ÖYKÜ SERTER VE ŞUUR

Bir toplumu eğitmek o toplumun siyasetçilerini/hükümdarlarını ve ünlülerini, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile eğitmekten geçer ki vicdan da bilime ve ahlaka dahildir; çünkü siyasetçilerin/hükümdarların ve ünlülerin arkalarından milyonlarca insan gider.

Açık ki akıldışı, ahlakdışı, küresel ve derin bir merkez dünyaya akıldışılık ve ahlakdışılık pompalamaya çalışmakta; bunu da akıldışı-ahlakdışı dişi modası, akıldışı-ahlakdışı dişi ünlüler ve yetişkin insan dişisi cinsiyeti ve cinselliği üzerinden yani yetişkin insan dişisi üzerinden yapmaya çalışmakta; öyle ki demokrasiyi ve laikliği ahlaka aykırı moda serbestliği ile ölçmekte, ve giyim olarak ahlaka aykırı yetişkin insan dişisini kurtarıcı olarak göstermeye ve ülkelere de, dünyaya da lider, önder, akılhocası, siyasetçi, sanatçı, ünlü, sivil toplum örgütü gibi şeyler yapmaya çalışmakta; ahlaka aykırı kafayapısı(kafa yapısı) da bu akıma kapılmakta; bu nedenle de hem ortalıkta sütyen-külot yayılıp hem de topluma düşünce liderliği/önderliği yapmaya çalışan tuhaf ünlüler ortaya çıkmakta, akıldışı-ahlakdışı Abd'de olduğu gibi.

Akıla aykırılık da, ahlaka aykırılık da, insanlığa aykırılık da, bilime aykırılık da bazıan(bazan) doğru, mantıklı, iyi, güzel, yararlı şeyler söyleyebilir, öyle ki bilimsel şeyler de söyleyebilir, öyle ki akademisyen de olabilir, bilimsel çalışmalar yapabilir ancak sonunda gideceği ya da baştaçı(baştacı) edeceği, sığınacağı, gururlanacağı yer akıldışılık ve ahlakdışılık, öyle ki bilimdışılık egemen bir dünyadır çünkü akıla aykırılığın da, bilime aykırılığın da, ahlaka aykırılığın da nedeni mantıksızlıktır, ve akıla aykırılık da, bilime aykırılık da, ahlaka aykırılık da nefstir, nefs de mantıksızlığın zirvesidir çünkü ahlak ahlak zaten mantığın nitel soyut zirvesidir, nefs de hem en büyük cehalettir, hem kötülüklerin nedeni ve amaçıdır, hem de önce mantığı, sonra da ahlakı yok eder. Bu nedenle ki corona salgınının başlamasının nedeni de, yayılmasının nedeni de nefstir; insanlığın nefse köleliği bilim ve teknoloji zirvesi olan 21. yüzyılda bile insanlığın ne kadar büyük bir cehalet, mantıksızlık, bilimdışılık ve barbarlık içinde olduğunu da göstermekte; bu açıdan ki moda denilen şey gerçekte bir ilkelliği, barbarlığı örtmekte.

Öykü Serter isimli bir ünlü İzmir'deki deprem konusunda siyasi iktidarı eleştirdi ve 'Bu birlik beraberlikten şov malzemesi çıkarmayı, enkaz üstüne çıkıp bonus toplamayı, yarın hava soğuk değil, yağmur da yok açıkta kalın, diyebilen bakan utanmazlığını, halkımız da çürük binalarda oturmasalarmış arsızlığını, 'Ayda'nın acıyan yeri yok, köfte ayran istiyor' diyen şuursuz bakanlarını da al git ey iktidar' dedi.

Ayda, yani İzmir depreminde, depremden kurtarılan küçük kız yani bir küçük çocuk.

Açık ki Öykü Serter'in sözleri iktidarda hangi siyasi parti olursa olsun söylenilebilecek sözler çünkü siyaset zaten, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' dünyası değil, 'Bilim ve ahlak'a aykırılık dünyasıdır tüm dünyada da.

Öykü Serter durum ve nedenleri konusunda doğru, iyi, güzel birşey söyledi ancak saçmasapan birşey de söyledi çünkü 'Küçük Ayda'nın acıyan biryeri yok, köfte ve ayran istedi' denilmesine 'şuursuzluk' denilmesi mantıksızlıktır çünkü durumu anlatmak mantıksızlık değildir. Burada asıl tuhaflık; depremde annesi ve babası ölmüş küçük bir çocuğun, annesini ve babasını istemek yerine köfte, ayran istemesi durumudur.

