Atatürk'ün Zorunlu Askerliğe Bakışı

Mustafa Kemal Atatürk'ün eserleri dendiğinde, bu konuyu araştırmamış kişilerin aklına yalnızca Nutuk (Söylev) geliyor. Oysa yazdığı ve yazdırdığı eserler incelendiğinde, "Halka çizilen Atatürk Resimleri"nden farklı resimlerle karşılaşmak mümkündür. Yazdırdığı "Türk Tarihinin Ana Hatları" ve el yazısı ile büyük çoğunluğunu kaleme aldığı "Vatandaş için medeni Bilgiler" bunlara örnek olarak gösterilebilir. Atatürk'ün pek bilinmeyen bir eseri de, Nuri Conker'in yazdığı Zabit ve Kumandan'a cevap olarak 1914 yılının Mayıs ayında Sofya'da kaleme aldığı "Zabit ve Kumandan ile Hasbihal" kitabıdır. Bugün her siyasetçi kendi ideolojisi çerçevesinde bir Atatürk ve Atatürkçülük uydurmaktadır. Atatürk'ün sözlerinden dilediğini kullanıp dilediğini yok sayan bu zihniyetin yok saydığı sözlerden bir kısmını hepimiz biliyoruz. Bu makalede, gözden kaçtığını düşündüğüm, sayfalar arasına sıkışmış bir paragrafı ele alacağım. Zorunlu askerliğin kalkması yahut bedelli askerliğin çıkarılması konusu özellikle genel seçim öncesinde tartışılmaya başlanmıştı. Başlangıçta bu duruma mesafeli bakan muhalefet partileri, son günlerde mutabakata vardır. Bu duruma en fazla soğuk bakan parti olan MHP'nin de bedelliye kısmen yeşil ışık yakan konuşması üzerine, bedelli bekleyen kişiler umutlarını tazelendi. Van depremi üzerine, sürekli dillendirilen bedelli askerlik içinden askerlik kısmı söküp atılarak, yani bedel karşılığı bir gün dahi yeşil giymeden tezkere alınması sağlanarak resmen para karşılığında lağvedildi. Herhalde hiçbir muhalefet partisi, insanların bir gün dahi askerlik yapmayacağı bir sistemi düşünmemişti. AKP iktidarı bunu başardı. Yeni sistem ile yurtdışında çalışıyormuş gibi görünüp, belli bir meblağ karşılığı askerlik hizmeti vermeden bu "yükün" altından sıyrılabiliyorsunuz. "Vicdani ret"e karşı çıkarken askerlik hizmetinin kutsallığından söz eden Tayyip Erdoğan, bedelli askerliği tercih edecekleri de bu kutsallıktan mahrum etti. Bir Türk vatandaşı, neden askerlik görevinden kaçmayı düşünür? Cevabı basit... Görevden kaçanın bedeni Türk olsa da ruhu Türklükten uzaklaşmıştır. Ya hümanizmin tatlı kucağına ya da korkaklığın zavallı konumuna kendisini bırakmıştır. Bu konuyu uzatmak mümkün... Dilerseniz meseleye bir de "Atatürk Gözü" ile bakalım. Bakalım ki Atatürk'ün dahi bu denli sorgulandığı bu ortamda, Atatürkçü bir parti ve Atatürkçü vatandaşlar kendilerini sorgulamayı bir denesinler: "Son asır ordularını teşkil eden efrat, eskiden olduğu gibi kısmı külsi (hepsi), kendi gönül rızasıyla hizmet-i askeriye ile mükelleftir. Arzusu olan da olmayan da hizmet-i vataniyesini ifa ile mükellef tutulmuştur. Ve tutulmalıdır. Bu yolda teşekkül etmiş bulunan ordular, eski zamanın ordularında olduğu gibi mafevkler, ifrat derecede inisiyatifi haddi itidale irca etmek (üstler aşırı derecedeki inisiyatifi ılımlı bir noktaya indirmek), onu inzibat ve idare altında bulundurmak düşüncelerinden varestedir (kurtulmuştur)." İşte Atatürk'ün zorunlu askerlik ile ilgili görüşleri... Atatürk, arzusu olanın da olmayanın da askerlik görevi yapmasının zorunlu olduğunu ve bu uygulamanın doğruluğunu belirtmiştir. Askerlik üzerine yazdığı bu risale de Atatürk'ün bütün eserleri gibi okunmalıdır. Türk olmak zor zanaattır. Yalnızca "Türk'üm, Türkçüyüm" demekle Türkçü olunmaz. Türkçülük, Türk'ten göreve itaat ve görev ahlakı bekler. Hem görevden kaçıp hem de kendine Türklük namına rol biçen ancak ve ancak kendini kandırmış olur.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.