Kurum Kurum Kurulmak

Bir süredir, özellikle İskender Pala ve Mümtazer Türköne'nin atanması ile birlikte Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu en çok tartışılan kurum haline geldi. Halkın büyük çoğunluğu böyle bir kurumun varlığından bile habersizdir. "Çatı kurum" olarak adlandırabileceğimiz bu kurumun alt kurumları halk tarafından daha çok bilinir. Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi ve Atatürk Araştırma Merkezi... Bunların tümünün üst kurulu olarak bu kurum ortaya çıkmıştır. Kuruluşunda "özerk" diyebileceğimiz Dil ve Tarih Kurumları, 80 darbesi sonrası bütün dernekler ve kurumlar kapatılınca bir üst kurul çerçevesinde yeniden kurulur. İşte Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu bu çerçevedir. Ne yazık ki bugün bu kurumlar özerk değildir, kendi yağlarında kavrulmazlar. Miras kalan banka gelirlerini ve ödenekleri alırlar ama kullanmak için bin bir takla atmak zorunda bırakılırlar. Paralar öylece yatar, eser kazandırma faaliyetleri de bürokrasi ne kadar hızlıysa o kadar hızlı olmak zorunda kalır. Kuruma yeni atanan iki üyeyi ele almadan önce, gözden kaçan ve "küçük haber" olarak değerlendirilen bir haberi sorarak not düşmek gerekir. O soru, Türk Tarih Kurumu'nun başkanlığını yapan ve başkanlığı döneminde kuruma hareket getiren Ali Birinci'nin neden görevden alındığı sorusudur. Ben bunu izah eden mantıklı bir cevap göremedim. Gören varsa buyursun yazsın... Üst kurula atanan iki üye... Birisi popüler kültür ürünü son romancılarımızın muhafazakâr temsilcisi İskender Pala... İskender Pala'nın tarihi romanları bir kesim okuyucunun ilgisini çekiyor. Zâtın "İki Darbe Arasında" adlı türünün dışında yazdığı kitap ise, onun askerlikten irtica gerekçesi ile nasıl atıldığını anlatır. İskender Pala, Türk edebiyatında ilginç araştırmalar yapmış bir isimdir. Ancak onun, bugün farklı bir yazar tarafından hazırlanan ve Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan aşkı hikâyesinin ilham kaynağı olduğunu da hatırlatmak gerekir. Tarihçilik, kuruma böyle sirayet edecekse vay halimize... Bir de Kanuni Sultan Süleyman'ın yazdığı şiirleri topladığı kitaba neden kendi ismini büyük büyük yazdığını hiç anlayamadığımı da hazır ismi geçmişken not düşmeliyim. Merak edenler "Muhibbi" adlı kitabının (Aslında kitabının demek gereksizdir, kitap Muhibbi'nindir.) kapağına bakabilirler. İkinci isim... Mümtazer Türköne... Mümtaz yazdıktan sonra kesme işareti koyanlara (Ör: Mümtaz'er) ilk sözü söylemek gerekir ki Türkiye kimliklerinde kesme işareti bildiğim kadarıyla kullanılmıyor. Şahsın mümtazlığını yahut erliğini belirtmek için böyle bir ayrıma giriyorsanız buna hiç lüzum yoktur. Mümtazer Türköne, hakkında herkesin fikir sahibi olduğu bir isim... Herhalde herkes onun siyasi kökenini, daha sonra yaşadığı inanılmaz (!) değişimi, AKP'den eşinin milletvekili oluşunu, daha sonra kendisinin aday adayı olup seçilmediğini biliyordur. Haliyle bu kadar popüler olan bu Zaman yazarını çok da anlatmaya hâcet yok. Her ne kadar görevden istifa etmiş veya ettirilmiş bile olsa, ortada hiç kimsenin mantığının almadığı sorular var: - Türköne'yi bu kuruma atayanın niyeti nedir? - Türköne'nin bu kurumda yönetim kurulu üyeliğini kabul etmesinin arkasındaki niyet nedir? Cumhurbaşkanı'nın her yaptığı atama illa kabul edilecek diye bir kâide yoktur. Nezaket icabı diye, her görev kabul edilmez. Her gün Galatasaray'a söven adam, dostlarının, büyüklerinin hatırına kulübe yönetici seçilse buna gülünmez mi? İşte, kafayı Atatürkçülerle bozmuş biri tutup da böyle bir kuruma atanınca biz de güldük. Neticede istifa da etti. Artık yerine Engin Ardıç'ı atarlar...

Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şeytanın Oyunu Politika 03.05.2021
ŞİRİNLER Politika 02.05.2021
İftira Siyaseti Politika 01.05.2021
DÖNÜŞÜM Politika 23.04.2021
EVRENSEL OLMAK VARKEN Politika 19.04.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.