Açık ki Öykü Serter'in sözleri bozuk saatin bile günde iki kez doğru saati göstermesi gibi bir duruma düştü çünkü bu yetişkin insan dişisinin hem internette bikinili, mayolu yani ahlaka, dine ve Türklüğe aykırı fotoğrafları var, hem Biri bizi gözetliyor adlı ahlaka, Türklüğe, insanlığa aykırı yarışmanın sunucusu idi, hem de İzmir depremi sonrası söylediği o sözlerden sonraki günlerde medyada şu haber yayınlandı: 'Öykü Serter'den gizli aşk itirafı. Sunucu Öykü Serter, uzun süre evli bir erkekle birlikte olduğunu itiraf edip 'Bu yuva yıkmak gibi bir durum muydu? Hayır, benden önce de o yuvada defalarca yaşanmış ilişkiler vardı' dedi.'. Yani herif evli ki eşini aldatanları hiç sevmem, felsefe de sevmez, bilim de sevmez, akıl-ruh sağlığı da sevmez, ahlak da sevmez, din de sevmez, özgürlük de sevmez. Yani herif evli, yani sonuçta, yapılan şey evli olan yani henüz boşanmamış biri ile cinsel birliktelik yani İslam açısından da, Türklük açısından da, hukuk açısından da 'zina' denilen şey çünkü hukuk da boşanmadan başka biri ile cinselliği zina saymakta. Yani herif henüz boşanmamış, eşi ile sorunları varmış falan, sana ne, ülkede bekar yetişkin insan erkeği mi yoktu? Yani durum; herif henüz boşanmamış olduğundan zina yapmakta, böyle biri ile cinsel birliktelik de bu zinaya ortak olmak, bu zinayı desteklemek demektir ki bu durum dine de, Türklüğe de, akıl-ruh sağlığına da, insanlığa da aykırı bir durumdur.

Sonra da kalkıp; küçük bir çocuk 'Köfte, ayran istedi' diyen bakanın durumunu şuursuzluk olarak tanımlıyorsun. Çocuk köfte ve ayran istemiş; ne yapsın çocuk, günlerdir aç ve susuz kalmış deprem enkazının altında; bakan da bunu dilegegtirmiş(bunu dile getirmiş); çocuk ne yapsaydı yani köfte ve ayran istemese miydi ya da bakan 'Çocuk çok acı çekiyor, köfte ve ekmek de istemedi' mi deseydi?

Şuur yani bilinç yani doğal mantıklılık durumu. Gerçek ki Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi en büyük mantık yani en büyük bilinç yani en büyük şuur 'Bilim ve ahlak'tır. Öyle ki Muhammed 'Din bilim(ilim) ve ahlaktır, bilim ve ahlak yoksa din de olmaz' dedi; Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak. Öyle ki benim sözlerimle bilimin ya da ahlakın sözleri çelişirse beni değil bilimi ve ahlakı dinleyin' dedi. Yani bu durumda asıl şuursuzluk genelde 'Bilim ve ahlak'ı dışlamak, özelde ise adı ister bikini olsun, ister başka şey, ortalıkta sütyen-külot bulunmaktır.

Yani, insan başkalarını eleştirmeden önce kendine bakmalı. Toplumu düzeltmeye çalışmadan önce kendini düzeltmeli ki bu da Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak' ile olur ancak.

Öykü Serter açık ki kendine; Muhammed'in de, Atatürk'ün de istediği gibi 'Bilim ve ahlak'ı değil nefsi önder, lider, pusula, ışık edinmiş.

Doğru söz söylemek hüner de doğru insan olmak daha büyük hüner yoksa mafya da doğru sözler söyleyebilir.

Kişinin değeri yalnızca sözleri kadar değil, özel hayatı kadardır da; ve bilime, ahlaka aykırılık asla değer değildir.

Büyük söz söylemeli de önce bilime ve ahlaka uygun insan olmalı.

Açık ki ünlü olmak saçmalamayı önlemiyor ancak saçmalamak ünlü edebiliyor.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 24.11.20/04.52

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KORONA MARKETLER VE PARA Sağlık 10.05.2021
NORMAL OLUNMADAN NORMALLEŞME OLMAZ Felsefe 09.05.2021
TÜRKÇEDE '-NA' EKİ MANTIKSIZLIĞI SAVIM Felsefe 07.05.2021
AL BAYRAK (ŞİİR) Şiir 06.05.2021
İSTANBUL MEDİPOL ÜNİVERSİTESİ İNCELEMEM Felsefe 05.05.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
AN VE ZAMAN Felsefe 17.04.2021
Dostluk.. Felsefe 05.04.2021
ERDEMLİ OLMA VE ŞEREFLİ KAYBEDİŞ Felsefe 13.02.2021
PANTEİST SPİNOZA’NIN YETERSİZ TANRISI Felsefe 12.01.2021
SIRADAN MISIN Felsefe 02.08.2020