AKP ve Gülen'in Bitirme Planı (2)

Fethullah Gülen'in bu nimetlerinden Özal, Ecevit, Çiller ve Erdoğan yararlandı da bir isim hep eksik kaldı. Alparslan Türkeş... Türkeş, tıpkı Gülen gibi hareketler içine sızma yahut hareketler içinde kendi adamlarını yetiştirme politikasını seven biriydi. Gülen bu "sızmacı" politikalar nedeniyle Türkeş'i yeteri kadar benimsememiş ve onu "iktidar olma şerefi" ile ödüllendirmemişti. Lâkin Türkeş, bütün bunlara rağmen hiçbir zaman Fethullah Gülen'i karşısına alamamıştı. Türkeş ne diyordu Fethullah Gülen hakkında... Bir de ona bakalım: "Şahsi malı olarak bir dikili ağacı dahi bulunmayan, kendini ilme ve ilmin yayılmasına adayan, memleketimizin manevi dinamiği olan hoca efendinin, Avrupa'dan Yunanistan'a, Kanada'dan Yakutistan'a olan çalışmaları her manada takdire şayandır. Böyle muhterem bir zatın nereden geldiği belli olmayan elli sekiz kişilik bir listede isminin geçmesi veya eklenmesi, zan sahiplerince hiçbir mana ifade etmeyecektir. Hoca efendi Türk milletinin gönlünde hak ettiği tahtı kurmuştur. Hiçbir zan ve iftira onun bu durumunu sarsamaz. Türk manevi ve milli değerlerine büyük katkılarıyla ve kültür alanındaki büyük ve başarılı girişimleriyle şimdiden bütün milletimizin derin sevgi ve hürmetini kazanmıştır. Türkiye'nin hak ettiği huzur ortamına kavuşması için elinden gelen gayreti gösteren Fethullah Gülen hoca efendiye yapılan bu çirkin yakıştırmanın gerisinde art niyet ve art niyetli kişilerin olduğu meydandadır." Bugünkü MHP'yi düşündüğümüzde durum biraz karışık görünebilir. Devlet Bahçeli'nin 12 Eylül Halkoylaması öncesinde Gülen için söylediği "Fethullah Gülen Bey mezardan kaldırıp oy kullandıracağına, ABD'den gelerek 12 Eylül'de oy kullanması daha hayırlı olur diye düşünüyorum" sözüyle başlayan ve giderek "Hareketine çeki düzen ver" sözlerine kadar giden bu kopuş, aslında doğuşundan beri tek taraflı olan bu sevginin, taraflardan diğerinin de yüzüğü fırlatmasından başka bir şey değildi. Devlet Bahçeli, artık ne yapılırsa yapılsın cemaatten oy gelmeyeceğini kavramış ve oy isteklerini "cemaate karşı olanlar" istikametine yöneltmişti. Hele hele bugün bir CHP PM Üyesi'nin "Fethullah Gülen bir bilgedir. Kendisini saygı ile selamlıyorum" dediğini hesaba katarsak, tezimiz daha fazla doğruluk kazanıyor. Peki, nedir bu cemaat? Ülkede istediği partiyi iktidara getirebilecek kadar büyük bir güç müdür? Yoksa yapılanlar bir abartıdan mı ibarettir. Bugün kendilerini "Gülen Hareketi" diye tanımlayan oluşumun kökeni, Said-i Nursi talebelerine dayanır. Said-i Nursi'nin ölümünden sonra ortaya çıkan "Şimdi ne olacak, liderimiz kim?" kaygısı, bir "Yazıcılar - Okuyucular" kavgasına, daha sonra bugün Yeni Asya grubu olarak bildiğimiz grubun etkinliğini yitirerek Fethullah Gülen'in hareket liderliğine kadar uzanır. Etkinliğini yitiren grup, az satan bir gazete olarak kalmış, Gülen ise basın - yayın dalında hayli ilerlemiştir. Geçmişi epey eski Zaman Gazetesi dışında, Samanyolu TV, Mehtap TV vs. televizyon kanalları sayesinde Gülen istediği propagandayı rahatça yapabilmektedir. Mehtap TV, Gülen'in İzmir vaazlarının ses kayıtlarına ve sürekli güncellediği "Kırık Testi" adlı "son teknoloji vaazlara" ayrılmıştır. Basının diğer kolları ise, doğrudan Gülen'e bağlı olmamasına rağmen onun hakkında çıkabilecek olumsuz haberlere kapatılmış, susturulmuştur. Düne kadar ATV'de Gülen'in meşhur "Ta can damarlarında dolaşma..." görüntü kaydının yayınlandığı, Show TV'de Reha Muhtar'ın ısrarla "Atatürk'ü seviyor musunuz?" diye Gülen'i telefonla bağlayıp sorduğu hatırlanırsa basının bugünkü durumu daha net ortaya çıkacaktır. Günümüz basınında, Gülen aleyhinde bir yazı yazabilmek cesaret meselesidir ve bu yazıyı yazarken aynı anda bavulunuzu da toplamanız gerekmektedir. Dokunan yanar çünkü ...Örnek mi? Yandaş basından örnek vermeye lüzum yok. Zaten onlar epeydir susmuştu. Yeniçağ'dan Sabahattin Önkibar... Fethullah Gülen hakkında yazdığı bir yazı nedeniyle gazetedeki görevine son verildi, yazısı da yayınlanmadı. Adına "milliyetçi camia" denilen oluşumlar, ne yazık ki söz konusu Gülen olunca tepkisiz kalıyorlar. Hatta tepkisiz kalsa evladır. Gülen'e "Nihal Atsız Ödülü" dahi verebiliyorlar. Ne yazık ki hâlâ, "Türkçe Olimpiyatları" ve "Türk Okulları" nedeniyle Gülen'e sempati duyup onu milliyetçiymiş gibi gösterme gayreti sürüyor. Afrikalılara İstiklâl Marşı söyletmenin Türklüğe nasıl bir hizmet olduğunu açıklasalar da öğrenebilsek... Bir de "Dinler Arası Hoşgörü Projesi" safsatası vardır ki, kendine Müslüman diyenlerin içine sindirebilmesi hayli ilginçtir. "Vatikan'da Papa Hazretleriyle görüşeceğiz" deyip, yanındaki adamlara Papa'nın elini öptüren Gülen, hoşgörü projesini biat projesine çevirmiş durumdadır. Gazeteci kadrosunda Türk milliyetçiliğinin damlası dahi bulunan bir tane yazar yokken, "İstiklal Marşı sarhoş kafa ile bestelenmiştir" diyen tarihçikleri, "19 Mayıs gösterileri Faşist İtalya'dan alındı" diyenleri, Ermenicileri, Kürtçüleri rahatça barındırabiliyor. Herhalde bu hoşgörü, mevzu bahis Türklük ise nefrete dönüşüyor. Hatırlayacağınız gibi Islak İmza Davası diye bilinen ve "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" adlı bir plana imza attığı gerekçesiyle Dursun Çiçek tutukludur. Islak imzanın bir makine ile ne kadar rahat taklit edildiğini bildiğimiz için bu planın herhangi bir inandırıcılığı yoktur. Evet, bir "AKP ve Gülen'i Bitirme Planı" yok belki ama ortada alenen görülecek bir "AKP ve Gülen'in Bitirme Planı" var. Bu planı görmemek için ya saf ya da hain olmak gerekiyor. (1) Sızıntı Dergisi - Son Karakol (Sayı 21) (2) Fethullah Gülen - Ölçü ve Yoldaki Işıklar -3 (3) ATV' de yayınlanan görüntüsünden

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.