AKP VE PKK. AMAÇ FARKLI, YÖNTEM AYNI; ŞİDDET

Son günlerde yaşanan terör, bu teröre Hükûmetin verdiği tepki kamuoyunun gündeminde baş sıralara oturdu.
Bu terör hareketi bekleniyor muydu? Evet!
Nitekim basın ve yayın organları, Cumhurbaşkanı'nın seçim sonuçlarını beğenmediği, yeniden seçim istediğini yazıyordu.


Yazılan bir iddia daha vardı.
“Hükûmet, MHP'ye kayan Milliyetçi oyları geri alabilmek için gerginlik politikası yürütme kararı almış. Provokatif eylemler ile terörü tırmandıracak, halkta bıkkınlık yaratıp ekonomik istikrarsızlık baş gösterdiğinde seçim kararı alacak;  “AKP tek başına iktidar olmazsa durum bu” propagandasına soyunacak.”
Hele ki, AKP'nin içine kadar girmiş ve bir türlü temizlenemeyen Fethullahçı yapı, Fuat Avni isminde vücut bularak en stratejik bilgileri dahi veriyordu. İçişlerinde, Dışişlerinde, MİT içinde bu çatışmayı tezgahlayacak isimleri dahi yazmıştı.
İlk hamle için İSİD kullanıldı. Seçimler esnasında HDP binalarına saldırdı olmadı. Diyarbakır mitingine bomba konuldu olmadı. HDP Kürt seçmeni sokaktan alarak sandığa getirmeyi başardı. Bu seçim sonucu, Cumhurbaşkanı'nın kişisel başarısızlığı oldu. AKP, bırakın Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğu elde etmeyi, tek başına iktidar olma şansını dahi bulamadı.


Hükûmet koalisyon hazırlıkları yaparken, Cumhurbaşkanı masayı devirdi ve kartların yeniden karılması kararını uygulamaya koydu.
İstenen gerginlik Ayn el Arab (Kobane) a gitmeye hazırlanan gençlerin arasına yerleştirilen bir bomba ile Suruç'ta yaratıldı. ‘Bombacı ISİD militanı' iddiaları ile sanal düşman yaratıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri ISİD'e ait olduğu mevzilere top atışı yaptı. ‘Cehennem topları' bir militanı öldürdü, 3 tane pick-up aracı tahrip etti (!)
HDP'den Hükûmeti eleştiren açıklamalar gelirken, sağduyu çağrılarına devam etti. Hükûmetin istediği düşman yine sokağa inmemişti.
Ertesi gün, yine Urfa'da, Ceylanpınar ilçesinde iki polis memuru ensesinden vurularak şehit edildi. Kamuoyu, eylemi anlamaya çalışırken, PKK yaptığı açıklama ile eylemi üstlendi.
Bu üstlenme, özellikle HDP'de şok etkisi yarattı. Seçim kampanyası süresince barış mesajları veren, mesajları Kürt halkında karşılık bulan parti, bu suikasti kimseye anlatamazdı.


Peki bu eylemi PKK'nın üstlenmesi ne anlama geliyordu?
Açıklayalım.
En basit anlatımla, Hükümet ve PKK farklı amaçlar için aynı yöntemi seçme kararı aldı. Şiddet.
Hükûmeti anladık da PKK'nın amacını anlamamız biraz daha uzun sürdü.
Bildiğiniz gibi, ismi sürekli değiştirilen çözüm süreci, bizzat AKP tarafından seçim kampanyası tarafından sona erdirilmişti. Selahattin Demirtaş, verdiği ropörtajda bunun nedeninin Cumhurbaşkanı olduğunu iddia ediyordu. Çözüm sürecinde AKP oylarının azalması, HDP oylarının artmasını gören Cumhurbaşkanı, “çözüm süreci bize bir şey kazandırmıyor” diyerek çözüme değil, seçime oynama kararı almış. Tabii bu gelişmeleri bilen PKK yönetimi, Devleti çözüme zorlamak için en iyi bildiği yöntemi tercih ediyor; şiddeti.
Cumhurbaşkanı'nın tutumu, çözüm için umudun kalmadığı fikrini doğurduğu için, kurulacak Hükûmeti veya seçimi terörize etme kararı alıyor. Tabii, çözüme yaklaşılmış, mütabakat metni kamuoyuna duyurulmuş olmasına rağmen, Hükûmetin inkâr etmesi, bir hayal kırıklığı ve öfke de yaratıyor.
HDP, bu emrivakinin tam ortasında kalıyor.

