Vahideddin Serves'i İmzaladı mı?

Peşinen söyleyeyim. Amacım Vahideddin'i aklamak değildir. Atatürk'e karşı kutsal ittifakın bir parçası olarak ortaya sürülen sözde kahramanlar kervanına katılan Vahideddin, birilerinin allayıp pulladığı gibi bir insan değildir. Mütereddit kişiliği ile ön plana çıkar ve tahtı da kendi söylediği üzere zoraki kabul etmiştir. Tahta çıkışını da en büyük hatası olarak niteler. Gerçekçi Osmanlı tarihçileri gibi ben de II. Abdülhamid'i son padişah olarak sayarım, diğer ikisinin nazarımda bir ehemmiyeti yoktur. Lâkin Vahideddin, tarih kitaplarımızın yazdığı gibi Serves'i imzaladı mı bunu sorgulamak gerekir. 1876 Kanun-i Esasi'sinin 7. Maddesi şöyle biter: ... Meclis-i Umumi'nin akt ve tatili ve ledel-iktiza Heyet-i Mebusanın azası yeniden intihap olunmak üzere şart ile feshi hukuk-ı mukaddese-i padişahi cümlesindendir. (1) Günümüz Türkçesi ile "Eğer ortada bir meclis yahut vekil yoksa karar padişahındır" Burada sormamız gereken soru, "Saltanat Şurası'nı seçilmiş bir meclis olarak kabul edebilir miyiz edemez miyiz" sorusudur. Belirttiğiniz üzere bu konu tartışmalıdır. Lâkin Şura'da Serves'in tartışıldığı ve taslağın kabul edildiği de bir gerçektir. Bildiğim kadarıyla bu kabul esnasında Vahideddin orada değildir. İmzalayanlar arasında da değildir. Serves'in 433. Maddesinde şu cümleler vardır: "Tasdiknamelerin tevdii muamelesi Paris'te ve mümkün olduğu kadar yakın zamanda icra edilecektir. Muahedename bir taraftan Türkiye ve diğer taraftan başlıca müttefik devletlerden üçü tarafından tasdik edilir edilmez tasdiknamelerin tevdi olunduğuna dair ilk bir zabıtname tanzim olunacaktır." (2) Bu antlaşma her ne kadar Şura'da tartışılsa da Vahideddin tarafından tasdik edilip gönderilmemiştir. Vahideddin hatıralarında bu durumu şöyle anlatıyor: "O Sevr Antlaşması ki, ilk elime aldığımda keskin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettim. Buna rağmen bu iş için kurulan Saltanat Şurası'nda antlaşmayı uzun uzun inceledik ve tartıştık. Avrupa'ya vazifeli gönderilen İçişleri Bakanı Reşid Bey'in telgraflarını da okuduk." "Müttefiklerin baskısı neticesinde antlaşmayı uzun bir toplantıdan sonra kabul eden Saltanat Şurası'nı ve antlaşmayı imzalayanları bu hareketlerinden dolayı sorumlu tutamayız. Bana gelince mecburi ve geçici imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım." (3) Şunu söyleyebiliriz: Bu antlaşmanın ülkenin sınırları içerisine sokulup tartışılması dahi bir ihanet vesikası sayılabilir. Lâkin ortada kendi çapında bir taktik geliştirmeye çalışan ve sonrasında bunu da beceremeyen bir padişahın da var olduğunu görmemiz gerekiyor. Evet, Vahideddin Serves'i memleket hudutları içerisine sokmuştur ve müzakere etmiştir lâkin imzalamamıştır. "İmzalayıp imzalamaması ne değiştirmiştir?" sorusu sorulabilir, doğrudur. Neticede neredeyse antlaşma noktası virgülüne uygulanmış ve işgal edilecek topraklar süratle paylaşılmıştır. (1) Yusuf Çağlar - II. Meşrutiyet (2) Nihat Erim - Devletlerarası Hukuku ve Siyasal Tarih Metinleri (3) Murat Bardakçı - Şahbaba

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GÜREŞ TEKKELERİNDE TASAVVUF Tarih 07.05.2021
SEN KATİLLERİN TORUNU DEĞİLSİN Tarih 28.04.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
.... Tarih 08.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.