İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN TÜRKİYE'YE TUZAK VE ŞİZOFRENİK OLDUĞUNUN KANITLARI SAVIM- 1

Akıldışı, ahlakdışı, küresel, derin ve para olarak çok güçlü birileri tüm ülkelere, tüm dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamak ve egemenleştirmek için didinmekte; bunun için de moda, astroloji, medya, magazin, Tv yarışması, reklam, bilgisayar oyunu, eğlence, festival, gün, ünlü gibi pekçok şeyi kullanmakta; Türkiye 21. yüzyılda herşeyden önce bunu anlamak ve konulara bu açıdan da bakmak zorundadır.

Açık ki bu durum 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed ile de, 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk ile de uyuşmamaktadır ki buradan da bu merkezin özel amaçlarından birinin de Atatürk düşmanlığı ve İslam dünyasını ahlakdışılaştırmak olduğu anlaşılır ki bu açıdan açık ki İstanbul sözleşmesi denilen şey Bop'un dallarından ya da taktik değiştirmiş tuzaklarından biridir.

Bir savın doğru olması için önce mantıklı ve tutarlı olması gerekir. Açık ki hiçkimseye borcunu ödemeyen biri sizden borç isterse açık ki ödemeyecektir yani sınamanın bile anlamı yok; ortalıkta sütyen-külot gezen birinin din dersi öğretmeni olupolmadığını(olup olmadığını) birilerine sormanın da anlamı yok. Yani önce mantık ve tutarlılık. Mantık ve tutarlılık ayn ı şeyler gibi görünse de mantık kendi içinde tutarlılıktır, tutarlılık ise başka şeylerle yani dış ile tutarlılıktır.

İstanbul sözleşmesi açık ki özelde Türkiye'ye, genelde ise ahlak üzerine kurulu, ahlak değeri olan ülkelere yönelik bir tuzaktır ve şizofrenik bir durum göstermektedir. Neden? Çünkü her yönünden mantıksızlık ve tutarsızlık akıyor, ve savları ile gerçekler, var olan durum uyuşmuyor yani İstanbul sözleşmesi'ni savunan savlar duvarlarda böcekler gören alkoliklerin sanısal durumları gibi bir durumda yani toplumu şizofrence bir kafa yapısı ile aldatmaya yönelik bir durum göstermekte; örnekler ki:
1- İstanbul sözleşmesi yanlısı ve eşcinsellik savunucusu bir yayın organında İstanbul sözleşmesi'ni savunan bayanlardan biri demiş ki 'Koronadan değil, erkeklerden korkuyoruz.'. Söze(Lafa) bakar mısınız; bu söz hem korona gerçekliğini anlamamanın, hem toplumla alay etmenin, hem de insanlıkla alay etmenin bir durumu özelliğindedir bence. Yani sanki Türkiye'de her gün yüzlerce bayan dövülmekte, yüzlerce bayan öldürülmekte oysa korona her gün dünyada binlerce insan öldürmekte yani bu mantık koronanın dünyadaki katliamını umursamamakta, yalnızca kendisine odaklanmakta, yalnızca kendisini görmekte yani narsist bir megalomanlık ve narsist bir sosyopatlık göstermekte. Açık ki bu mantık gerçeklikten yoksun bir mantık yapısıdır.
2- Yine, İstanbul sözleşmesi yandaşı bayanlar demişler ki 'Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz, haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul sözleşmesi'ni uygula, eşitlik ve özgürlük için mücadeleye, tesadüf değil kadın cinayeti' demişler. Belli ki serbestliği özgürlük sanıyorlar, özgürlüğü de serbestlik sanıyorlar oysa özgürlük demek bilime ve ahlaka uygunluk demektir, canının istediğini yapmak ise özgürlük değil serbestliktir yani serseriliğin kardeşidir. Sonra; ne 'hakları', bilimsel olmak hakkı mı, ahlaklı olmak hakkı mı yoksa akıldışı-ahlakdışı moda hakkı mı, toplumsal alanlarda ahlaka aykırı giyimlerle salınmak hakkı mı, bikini ya da mayo diye herkesin içinde sütyen-külot salınmak hakkı mı, sigara ve içki içmek hakkı mı, bara-pavyona-gecekulübüne(gece kulübüne)-diskoteğe-meyhaneye-sıtriptiz(striptiz) kulübüne gitmek hakkı mı, tanga giymek hakkı mı, yüzü gözü boyamak hakkı mı, porno izlemek hakkı mı, pornoda oynamak hakkı mı, toplumsal alanlarda öpüşmek-sevişmek hakkı mı, Avrupa'da olduğu gibi 14 yaşındaki çocuklarla sevişmek ya da evlenmek hakkı mı, Avrupa'da olduğu gibi uyuşturucu kullanmak hakkı mı, Avrupa'da olduğu gibi kadın genelevleri mi, Avrupa'da olduğu gibi kadın sütü ve kadın peyniri üretmek ve satmak hakkı mı, Avrupa'da olduğu gibi Faşing hakkı mı, Avrupa'da olduğu gibi çıplaklar kampıları(kampları) mı, akıldışı-ahlakdışı-insanlıkdışı Amerikan ünlülerine benzemek hakkı mı yani ne hakkı yani bu ülkede bayanlara bilimsel ve ahlaksal hangi hak verilmedi ancak açık ki, belli ki onlar bilimsel ve ahlaksal haklar istemiyorlar; bayanlar bilimsel olmak istediler de engelleniyorlar mı, bayanların üniversite okumaları mı engelleniyor, bayanlar ahlaklı giyinmek ya da ahlaklı olmak istiyorlar da engelleniyorlar mı? Onlara 'Hayatlarınızdan vazgeçin' diyen mi var, ve onlar kendi istekleri ile evlenmediler mi boşandıkları kocaları ile yani onları devlet zorla mı evlendirdi? Ne 'eşitlik'i; bilimde ve ahlakta eşitlik hakkı mı yoksa bayların yaptıkları herşeyi yapmak yani baylara benzemek ya da bayları taklit etmek hakkı mı?
2- İstanbul sözleşmesi'ni savunanlar bir de 'İstanbul sözleşmesi uygulanırsa çocuk evlilikleri biter.'. Ondan mı Avrupa'da cinsel ilişki serbestliği yaşı 14?
3- İstanbul sözleşmesi yandaşları diyorlar ki 'İstanbul sözleşmesi uygulanırsa kadına şiddet, aile içi şiddet ve kadın cinayetleri biter ya da azalır.'. Ancak bunlar zaten Türk ceza kanunu'na göre suç, yani cezası olmayan, serbest şeyler değil yani bunları Türkiye yasaklayınca değil de Avrupa sözleşmesi yasaklayınca mı baylar 'Haa, bunlar İstanbul sözleşmesi'ne göre yasak, öyle ise ne şiddet uygulayalım, ne öldürelim' mi diyecekler? . İstanbul sözleşmesi Avrupalıları şiddetten uzaklaştırdığı, medeni yaptığı, insanca yaptığı için mi İspanya'da Boğa güreşi'leri var?


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 8.8.20/00.14


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KORONA MARKETLER VE PARA Sağlık 10.05.2021
NORMAL OLUNMADAN NORMALLEŞME OLMAZ Felsefe 09.05.2021
TÜRKÇEDE '-NA' EKİ MANTIKSIZLIĞI SAVIM Felsefe 07.05.2021
AL BAYRAK (ŞİİR) Şiir 06.05.2021
İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ İNCELEMEM Felsefe 05.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021
PANTEİST SPİNOZA’NIN YETERSİZ TANRISI Felsefe 12.01.2021
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020