Karabekir ve İdeoloji Tarihçiliği

Ne yazık ki Türkiye'deki tarihçiler, ideolojileri ile tarihi birbirine karıştırmayı iyi beceriyor. Siyasi görüşü "Atatürk karşıtlığı" temeline kurulmuş olan ve ömrünü Atatürk düşüncesiyle savaşmaya adayan bazı kişiler, bu görevi "tarihçi" sıfatıyla yapıyor. Bu durum da sözde tarihçilerin bilinçaltını bilmeyen kişilerin, sorgusuz sualsiz onları okuması ve dinlemesi ile yanlış bilgileri kafasına doldurması neticesini veriyor. Atatürk karşıtlığını sistem edinmiş kişilerin sığındığı ilk liman, Son Padişah Mehmed Vahideddin idi. Bu ismi ilerleyen yıllarda Said Nursi, bugün ise Kazım Karabekir aldı. Üç ismi birbiriyle kıyaslamak gafletine dahi giremem ama hayatını "Atatürk'e karşı olan veya bir dönem karşı çıkmış herkesi sevmek" prensibine adayanlar, bu üç ismi aynı kefeye koymayı başarabilmiştir. Son isim olan Kazım Karabekir, şüphe yok ki diğer iki isim ile kıyaslanamayacak derecede önemli ve memleketin bağımsızlığı için çaba sarf etmiş bir isimdir. Hayatını cephelerde geçirmiş, Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda büyük başarılara imza atmış, Doğu Cephesi'nin emniyete alarak, Atatürk'ün batıdaki düşmanla sırtını doğuya dayayarak savaşabilmesini sağlamış bir isimden söz ediyoruz. Kazım Karabekir, şüphesiz ki değerli bir asker, muzaffer bir kumandandır. Ancak askerlikten ayrılıp siyasete yoğunlaştığı dönem Atatürk'le yaşadığı görüş ayrılıkları onun bazı haksızlıklara uğramasına sebep olmuştur. Kurduğu siyasi parti Doğu'daki isyanlara ve Atatürk'e suikast teşebbüsüne dayandırılarak kapatılan, İstiklal Mahkemeleri'nde idam ile yargılanıp neticede beraat eden Karabekir'in ilk siyasi ömrü hüsranla sona ermiştir. Bu olaylardan sonra kendisine yapılan haksızlıkları kitaplaştıran ve kitabı henüz basılmadan toplatılan Karabekir, bir dönemin "sakıncalı" ismidir. Biat etme özelliğinin olmayışı ve yanlış bulduğu düşünceleri çekinmeden tenkit edebilmesi onun isminin "sakıncalı" olmasını sağlayan etmenler arasında sayılabilir. Nitekim yaklaşık olarak aynı mizaca sahip olduğu Atatürk ile aralarında oluşan kopukluk da bu sebepten oluşmuştur. Yaşanan küskünlükler ve davalara rağmen Atatürk'ün, vefatından kısa bir süre önce eski dostları olan ama şartlar gereği yollarını ayırdığı isimlerle "helalleşme" isteği Kazım Karabekir için de uyanmıştır. Karabekir de bu isteği olumlu karşılamış ve Atatürk'ün bu isteğini kabul etmiştir. Ancak araya giren ve iki ismin barışmasını istemeyen bazı kişiler, bu buluşmaya engel olmuştur. Neticede Atatürk, Karabekir'i ile bir daha buluşamadan aramızdan ayrılmıştır. İşte ideolojik tarihçiler, Karabekir'in hayatının yalnızca küskünlük safhasını ele alırlar. Onun ne Doğu Cephesi'nde kazandığı başarılar, ne de askerlik görevinden alınan Mustafa Kemal'e bir kumandan olmasına rağmen selam durması bu tarihçilerin umurunda bile değildir. Atatürk'e vurmak için yalnızca onunla karşı karşıya geldiği dönemi kullanırlar. Peki, Atatürk öldükten sonra... Sonra ne oldu. Bu kısma da pek değinmezler. Ona da kısaca ben değineyim. Musa Kazım Karabekir, bir dönem karşı karşıya geldiği ve siyasi bir rakip olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne geri döndü. 1939'da yapılan milletvekili seçimlerine, İnönü'nün "küskünleri geri kazanma" politikasının bir sonucu olarak CHP'den vekil adayı olarak katılan Karabekir, vefatına kadar CHP'nin bir mebusu olmayı sürdürdü. 1946'da TBMM Başkanlığı görevine seçilen Kazım Karabekir, vefat tarihi olan 26 Ocak 1948'e kadar TBMM Başkanı görevinde bulundu. "1939'da siyasete atılmak için başka bir seçeneği olmadığı sebebiyle CHP'nin teklifine evet dedi" bahanesine sarılacak olanlara, kırklı yıllardan itibaren çok partili hayata geçtiğimizi ve Karabekir'in ihtiraslar için asla kişiliğinden taviz vermeyeceğini hatırlatmak gerekiyor. Neticede kimileri görmek istese de istemese de Musa Kazım Karabekir, ömrünü böyle tamamladı. Tarihçilik, objektiflik gerektiren bir meslektir. Ne yazık ki bugünün bazı tarihçilerinde bu objektiflikten eser dahi yoktur.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GÜREŞ TEKKELERİNDE TASAVVUF Tarih 07.05.2021
SEN KATİLLERİN TORUNU DEĞİLSİN Tarih 28.04.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
.... Tarih 08.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.