Yazıcıoğlu Dosyası

Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopter kazası sonucu vefatı üzerine oluşan iddialar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün olayı gündeme getirmesiyle yeniden konuşulmaya başlandı. Gazete manşetlerinde gün aşırı okumaya başladığımız iddialar, köşe yazarlarına da "malzeme" oldu. Tarihe baktığımızda yaşından erken ölen kişilerin yahut bir kaza sonucu vefat edenlerin ölümünde muhakkak bir "esrar" ve "komplo" arandığını görürüz. Bu konuda birkaç örnek vermek lüzumunu hissediyorum. Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine "zehirlendi" şüphesi, bugünkü tarihçilerin "kesin bilgi" olarak kabul ettikleri bir olaydır. Ancak bu bilgiyi hangi kesin belgeden edindikleri sorusu tartışma konusudur. Atatürk'ün ölümü üzerine yaygın kanaat şudur: Atatürk'ün ölümünde hastalığa yanlış teşhis ve ihmalin etkili olduğu bir gerçektir. Doktorunun Mason olması gibi nedenlerle bu durumu direkt "öldürüldü" diye tasvir etmek, "bütün büyük adamlar muhakkak öldürülmüştür" tezinin doğruluğunu kabul eden bir bakış açısına sahip olmak anlamına gelmektedir. Turgut Özal'ın ölümü de "büyük adam" statüsüne ekleyenlerin iddiaları ile birlikte "zehirlendi" statüsüne kavuşmuştur. Elbette mevzu aydınlanmadan bir çırpıda "öldürülmedi" demek yanlışsa, bir çırpıda "öldürüldü" demek de o kadar yanlıştır. Bu akımın sonu, sık sık okuduğumuz üzere Muhsin Yazıcıoğlu olacak gibi görünüyor. Bu kez iddianın üzerine, yalnızca Yazıcıoğlu'nu "büyük adam" olarak görenler değil, olası bir suikast kanıtı durumunda olayın TSK'ya bağlanacağını bilenler de gidiyor. Peşinen söylemek gerekiyor: Yazıcıoğlu'nun ölümü üzerinde ciddi iddialar var. Birkaçını saymak gerekirse: 1- Helikopter kazası sonrası enkaz arama çalışmalarının yalnızca belirli noktalarda yapılması, işaret edilen noktalarda nedense arama yapılmaması 2- Kaza sırasında hava muhalefeti olmamasına ve uçakta herhangi bir arıza olmamasına rağmen helikopterin düşmesi 3- Abdullah Gül'ün "Keçiler mi götürdü" dediği helikopter kara kutusunun, Yazıcıoğlu'nun çantasının, telefonunun hafıza kartının ortada olmaması 4- Kaza sonrası helikopterde olup da telefon görüşmesi yapan tek kişi olan İHA muhabirinin, bulunduğunda boynunun kırık olduğu tespit edilmesine rağmen, yaptığı görüşmelerde yalnızca bacağının kırık olduğundan bahsetmesi Örnekleri çoğaltabiliriz. Tarafsız bir bakış açısı ile izlediğinizde suikast şüphesi varmış gibi görünüyor. Her şeyi gizli ellerin ürünü olarak görme alışkanlığımızı da devreye koyduğumuzda bu yargı keskinleşiyor. Ancak bir de olaya ters yönde bakarsak temel bir soru ile karşı karşıya kalırız: "Muhsin Yazıcıoğlu neden öldürülsün?" Muhsin Yazıcıoğlu, öldüğü dönem bağımsız olarak milletvekili seçilmesine rağmen, ülke genelinde fazla etki sahibi bir kişi değildi. MÇP'den (Milliyetçi çalışma Partisi) ayrılıp BBP'yi kurduğu zaman belki etki sahibi bir isimdi. Yahut Ülkü Ocakları'na başkanlık yaptığı dönem kitleleri peşinde sürükleyebiliyordu. Siyasi kariyeri ve oy potansiyeli sürekli iniş yönünde olan bir parti lideri neden öldürülmek istensin? Bu soruya, genellikle yanıt olarak "Yazıcıoğlu'nun çok şey bildiği ve Ergenekon soruşturması için gizli veya açık olarak tanıklık yapacağı" veriliyor. Oysa suikasttan neredeyse emin olan, başta Yazıcıoğlu'nun eşi olması üzerine tüm BBPliler, gizli tanıklığın Yazıcıoğlu'na yakışmayacağını ve onun böyle bir şey yapmayacağını söylüyorlar. Açık tanıklık konusunda da ne bir başvuru var ne de duyulmuş bir niyet... Ayrıca helikopterin kara kutusunun sökülmesi esnasında bir askerin aşikâr bir şekilde diğer askerleri kayda alması, gizli kapaklı yapıldığı söylenen bir eylemin neden eylemi yapanlar tarafından kayda alındığı sorusunu akla getiriyor. Muhsin Yazıcıoğlu, ölümü öncesinde ne büyük oy potansiyeline sahip biriydi ne de toplumun "Acaba ne diyecek" diye baktığı bir kanaat önderi... Bu yüzden ölümünün suikast olma ihtimali bana uzak geliyor. Elbette soruşturulmalı ve eldeki bütün bulgular değerlendirilmelidir. Ancak kesin bir kanıta ulaşmadan bu olaydan direkt "suikast" diye bahsetmeden evvel durup bir düşünmek gerekmektedir.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.