Atsız'ı Anlatıyorum (Üçüncü Bölüm)

("Ruh Adam: Atsız" adlı izletinin düzyazı halinin üçüncü bölümüdür.) 4 Kasım 1939 tarihinde Atsız'ın ilk oğlu Yağmur, İstanbul Alman Hastanesi'nde dünyaya gelmiştir. Atsız, 19 Kasım 1939'da Boğaziçi Lisesi?nde öğretmenlik görevine başlamıştır. Boğaziçi Lisesi, Arnavutköy'de yani Atsız'ın evine çok uzak bir bölgededir. Atsız, o günlerde yaşadıklarını anlatırken gününün büyük çoğunluğunun yollarda geçtiğini anlatmıştır. 1939 yılında başlayan İkinci Dünya Savaşı, Türkiye'deki münevverler tarafından da takip edilmektedir. Atsız, İkinci Dünya Savaşı ile ilgili tespitlerini yıllar sonra "İkinci Dünya Savaşında" adlı makalesinde yapmıştır. Atsız?a göre İkinci Dünya Savaşı Türkiye'de bir film izler gibi izlenmiş, İsmet İnönü'nün kurnazlıkları ve ikili oyunları sayesinde Türkiye savaşa girmemiştir. İnönü'nün İngiliz ve Fransızlarla yaptığı antlaşmaları eleştiren Atsız, bu antlaşmanın Sovyetlere saldırmama teminatı olduğunu söylemektedir. Bütün bunlar yaşanırken Atsız, tarih çalışmalarını da sürdürmektedir. "Şeyh Ahmet Dede Efendi, Hayatı ve Eserleri" "Dokuz Boy Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi" gibi eserleri yayınlar. Atsız Kopuz dergisinde "Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı: Kür Şad" adlı bir makale yayınlar. Yıllar sonra "Bozkurtların Ölümü" romanına konu edeceği Kür Şad, Atsız'ın hayatında çok büyük yer etmiş bir kahramandır. Atsız, bugün sanıldığı gibi Kür Şad'ı yalnızca bir roman kahramanı olarak araştırarak, onun tarihte yaşamış olduğunu tespit etmiştir. Atsız bu makalesinde Kür Şad için üniversite meydanına sade bir anıt dikilmesini de istemiştir. 1940'da Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" adlı öyküsüne hitaben "İçimizdeki Şeytanlar" adlı bir kitapçık bastırmıştır. "İçimizdeki Şeytanlar" yahut daha sonra yayınlandığı adıyla "İçimizdeki Şeytan", Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" adlı romanında milliyetçileri dış devletlerin casusu olmakla itham etmesi üzerine 19 Temmuz'da yazılmıştır. 1000 adet basılan bu broşür üç hafta içinde tükenir. Atsız, romanın incelenmeye değer edebi bir yanı olmadığını ancak romanın milliyetçileri kötü göstermek maksadıyla kasıtlı olarak yazıldığını iddia eder. İlk olarak Sabahattin Ali ile ilk tanıştığı dönemi anlatan, onun o dönem milliyetçi geçindiğini söyleyen Atsız, Atatürk'e söven bir şiir yazan Sabahattin Ali'nin bu şiiri ile inkılâp yaratacağını düşündüğünü ancak neticenin hapse girmek olduğunu anlatır. Sabahattin Ali, bu şiir yüzünden giremediği öğretmenlik görevine Atatürk'e manzume yazarak girer. Atsız kitapçığın geri kalan bölümünde romanın tahlilini yapar. Sabahattin Ali'in romandaki her karakteri bir kişi ile özdeşleştirdiğini, baş karakteri oluştururken de Ali'nin kendini düşündüğünü söyler. Diğer karakterlerin de Mükrimin Halil, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan gibi isimlerden esinlenilerek oluşturulduğunu anlatır. Atsız 1940 yılında "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eseri yazmıştır. Atsız?ın "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eseri, edebi açıdan incelendiğinde döneminin en iyi eserleri arasında sayılabilir. Atsız bu eserinde, edebiyat kavramının geniş bir tanımını yapmış, daha sonra İslamiyet öncesi Türk medeniyeti ve tarihi üzerine yaptığı incelemeleri paylaşmıştır. 1940 yılında, yani 35 yaşındayken böyle bir eser vermesi Atsız'ın edebiyata olan bağlılığını ve bilgisinin yeterliliğini göstermektedir. 