PKK'nın hesabı şu olabilir. “Terör ortamında dahi, HDP %10 barajını geçer. Milletvekili sayısının önemi yok. Mecliste sesimiz olacak birkaç Milletvekili ile düşüncelerimizi anlatırız.
Eğer HDP barajı geçemese dahi sorun değil. Nasılsa görüşmeleri yine Onlar yürütürler.”
Aslında PKK, böyle bir cephe açmak istemez. Çünkü, Türkiye'deki Kürt halkın isteklerinden daha önemli projesi var. Irak'ta başardıklarını, Suriye'de de yapmak üzereler ve kendilerine uzun bir koridor oluşturdular. O bölgelerde meşrulaştıktan sonra, gözlerini Türkiye'ye çevirmeleri çok da zor olmaz.  Hükûmetin dengesiz politikaları yüzünden iki toplumun birlikte yaşama iradesi zaten ortadan kalkmıştı. İki toplumu ayrıştırmak için bir kibrit çakmak yeterliydi. Şu anda o kibritin nasıl çakılacağının provası başladı.
Gerilla savaşı iki aşamadan oluşur. Şehirden kıra-Kırdan şehre aşamaları vardır. Pkk artık şehre inme kararı aldı ve bu savaşı, şehirdeki elemanları ile yürütecek. Bu eskisinden çok daha tehlikelidir. Çünkü artık halk ile asker-polis çatışması başlayacaktır. Bu çatışma sonucunda 3 olasılık söz konusudur.
1- Devlet çözüm için masaya gelir.
2- Bölge tamamen PKK'ya bırakılır
3- Devlet bu kalkışmaya hazırlanmıştır, oluk gibi kan akıtma pahasına kalkışmayı bastırır. Her üç seçenekte de, Türkiye Halkları için menfaat yoktur. Hem Türkler, hem Kürtler, hem de diğer tüm etnik unsurlar zarar görecek, ülkeye korku hakim olacaktır.
Tek çare, partisi veya kendisini feda ederek konuşmaya çalışacak bir iktidarın kurulmasıdır. Bu aşamada böyle bir iktidar mümkün değildir. Bu iş yeniden seçime gider ve ülke kaybetmeye devam eder. Sırf bir kişinin kuru inadı yüzünden onlarca can gider. 28/07/2015

Saygılarımla
Erdal Gökmen


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ÇELİKTEN GÜL FİDESİ YETİŞTİRMEK Kültür / Sanat 30.10.2014
"İNANMAK" VE "İKNA OLMAK" ÜZERİNE Politika 24.10.2014
GENEL BAŞKAN SEÇİMİ ALDATMACASI Politika 22.08.2014
A.K.P. NASIL KAZANDI? 2. BÖLÜM Politika 03.04.2014
A.K.P. NASIL KAZANDI? 1. Politika 02.04.2014
Başlık Kategori Yayın Tarihi
DÜNYANIN GELECEĞİ Politika 11.07.2021
Kaldırın Korkmadan Elinizi (Ali İsmail Korkmaz Anısına) Politika 10.07.2021
AK Parti'nin Akı, Karası Politika 01.06.2021
Üst Akıl Faaliyeti Politika 31.05.2021
FİLİSTİN’DE KALICI BARIŞ MÜMKÜN MÜ? Politika 19.05.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.