Üç Mayıs ve Sonrası (Birinci Bölüm)

Üç Mayıs nümayişi ve ardından gelen Turancılık Davası'nı anmak için Atsız tarafından Türkçülük Günü olarak ilan edilen 3 Mayıs'ı yine Türkçüler onun kabri başında anacaklar. Şüphe yok ki bu davaya ilişkin "Bir numara kimdir?" sorusu sorulsa, verilecek yanıt "Hüseyin Nihal Atsız" olacaktır. Bugünkü neslin adını daha fazla duyduğu çoğu isim, o sıralar peşinde binlerce kişiyi sürükleyebilecek yeterlilikte değildi. Türkçülük denince insanların aklına Nihal Atsız geliyordu ki, bugün bile bu durum geçerliliğini korumaktadır. Üç Mayıs'tan bugün için alınacak çok ders vardır. Bugün bile hapiste birçok gazeteci yazar bulunuyor. Hem kendilerinin hem de dışarıda kalan destekçilerinin ifadesiyle, onların tek suçu düşünmek... Ortada darbe yapmak gibi bir iddianın olmadığını, iki gazeteci, üç-beş yazar ve düşük rütbeli subaylarla darbe yapılamayacağını iddia ediyorlar. Bu sözler Üç Mayıs ile ilgili az çok bilgisi olan herkese tanıdık gelecektir. Üç Mayıs Ankara Nümayişi sonrasında teker teker tutuklanan isimlerin neredeyse tamamı Türkçüydü. Fakat çoğunun Türkçülüğü tanımlama konusunda yorum farkları vardı ve savunmaları okunduğunda neredeyse hiçbirinin görüşü birbirine benzemiyordu. İşin daha garip tarafı bu Türkçü yazarlar, ayrı Türkçü dergilerde yazılar yazıyorlardı. "Hesap Veriyoruz - Hesap Böyle Verilir" tartışmalarında da görüldüğü üzere birbirileri ile anlaşıp hükümeti devirmek gibi bir niyetleri asla olamazdı. Darbenin asker kanadı olarak düşünebileceğiniz isimler de üsteğmenlik rütbesine haizdi... Peki, neydi bu isimleri toplayan ve aynı dava havuzunun içine atan süreç... Bunu hatırlayalım: Reha Oğuz Türkkan'ın "Hesap Veriyoruz" makalesine karşı "Hesap Böyle Verilir" makalesini yazan Hüseyin Nihal Atsız, buna karşılık "Kuyruk Acısı" makalesi ile karşılaşır. Türkçüler arasındaki bu husumetten rahatsız olan Zeki Velidi Togan, Hasan Ferid Cansever, İsmet Tümtürk gibi isimler iki ismi yan yana getirirler. İki isim barışmasalar da adeta sözlü bir saldırmazlık paktı imzalamış olurlar. Bütün bunlar olurken Türkiye Cumhuriyeti Başvekili Şükrü Saraçoğlu'nun "Türk'üz, Türkçüyüz ve her gün biraz daha Türkçü olacağız" demesi üzerine Atsız, bu Türkçü başvekile devlet içerisindeki komünist yapılanmaları bildirmek için "Başvekil Saraçoğlu Şükrü'ye Açık Mektup" başlıklı iki mektup yayınlar. İsminden de anlaşılacağı üzere bu iki mektup Orhun Dergisi'nde herkesin okuyabileceği şekilde yayınlanmıştır. Bu mektupların açık yayınlanmasını eleştirenler ve erken bulanlar olur. Ama Atsız müspet bir yanıt alacağı inancındadır. Mektupta direkt hedef alınanlardan biri de Sabahattin Ali'dir. Sabahattin Ali'nin bir Atatürk düşmanı olduğunu yazdığı şiiri örnek göstererek anlatan Atsız, bu ismin devlet kadrolarında bulunmasının doğru olmadığını söyler. (NOT: S.Ali bu şiiri kendisinin yazmadığını ve okumadığını söylemiştir ama Atsız bu şiiri ondan duyduğunu söyler.) 1 Nisan 1944'de çıkan 16. sayı Orhun'un son sayısı olacaktır. 