Şehitlerin Düşündürdükleri

Yirmi dört şehit daha verdik. Ekranlar, gazeteler yine siyahlara büründü. Bir şehit verdiğimiz gün, hiçbir şey olmamış gibi devam edenler, sayı arttıkça acının da katlanacağı gibi bir sonuç çıkarmış olmalı ki, yayınlarında manşetlerinde değişikliğe gittiler. Bu saldırının, PKK'nın en büyük terör eylemlerinden biri olduğu doğru... Fakat yalnızca şehit sayısı çoğaldığında isyan etmek, yalnızca beşten fazla şehidi haber değerinde görmek, bizim bugün yaşadıklarımızı örtemiyor. Yaklaşık olarak otuz yıldır aralıklarla süren bu terör sırasında her olgu, her devlet, her kurum suçlu bulundu. Başbakan Erdoğan da, saldırı sonrası yaptığı açıklamada dış güçlerden bahsetti. PKK'yı, daha önce yaptığı gibi taşeron ilan etti. Dış güçlerden kastının başta İsrail olmak üzere, büyük devletler olduğunu biliyoruz. Bu açıklamalar dışında, PKK eylemlerinde PKK ve içindeki kişiler dışında herkes suçlu görüldü. TSK'nin ihmalinden söz edildi. Açılımın yetersizliği konuşuldu ve saire... Peki, hırsızın hiç mi suçu yok? Yıllardır terörü içinde barındıranların, doğrudan veya dolaylı olarak destek olanların, gıda ve barınak yardımında bulunanların hiç mi kabahati yok? Bunlar da mı taşeron? Dış destekli... Ellerine Abdullah Öcalan posteri alıp, "Yaşasın Önder Apo" sloganları atıp, PKK'nın siyasi uzantılarını %70 ile %85 ile mükâfatlandıranların hiç mi suçu yok? Sanırsınız ki PKK terör eylemi yapıyor ve Hakkâri halkı "Türk - Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" sloganları atıp terörü lanetliyor. Sanırsınız ki Hakkârililer, Diyarbakırlılar, Şırnaklılar terörü lanetlemek için evlerine Türk bayrağı asıyor, mateme bürünüyor. Yıllardır bir "Kardeşlik Türküsü" söylendi durdu. "Türk - Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir" dendi. İki taraftan biri ki bunlar hep Türklerdi, ısrarla kardeşiz derken, terörü bu etnik yapıdan tenzih etmeye gayret ederken, diğer taraf tüm bu ısrarları reddetti. Bir taraf kucak açtıkça diğeri tokat attı. Tokat atana tokatla yanıt vermek gerekirken anlamsızca kucak açılmaya devam etti. Bizim insanlarımızın tuhaf bir âdeti var. Söz konusu Ermenilik olunca kökenbilimin tüm imkânları zorlanıyor. Çekinmeseler kafatası ölçecekler. Meşhur bir "tarihçi" sürekli ne diyor: "Abdullah Öcalan Ermenidir" Bir diğer tarihçi de sürekli olarak "PKK'yı Ermeniler kurdu" cümlesini tekrarlıyor. Peki, bu isimlere "Mozambikliler Türk müdür" diye sorsak "Kendini Türk hisseden herkes Türk'tür" cevabı vermeyecek mi? Mevzu bahis Türklük olunca hissiyat ve kültür devreye girerken, mevzu bahis Ermenilik olunca kökenbilim uzmanı kesilmek, kimse kusura bakmasın dürüstlük değildir. Terörü bir etnik yapıdan tenzih etme işi Türk milletinin görevi değildir. Madem o kişiler kendilerini "Kürt" olarak kabul ediyor, siz de onları Kürt kabul etmeye mecbursunuz demektir. Bırakın da onları Kürtlük kadrosundan çıkarmak, "eğer istiyorsa" Kürtlerin kendilerine kalsın!

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.