1940 yılında yazdığı "Türk Edebiyatı Tarihi" adlı eserinden sonra 1941 yılında bir sistem eleştirisi yaptığı ve dönemini ele alırsak belki de en cesurca yazılmış roman olarak kabul edilebilecek olan eseri "Dalkavuklar Gecesi"ni yazdı. Bu roman dönemin iktidarı tarafından kısa sürede toplatılır. Roman Hatti krallığındaki olaylar etrafında dönmekte ve karakter isimler, kimden ilham alınarak oluşturulduğu hakkında ipucu vermektedir. Yıllardır yapılan kirli propagandayı temizlemek adına bu karakterlerin kimler olduğunu belirtmek lazım? Kitabın baş karakterinin Mustafa Kemal Atatürk olduğu bir kesim tarafından iddia edilmiştir. Fakat kitabın baş karakterinin, baştan sona kadar okunduğu zaman İsmet İnönü olduğu anlaşılmaktadır. Bütün bu romanlar ve edebiyat incelemeleri hazırlanırken Atsız dergi çalışmalarına da devam etmektedir. Orhun dergisinin ilk bölümde kapatıldığını söylemiştik. Dergisi kapatılan, adeta fişlenen Atsız, bu arada Türkiye'nin kuruluş yılı olarak öne sürdüğü 1040 Dandenakan Savaşı'na değinen "900. Yıl Dönümü" adlı eserini yayınlamıştır. Bu eser de başbakanlıktan gelen emirle polis tarafından toplatılmıştır. 1943 yılında Atsız "En Sinsi Tehlike" adlı bir risale bastırmıştır. En Sinsi Tehlike, basıldıktan sonra kısa sürede tükenen "Komünist Don Kişotu Proleter Burjuva Nazım Hikmetof Yoldaşa" ve "İçimizdeki Şeytanlar" adlı kitapçıkların yeniden basılmasını isteyen Türkçü gençlik için "Üç Rejim" ve "En Sinsi Tehlike" makaleleri de eklenerek 1943 yılında basılmıştır. Üç Rejim adlı makale; demokrasi, faşizm ve komünizm üzerine yazılmıştır. Üç rejimin de yabancı kaynaklı olduğu ve olduğu gibi Türk'e aktarımının yanlış olduğunu düşünen Atsız, faşizm ve komünizmin demokrasi sayesinde rahatça büyüdüğünü ifade etmektedir. "Üç Rejim"de ağırlıklı olarak komünizmi eleştiren Atsız, komünizmin ve onun anası olarak gördüğü sosyalizmin milli bir karakter olmadan iktidar olamayacağını söylemiştir. Örnek olarak Almanya'daki nasyonal sosyalistleri vermektedir. İkinci makale En Sinsi Tehlike, Erkman adıyla imza konulan En Büyük Tehlike makalesine cevaben yazılmıştır. Türkçüleri Alman ajanı olarak göstermek isteyen makaleye Atsız, keskin kalemiyle cevap vermiştir. Bugün bile Atsız ve diğer Türkçülere yapılan Alman ajanı muamelesi, o zaman büyük güç olan Hitler rejiminden ileri gelmektedir. Oysaki o dönem, bugün solcu veya demokrat kesilen gazetelerin ne kadar Hitler yanlısı oldukları arşivler incelenince görülebilir. Broşürde "Irkçı Türklerin En Küstah İsmi" olarak geçen Atsız, bu sözlere sert bir şekilde yanıt vermiştir. Türkçülük düşüncesinin Almanlar tarafından ülkeye sokulduğu iddiasına da tarihten örnekler vererek yanıtlayan Atsız, bu tarihlerde Almanların henüz soyculuk ile tanışmadığını Türkçülüğün tarihin her döneminde var olduğunu söyler. Çağdaş Türkçüler olarak kabul ettiği Ali Suavi, Süleyman Paşa, Ziya Gökalp ve Rıza Nur'un tarihte yaptıklarını anlatan Atsız, Rıza Nur harici isimlerin ırkçı olmadığını söylemektedir. Türkçülük ülküsünü sistemleştiren Gökalp'ın ırkçılığa muarız fakat düşman olmadığını söyler. Bu dört isim de fikri gıdasını Almanlardan almamıştır. Atsız, ırkçılık düşüncesinin yalnızca Almanlara mahsus olmadığını savunur. Türkçülere yapılan Alman ajanı suçlamasını ise reddetmiştir. DEVAM EDECEK

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GÜREŞ TEKKELERİNDE TASAVVUF Tarih 07.05.2021
SEN KATİLLERİN TORUNU DEĞİLSİN Tarih 28.04.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
.... Tarih 08.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.