7 Nisan'da Hasan Ali Yücel, Atsız'ın Boğaziçi Lisesi'ndeki öğretmenlik görevine son verir. Öncesinde Yücel'in bir istifa denemesi olmuş ama İnönü tarafından istifaya engel olunmuştur. Orhun da mahkeme kararıyla ikinci kez kapatılmıştır. Sabahattin Ali'nin ilk niyeti bu mektuba aynı tarzda, yani kaleme alacağı bir yazı ile cevap vermekti. Orhan Şaik Gökyay'ın ifadesinde de belirttiği gibi Sabahattin Ali'ye Hasan Ali Yücel ve Falih Rıfkı Atay, dava açması için baskı yapmışlardır. Gökyay'ın arabuluculuk teklifine rağmen Ali, Nihal Atsız'a dava açar ve tarihe geçecek olan büyük dava başlar. Sabahattin Ali'nin kendisine dava açtığını öğrenen Atsız, tren yolunu kullanarak Ankara'ya gelir. 26 Nisan 1944 Çarşamba günü Ankara'da mahkeme başlar. Atsız'a mal edilen suç "Neşir vasıtasıyla hakaret ve sövme"dir. Sabahattin Ali, kendisine "vatan haini" dediği için Atsız'a on bin lira para cezası verilmesini talep eder. Bu arada üniversiteli Türkçü gençler mahkeme salonunu doldurmuştur. İlk oturumda Sabahattin Ali, kalabalıktan korkup kaçar. Öğlen açılan oturumda, Nihal Atsız mahkeme heyetine "Ben bir vatansever olarak Türkiye'nin bir uçuruma sürüklendiğini görüyorum. Komünistler ve vatanı bölmek isteyenler, birbirlerine dayanarak memleketin en yüksek noktalarına tırmanıyorlar. Ve memleketi sevenlere her türlü darbeyi vurmak imkânını elde ediyorlar." Demiştir. Sabahattin Ali de Atsız'a aynı mahkemede "maceraperest" yazdıklarına ise "zevzeklik" demiştir. Bu mahkeme 3 Mayıs 1944'e ertelenir. Üç Mayıs'ta mahkeme salonuna girmeğe çalışan Türkçüler, izin verilmeyince Ulus Meydanı'na doğru ilerler. Ankara Ulus Meydanı'nda büyük gösteriler yapılır. Saraçoğlu ile görüşme talepleri de reddedilen Türkçüler emniyet güçleri tarafından şiddete maruz kalırlar. Neticede yüz atmış beş Türkçü tutuklanır. Yanılgı eseri 3 Mayıs'ı Turancılık Davası'nın görüldüğü gün olarak söyleme durumu birçok kişide görülmektedir. Oysaki 3 Mayıs'ın tarihteki adı "Ankara Nümayişi"dir. 9 Mayıs 1944'te üçüncü duruşma yapılır. Atsız, Sabahattin Ali'ye hakaretten ötürü altı ay hapse mahkûm edilir. Milli tahrik gerekçesi ile ceza dört aya indirilir ve bu ceza da ertelenir. Fakat Atsız, yine de duruşma çıkışında tutuklanır. Sabahattin Ali'nin Atsız'a karşı dava açması için uğraş veren Falih Rıfkı Atay, Atsız'ın avukatı Hamit Şevket İnce'yi de ikna ederek Atsız'ın avukatlığını yapmaktan vazgeçtirir. 19 Mayıs 1944'te İsmet İnönü'nün nutku Türkçülerin hapse atılmasının fermanı niteliğindedir. Kısaca İnönü şunları söylemiştir: "Turancılık fikri yine son zamanların zararlı ve hastalıklı gösterisidir. Bu bakımdan cumhuriyeti iyi anlamak lazımdır. Milli kurtuluş sona erdiği gün yalnız Sovyetlerle dostluk ve bütün komşularımız eski düşmanlıkların bütün hatıralarını canlı olarak zihinlerinde tutuyorlardı. Turancılar, Türk milletini bütün komşuları ile onarılmaz bir surette derhal düşman yapmak için birebir tılsım bulmuşlardır. Bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette Cumhuriyetin bütün tedbirlerini kullanacağız fesatçılar genç çocukları ve saf vatandaşları aldatan fikirlerini millet karşısında açıktan açığa münakaşa edemeyeceğimizi sanmışlardır. Aldanmışlardır ve daha çok aldanacaklardır. Vatandaşlarım! Emin olabilirsiniz ki vatanımızı bu yeni fesatçılara karşı da kudretle müdafaa edeceğiz." (devamı yarın)

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GÜREŞ TEKKELERİNDE TASAVVUF Tarih 07.05.2021
SEN KATİLLERİN TORUNU DEĞİLSİN Tarih 28.04.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
.... Tarih 08.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.