Atsız ve Türkeş Arasında (2)

BİRİNCİ YAZININ DEVAMIDIR

Türkeş'in sözlerinde bahsettiği makale, "Türkçülüğe Karşı Yobazlık" makalesine verilen yanıt üzerine yazılan "Yobazlık Bir Fikir Müstehasesidir" adlı makaledir. Bu makalede Atsız, çeşitli din bilgini sayılan kişilerin hak ettiğinden fazla değer gördüğünü ileri sürmüş, Kuran'ı Tanrı'nın göndermediğini insan eliyle yazıldığını savunmuş ve kendince delillerini sunmuştur. Yavaş yavaş büyüyen kopukluk, Türkçü olduğu herkesçe bilinen Ali Balseven'in MHP'ye girip daha sonra ayrıldıktan sonra öldürülmesi üzerine patlak vermiştir. 1975'de yayınladığı "Ne Yaptığını Bilmeyenler" makalesinde Nihal Atsız, bu olayı şöyle anlatıyordu:

"Aynı madalyonun öteki yüzündeki manzara da daha az acıklı değildir. 28 Mayıs günü, Ankara'da öldürülen Ali Balseven'in başına gelen iş yine sosyal hastalıklara karşı aşısız bir güruhun marifetidir. 1948 Maraş doğumlu olup sıkıntılı bir hayat mücadelesinden sonra Ankara Ziraat Fakültesine giren ve gözüpek, katıksız Türkçü bir genç olan Ali Balseven Milliyetçi bir partidir diye MHP ye girip bu partiden, Türkçü olmadığı kesinlikle anlaşıldıktan sonra çıktığı için üstüne çektiği düşmanlıklar sebebiyle ve kahpece öldürülmüştür. Balseven'i öldürenler bir kere namert insanlardır. Mert olsalardı silahsız bir kişinin üzerine silahlı bir kaç kişiyle saldırmaz, görülecek hesapları varsa onu eşit şartlarda erkekçe vuruşmaya çağırırlardı. Sonra bunlar kuş beyinli yaratıklardır. Bu davranışın kendilerine bir şey kazandırmayıp çok şey kaybettireceğini, Balseven gibi düşünenlere ise çok şey kazandıracağını düşünememişlerdir. Onlara hatırlatalım: Türkçülük kolay iş değildir. Geceleyin köşe bekleyip bir kişiye birkaç kişiyle saldırmak gibi rezaletlerin Türkçülükte elbette yeri yoktur. Türkçülük sözünün eri olmak, ettiği yemine sadık kalmak ve yalan söylememektir. Türkçü taviz vermez ve politika yapıyorum zannı ile "biz Yahudi aleyhtarı değiliz; çünkü onlarla hiç savaşmadık" gibi gülünç sözler söylemez. Türkçülük makam hırsı ile bağdaşmaz. Başkanlık vasıflarından mahrum insanların başkalarını kötüleyerek liderlik davası gütmeleri, hilekâr daltabanların oyuncağı olmaları kadar acıklı durum yoktur. Başkan olacak adamın bütün ömrü dimdik geçmiş olmalı, mazisinde kendisini küçük düşürecek bir zaaf bulunmamalıdır. Vaktiyle kendisini sorguya çekenlere "Hatamı anladım. Beni affetmenizi istirham ederim" diye mektup yazanların liderlik davası Don Kişot cakasından başka bir şey değildir. Böyle liderler ilk seçimde silinmeye mahkûmdur.

Yüksek tepelere kartal da çıkar, bazen yılan da çıkar ama kartal yükselerek, yılan sürünerek çıkar."

