doğru, övünülesi değildir. Zaten gerçek üniversite okumuş insanlar mankene, modacıya değil alime, alimeye benzer. Oxford mezunu olsan ne yani... Biz ne Oxford mezunuları gördük; felsefenin f'sinden, mantığın m'sinden, bilimselliğin b'sinden, Din hadisileri'nin D'sinden, insanlığın i'sinden bile haberleri yoktu. Nefsi, dünyayı, bedeni, niceliği, somutluğu, hayatı, modayı, hazzı aşamamış insanlar zaten gerçek üniversite mezunu değildir.

Açık ki yetişkin insan dişisi moda olduktan sonra bin üniversite okusa da felsefe, bilim ve Din hadisileri, düşünür, alime, bilge değil yine cehalet ve nefs olacaktır.

Ne yani Nagehan Alçı Mardin üniversitesi değil de Boğaziçi üniversitesi okudu diye felsefe, bilim, Din hadisileri ona değer mi verecek? Hayır vermeyecekler çünkü onlar felsefede, bilimde ve Din hadisileri'nde doğruluğa, uygunluğa değer verirler. Ben de değer vermeyeceğim çünkü ben de kişilerdeki diplomaya ve modaya uyuma değil felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne bakarım. Felsefe, bilim, Din hadisileri içinde olmadıktan sonra üniversite bitirsen ne olur, bitirmesen ne olur; üniversiteyi Afrika'da okusan ne olur, Avrupa'da okusan ne olur. Üniversitede önce felsefellik, bilimsellik ve Din hadisileri öğreneceksin yoksa ordinaryus Pırof da olsan felsefe, bilim ve Din hadisileri önünde nitel hiçbir değerin olmaz, diplomanlar yalnızca kendini avutursun.

Babam üniversiteye giderken bana 'İlle de üniversiteyi bitir, diplomanı al' diyordu; ben de ona 'Üniversiteyi senin için bitireceğim ve diplomayı alıp senin duvarına asacağım çünkü bu fakültenin benim için hiçbir önemi, değer yok çünkü bu fakülte yalnızca kapitalist ekonomi ve Amerikancılık öğretiyor, ben ise felsefe ve bilim öğrenmek ve kapitalistlere değil insanlığa hizmet etmek istiyorum, ben bu fakülteye yalnızca Karl Marx'tan etkilendiğim için ekonomi nedir diye öğrenmeye gidiyorum' derdim. Oysa bakıyorum şimdi insanlar kıytırık kıytırık yüksel okullar ile bile havalara giriyorlar. Şimdi ise anlıyorum ki hiçbir fakülte beni mutlu edecek değil çünkü anladım ki yapmam gereken tek iş bilgelik, bana uygun tek şey bilgelik; ve bilgeliği de şimdilik hiçbir devlet ve hiçbir üniversite öğretemez.

Kadınlar var; televizyona çıkıyorlar; alimeden çok mankene, modacıya benziyorlar. Yahu böyle üniversite mezunu mu olunur; üniversiteler alim, alime değil de manken, modacı yetiştirmek; felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne, insanlığa değil de modaya hizmet etmek için mi varlar? Sonra da bakıyorsunuz üniversiteler pop konseri yerileri olmuş; üniversite mezunuları üniversite bitti diye kep denilen nesneleri sevinçten göklere fırlatıyorlar; yahu üniversite okumak senin için dert, üzüntü, mutsuzluk, acı, hüzün, keder birşeyse neden üniversiteye gidiyorsun; demek ki Kep fırlatma töreni gerçekte öğrencilere 'Üniversite burada bitti, üniversite yalnızca üniversite ile sınırlıdır, üniversite üniversitede kalır,  bundan sonra artık düzene hizmet edeceksiniz, kapitalistlere hizmet edeceksiniz, kafanıza göre takılacaksınız, üniversite değil diploma önemlidir, üniversite değil işe girmek önemlidir' anlamı taşıyor yani kep fırlatmak gerçekte üniversiteyi, kitapları, felsefeyi, bilimi, insanlığı fırlatmak; yazık ve ayıp. Kep töreni ya yapmayın ya da kepleri fırlatmayın çünkü üniversite demek kölelik değil özgürlük demektir.

Ben bakıyorum televizyonda bayan alime gibi değil manken gibi, modacı gibi, neyin uzmanı olursa olsun, kırk tane üniversite diploması da olsa izlemiyorum, dinlemiyorum.

Moda, makyaj, takı, süs, güzellik, vücut değil felsefe, bilim, Din hadisileri, ruh görmek istiyorum.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 31.5.18/08.53

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KORONA MARKETLER VE PARA Sağlık 10.05.2021
NORMAL OLUNMADAN NORMALLEŞME OLMAZ Felsefe 09.05.2021
TÜRKÇEDE '-NA' EKİ MANTIKSIZLIĞI SAVIM Felsefe 07.05.2021
AL BAYRAK (ŞİİR) Şiir 06.05.2021
İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ İNCELEMEM Felsefe 05.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021
PANTEİST SPİNOZA’NIN YETERSİZ TANRISI Felsefe 12.01.2021
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020