Türkçülüğü Savunabilmek

Tayyip Erdoğan’ın zaten Türkçülüğe karşı olduğunu biliyorduk. Malumun ilanı oldu.

Erdoğan’ın bu konuşmayı yapmasının tek olumlu yanı, Türkçülüğün belki de yıllar sonra yeniden Meclis kürsüsünde adının geçmesi oldu.

Türkçülüğe muarız olduğunu rahatça haykırabilen bir genel başkan varsa, “Türkçülüğü savunacağım” diyen bir genel başkan da olmalıdır.

Ne yazık ki bunu göremiyoruz.

Milliyetçiliğin tek savunucusu olduğunu söyleyen MHP’nin dahi, Türkçülüğe mesafeli durduğunu görebiliyoruz. Devlet Bahçeli’nin son konuşmalarını saymazsak Türkçülüğe ve ideologu Atsız’a mesafeli durduğunu, Türkeş’in ise 1975’ten sonra adını neredeyse hiç anmadığını görebiliriz.

Türkeş, Atsız’ın adını anmazdı ama Erciyes’te “Gönülleri birleşenler selam sizlere!” demesini de “İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur” demesini de iyi bilirdi. O ayrı mesele…

Bugün Türkçülüğe muarız bir kütle vardır. Başbakan sıfatıyla Tayyip Erdoğan bunu ifade etmiştir. BDP’yi de bunun yanına eklersek geriye “Meclis içi partilerden” CHP ve MHP kalıyor.

CHP’nin bugünkü durumuyla Türkçülük gibi bir fikri savunması imkânsızdır. Yönetimindeki Türk milliyetçisi kimseler kademeli olarak tasfiye edilmiştir.

Geriye MHP kalıyor… Ama nerede? MHP ile Türkçülüğün birbirinden ayrılması 1969 kongresine kadar uzanıyor. Atsız ve Türkçü çerileriyle uzlaşmayı reddeden “Hilalci” zevatlar, Atsız’ı tasfiye etmeye çalıştıkları gibi Türkçülüğü de tasfiye etmeye çalıştı. Ali Balseven cinayeti vs. .. Bilindik konular, defalarca yazıldı.

Bugün, onca yıldırma ve silme çabalarına rağmen Türkçülüğün ortadan kaybolmadığını, aksine bugünkü durumunun Atsız dönemindeki sayıyla yarıştığını inkâr etmek için kör olmak lazımdır. Bir dönem Türkçülüğe sırt çeviren MHP de bunu görmektedir.

Görmektedir de… Bu doğrultuda bir hareket yapması için bizi epey süredir bekletmektedir.

“Türkçülük Günü”nü “Milliyetçiler Günü” yapan, sürekli olmayan kardeşlikten, harçtan, tuğladan, mermerden bahseden günümüz MHP’sinin artık bu gerçeği gözden kaçırmaması gerekiyor.

 

Aşağıdaki yazı, Devlet Bahçeli’ye gönderilmiştir. Bakalım yaşanan gelişmeler karşısında hangi safta yer alacak? Göreceğiz…

 

“Dün Meclis'te Başbakan "Türkçülüğe karşıyız" dedi. Siz de oradaydınız. Duydunuz.

Türkçülük elbette hiçbir partinin tekelinde değildir. Fakat bir parti adını "Milliyetçi" koyuyorsa bunu savunmalıdır.

Tarihi olayları, çıkan fikir kavgalarını bir yana bırakarak, ben sizden şunu beklerim.

Birileri Türkçülüğe muarız olduğunu ilan edebiliyorsa, birileri de Türkçülüğü savunmalıdır.

Şu anki CHP bunu yapabileceği ümidini vermiyor. Dolayısıyla Türkçüler sizden şunu bekler:

Bize ya Türkçülüğün koruyucusu olduğunuzu ya da Başbakan'a katıldığınızı söylemelisiniz.

Şayet Türkçülüğün yanındaysanız ilk yapılacak hareket, 3 Mayıs'ın şanlı adının iadesi olmalıdır.

Bu gün Milliyetçiler günü değil, Türkçüler günüdür. Adı böyle konmuştur, bunun iadesi gereklidir.

Sizden çok şey beklediğimi düşünüyorum. Lütfen beni yanıltınız. Aynı doğrultuda olmasa da inancımız Türkçülüğü dile getirin.

Tüm Türkçüler adına konuşamam ama bir Türkçü çeri olarak sizden isteğim budur.”


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.