Bu makale üzerine Alparslan Türkeş şöyle fikir beyan eder: "Nihal Atsız Beye Konya'da verdiğim cevap, 1970 veya 71 sonralarında yer aldı. Daha sonra Ötüken Dergisi'nde, Atsız iki yazı yayınladı. Dergi çok fazla basılmıyor, fakat milliyetçi geçinen çevrelerde tesirli oluyordu. Atsız, o yazılarında beni eleştirdi. Irkçılığın, Türkçülüğün ve Turancılığın birbirinden ayrılmaz olduğunu söyledi. Tabii, ırkçılığı her zaman reddettiğim, karşı çıktığım, doğru bulmadığım için beni eleştiriyor. Ayrıca, Ankara'daki genç ülkücüler arasında cereyan eden olayları da kastederek, yine beni eleştiriyordu. Benim, Türkçülükken ayrılıp, şeriatçılık ve dinciliğe kaydığımı söyleyip, suçlamalarda bulunuyordu. Atsız'ın yayınladığı bu yazılar, ülkücü gençler arasında tartışmalara yol açtı. Bunlar, Türkçü ve Müslümancı, diye gruplara ayrıldılar. Bu gençlere, nasihat etmeye başladım. Onlara, çeşitli konuşmalarımda şunları söyledim: -Hepimiz Müslüman'ız, ama Türklük de, milliyetimizi ifade ediyor. Hepimiz Türk'üz ve Müslüman'ız. "O tarihlerde, Genç Ülkücüler Teşkilâtı adı altında, Ankara'da, liseli gençler arasında bir örgütlenme olmuştu. Bu gençler, basındaki eleştirilerden rahatsız oluyordu. Aralarından Ali Balseven adındaki bir genç, karşıt gruptaki ülkücülerden Mustafa Barsan ile Kurtuluş Parkı'nda çatışmaya girişiyor, daha sonra bir bıçak darbesiyle ölüyordu. Atsız, bu olay üzerine dergisinde yine beni suçladı. 'Ali Balseven, Türkçü olduğu için, Türkeş tarafından öldürtüldü' şeklinde yazdı." (4)

Olaylar böyle sürerken Hüseyin Nihal Atsız 11 Aralık 1975'de vefat eder. Vefatı üzerine Türkçü ve ülkücü kesimlerde derin bir üzüntü yaşanır. Fakat cenazesine Alparslan Türkeş katılmamıştır. Neden katılmadığını da şöyle açıklar: "Atsız Beyle münasebetlerimiz bozulunca, Nejdet Bey de, benimle münasebetlerini kesmişti. Ancak, 1974 yılının Haziran aynıda eşim Muzaffer Hanım'ın vefatı üzerine Nejdet Bey, beni ziyarete gelip, başsağlığı diledi. Nihal Atsız Bey de, başsağlığı mektubu yazmıştı. Ben de Nejdet Bey'in vefatı üzerine İstanbul'a gidip, Bostancıdaki evlerinde eşine başsağlığı diledim. Nihal Atsız Beğ de aynı apartmanda oturuyordu. O zaman, onu da ziyaret edip, başsağlığı diledim. Kendisi de zaten çok yaşamadı, kalp krizinden vefat etti. Cenazesine gitmedim. Hatta o yüzden bazıları eleştiride bulundu. Ben, gitmeye gerek görmedim. Çünkü çok fark etmişti görüşlerimiz. Yazdığı yazılarda, çok haksız ve hesapsızdı." (5)

Türkeş ve Atsız arasında yaşanan olaylar tarih sırası tutularak böyle özetlenebilir. Atsız'ın Türkeş'i "davadan dönmekle", Türkeş'in Atsız'ı "haksızlıkla ve hesapsızlıkla" suçlamış ve gönül birlikteliği böylelikle sonlanmıştır. Meseleyi, makaleyi okuyan herkes kendince yorumlayabilir. Ben yıllar önce bu olaylar hakkındaki görüşlerimi bildirmiştim. Bu makalenin bir tarih vesikası olması açısından burada paylaşmaya lüzum görmüyorum.

(1) Can Dündar: Alparslan Türkeş Belgesi

(2) Can Dündar: Alparslan Türkeş Belgesi

(3) Öznur Hakkı: Ülkücü Hareket

(4) Hulusi Turgut : Türkeş'in Anıları Şahinlerin Dansı

(5) Hulusi Turgut : Türkeş'in Anıları Şahinlerin Dansı


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GÜREŞ TEKKELERİNDE TASAVVUF Tarih 07.05.2021
SEN KATİLLERİN TORUNU DEĞİLSİN Tarih 28.04.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
.... Tarih 08.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.