Tarihten Bir Sayfa ve Resmi Dil Meselesi

Türkiye bugünlerde çift dillilik, Meclis'te Kürtçe konuşma tartışmalarını yaşamaktadır. Demokratik Toplum Kongresi adlı, siyasi yasaklıların başkanlık yaptığı, emirleri İmralı'dan alınarak "sözde" kararlar alınan bir oluşum; devlet içinde devlet hatta Türkiye'den ayrı bir devlet gayesi gütmektedir. Bugünkü Kürtçüler, işine gelen konularda Osmanlı'ya atıf yapmayı marifet bilmektedir. Kürtçüler her fırsatta, Osmanlı Devleti'nin ırk esasına dayanmadığını, Kürtlere imtiyazlar tanıdığını, Osmanlı'nın o dönem uyguladığı federal bir sistemin bugünkü Türkiye'de uygulanmasının gerekliliğini sürekli olarak söyleyip durmaktadır. Tarihin odalarından kendine faydası dokunacak olanlara uğrayıp, zarar vereceği düşünülen odalardan kaçmak objektiflik değildir. Bugün benim de gerek gördüğümde eleştirmeyi görev saydığım Osmanlı'yı ne yazık ki Kürtçüler ve İslamcılar lazım gelen noktalarıyla ele almaktadır. Çift dillilikten bahseden, Meclis'te Kürtçe konuşmayı marifet sayanlar, mahkemelerde Kürtçe konuşamıyoruz diye feryat edenlerin, söz konusu bu konu olduğunda işi Osmanlı'ya dayandıramadığını görüyoruz. Bunun en önemli sebebi, içlerinde az da olsa tarih okumuş, ufak da olsa tarih bilgisine malik kişilerin olmasıdır. Bilmeyenler için bunun nedenlerini, naçizane tarih bilgimle, izah edeyim. - Osmanlı Devleti'ne resmi dil Türkçedir. Her ne kadar Arapça ve Farsça kelimelerle dolmuş, yazı bakımından güç bir dil olsa da bu böyledir. Resmi yazışmalar yalnızca o dönemin Türkçesiyle yapılmaktadır. - Osmanlı'da 1876'da kabul edilen Anayasa sonrasında açılan mecliste konuşma dili yalnızca Türkçedir. Türkçe bilmeyen vekillerin de bulunduğu mecliste yapılacak kanunlar tartışılırken "Vekillerin Türkçe bilme mecburiyeti" konusuna başta Arap zevatlar olmak üzere gayrı Türk mebuslar itiraz etmiştir. Bunun üzerine Ahmet Vefik Paşa; "Aklınız varsa dört yıla kadar öğrenirsiniz" diyerek Türk olmayan vekillere cevap vermiştir. - 1876 yılında kabul edilen Kanun-i Esasi'nin 18. maddesi şudur: "Tebaa-i Osmaniye'nin hidematı Devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır." Her konuda Osmanlı'nın gövdesine dayananlar, nedense konu dil olunca susup kalmaktadır. Kendi vekilleri, Ahmet Kaya'ları hatta "önder" kabul ettikleri terörist başları dahi Kürtçe bilmezken, ülkede çift dilli bir sistemi devreye koyma girişimine yalnızca gülünür. Ne yazık ki bugün, bu toplanan zevatların sözde maddeleri tartışılmakta, dolayısıyla bu zevatlar muhatap alınmaktadır. Kökeni bakımından dil bile sayılmayacak Kürtçenin, ülkede kullanımının yaygınlaştırılması çabalarına, hatta resmi dil yapma çabalarına tarihsel bir dayandırma yapmaları imkânsızdır. İşine gelen konularda, yapmak istediklerini tarihin sayfalarına dayandırarak dayatmak fazlasıyla anlamsızdır. Bütün anlamsızlığına rağmen bu dayandırmalara devam etmek isteyenlerin de, bir tarihin kesilmiş sayfalarını değil bütününü ele alması gerekmektedir.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.