Şeref'in Ölümü

Romanlar arasında ayırım yapmayı sevmem. Hele bu müellif Nihal Atsız ise daha fazla imtina ederim. Lâkin Ruh Adam adlı roman benim gözümde daha yüksek yerlerdedir. Bunu itiraf etmem gerekir. Ruh Adam adlı romanın yan kişiliklerinden sayılabilecek fakat anlam olarak belki de en önemli karakterlerinden biri de Yüzbaşı Şeref karakteridir. Selim Pusat ve Yüzbaşı Şeref askerlikten atılır, rütbeleri sökülür. Bu acı olay üzerine Şeref, Selim Pusat'a "Tiyatro bitti, beklemeye lüzum görmüyorum" yazarak intihar eder. Bu kısacık ancak derin manalı yazıyı yazan, aslında kişileştirilmiş bir şeref duygusundan başka bir şey değildir. Çünkü bir askere göre şeref askerde kazanılır, askerlikten atılmışsan şerefini de yitirmişsin demektir. Bir resim olarak kalan Şeref, zaman zaman Selim Pusat'a görünür. Ona, karısının öğrencisi olan Güntülü'ye olan aşkından vazgeçmesi yönünde telkinlerde bulunur. Nihayet, Pusat'ı kararından vazgeçiremeyeceğini anlayınca da bir daha ona görünmez. Önce resmindeki yazı silinir, sonra Şeref'in ciddi yüzü ağlamaklı hale gelir. Bir asker için "şeref" kavramı böyle nitelendirilebilir. Peki ya bizim için; şeref, ahlâk kavramları nerede duruyor. İnsanın sarhoşlaşması için illaki içki içmesi gerekmez. Bazı durumlarda ruh öyle bir uyuşur, hareketler öyle bir istem dışı hâle gelir ki... O an yaptıklarının farkında olamayan insan ancak sarhoşluk geçince yaptıklarını muhasebe edebilir. İşte insanı insan yapan kavramlar, o anda onu terk etmiştir. Ancak insan bu kavramlar sahipse elbet geri dönecektir. Mühim olan Yüzbaşı Şeref'in ve onun iyi meziyet ordusunun ortadan kaybolduğu bu anda kendine hâkim olabilmek, yaptıklarının farkında olamasa bile kendini dizginleyebilmektir. Ahlâkın olmadığı bir toplumda şeref aranmaz. Şerefin olmadığı bir toplumda da ahlâktan söz edilemez. Siz hiç "ahlaklı ama şerefsiz" yahut "şerefli ama ahlâksız" bir insan gördünüz mü? Göremezsiniz. Kötülük yaptığını düşünen insan, bu iki kavramdan zaman zaman yoksun olduğunu düşünebilir. Oysaki eğer bu insan iyi bir insansa, o kavramlar birer resim hâlinde onları izlemektedir. Yanlış yaptığında onu uyaracak, onu doğru yola sevk etmeye çalışacaktır. Bu bazen bir arkadaş tavsiyesi, bazen bir eş telkini, bazen de bir anne öğüdü gibi fısıldanır kulaklara... Oysaki bunları söyleyenler Yüzbaşı Şeref ve iyi meziyet ordusundan başka bir şey değildir. İyi insan için umutsuzluğa yer yoktur. Onun mutsuz olma hakkı da yoktur. Bu hak, onun elinden alınmalı ve kötü insanlara bahşedilmelidir. Çünkü iyi insanlar üzgün ve mutsuz olurlarsa, iyilikleri kendilerine bağlı insanları da mutsuz ederler. Bir şiirimde şöyle diyordum: İyi insan, düşünür mü başkasına kötüyü Giden gider, ardından anmak gerekmez ölüyü Kısa üzgünlükler olur, kısa dargınlıklar hayata küsmeler her zaman vardır. Biz yeter ki Yüzbaşı Şeref ve onun iyi meziyet ordusunu, yani ahlâkı, merhameti, millî hislerimizi, inançlarımızı yitirmeyelim. Gerisi hiç önemli değildir.

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
BÜYÜK BİR YALANDI O KELİME ''SEVGİLİ' !' Edebiyat 17.04.2021
Nokta Kadarsın. Edebiyat 23.12.2020
ÖĞRETMENE VERİLEN DEĞER Edebiyat 19.10.2020
UMUT BAZEN İŞKENCEDİR Edebiyat 19.08.2020
Eşek Arılarına Ders Edebiyat 07.08.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.