Kuran'daki Çelişkiler (İlhan Arsel) 1

Okuyacağınız yazı, "Kuran'ın Eleştirisi-1" isimli kitabındaki "Kuran'daki Çelişkiler" bölümünden alıntıdır: Şeriat ortaminda ve din adamının elinde yetişen kişilerin ortak özelliği, birbirine ters, birbirine zıt ve birbirini cerheden şeyleri aynı zamanda benimseyebilmek veya benimsemiş görünmektir. Bundan dolayıdır ki müslüman kişi, hem bir yandan 'İslam dini hoşgörü dinidir' diyebilir ve hem de ayni zamanda Kur'an'ın: ''İslam'dan gayri bir dine inananlar sapıktırlar.'' şeklindeki hükmünü benimseyebilir. Bu iki düşüncenin birbirine zıt, birinin tersi olduğunu düşünmez. Hem bir yandan Kur'an'ın ''Dinde zorlama olmaz'' şeklindeki hükmüne sarılabilir ve hem de ayni Kur'an'ın, Müsrikleri (puta tapanlari) İslama zorlamak için, ''Müşrikleri öldürünüz'' şeklindeki emrini rahatlikla uygulayabilir. Bu iki davranışın çelişkili ve bağdaşmaz olduğunu farketmez.Farketse bile günah işleme korkusundan farketmemiş görünür. Sayısız denecek kadar çok bu örneklerin ortaya vurduğu sonuç şudur ki, şeriat verileriyle yetişen kişi birbiriyle çelişki halinde bulunan din verilerini gerçeğin ta kendisi olarak kabul etmekten geri kalmaz. Bu hükümlerin kutsallığına ve mutlak gerçekliğine öylesine inanmıştır ki bunlarda ''çelisme'', ''tutarsızlık'' ya da ''bağdaşmazlık'' diye bir şey olabileceğini kabul etmez. Kabul etmek şöyle dursun fakat kabul edenleri dinsizlikle suçlamağa hazırdır. Çünkü zekası, şeriatın oluşturduğu ortam içerisinde körletilmistir ve bu ortamı oluşturan da esas itibariyle din adamıdır. Din adamının ona belettiği sudur ki Kur'an: ''Doğruluğu şüphe götürmeyen kitabtır''(K.2 Bakara 2) ve ''Eger o, Allah'tan baskaşı tarafindan gelmiş olsaydı onda bir çok tutarsızlık (bulunurdu)'' (K. 4 Nisa 82) Ancak ne var ki akılcı bir gözle Kur'an'ı okumaya başladığımız an, daha ilk satırlarından itibaren çelişmeli hükümleri karşımızda bulur ve okumaya devam ettikçe bunların çokluğu içerisinde kayboluruz. Sadece bir kaç örnekle yetinmek üzere En'am Suresinden bazı hükümlere göz atmakla işe başlayalım: 107. ayet söyle der: ''Tanrı dileseydi puta tapmazlardı'' (K. 6 En'am 107). Bir kaç ayet ilerde şu vardır: ''Allah dilemedikçe inanmazlar'' (K. 6 En'am 111) . Bundan anlaşılan şudur ki inanmak ya da puta tapmak Tanrının dileğine bağlidir ve eğer Tanrı dilemiş olsaydı kişiler puta tapmazlardı. Ancak ne var ki bu aynı En'am Suresinde: '' puta tapanlardan yüz çevir'' (K. 6 En'am 106) diye yazılıdır. Bunu pekiştirir nitelikte olmak üzere Tevbe suresinde de puta tapanların öldürülmelerini emreden su ayet vardır;''Müsrikleri bulduğunuz yerde öldürün,..'' (K. 9 Tevbe 5). Bir başka deyişle, Kuran'a gore, Tanrı kişiyi hem ''putperest'' (müşrik) bırakmıştır ve hem de ''putperesttir'' diye cezalandırmaktadır. Yukardakine benzer bir diğer örnek En'am Suresindeki şu ayetdir: ''Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptırmak isterse kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah inanmayanları küfür bataklığında bırakır'' (K. 6 En?am 125). Dikkat edileceği gibi ilk iki tümce ile son tümce çelişki halindedir. Çünkü ilk iki tümceye göre kişiyi Müslüman ya da Kafir yapan Tanrıdır; fakat Tanrı, kafir yaptıklarını Cehenneme atmaktadır. Yine Bakara Suresinin 6.ayeti şöyle der: ''Şüphe yok ki, inkar edenleri (kafir olanlari), başlarina gelecekle (azab ile) uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar'' (K. 2 Bakara 6). Bu ayetin hemen arkasından şu ayet gelir: ''Zira Allah onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinde de perde vardır ve büyük azab onlar içindir'' (K. 2 Bakara 7). Görülüyor ki kişileri kafir yapan, onların kalblerini ve kulaklarını mühürleyen Tanrıdır, fakat böyle olduğu halde Tanrı kendisinin kafir yaptıklarını büyük bir azaba sokacaktır. Söylemeye gerek yoktur ki Tanrının insanları, hem gözlerini ve kulaklarını mühürleyip kafir yapması ve hem de cezalandırması çelişmeli ve tutarsız bir davranıştır. Fakat islamcılar bu hükümleri, sanki ortada çelişme yokmuş gibi müslüman kişinin beynine sokuşturuverir. Bundan dolayidir ki İslamcılar, 20.yüzyilin bitmek üzere bulundugu bu uygarlik döneminde dahi insanlarımıza, yemek yerken yemek kabına sinek düşecek olursa, sineğin dişarda kalan kanadını yemeğin içine batırıp sonra çıkarıp atmalarını ve çünkü bunun bir ''Peygamber emri'' olduğunu, peygamberin söylemesine göre sineğin iki kanadının birisinde hastalık, öbüründe şifa bulunduğunu ve idrak sahibi olan sineğin önce zehirli kanadını yemeğe soktuğunu ve bu nedenle eğer diğer kanat iyice yemeğe batırılacak olursa hastalık olmayacağını belirtirlerken, bazı kimselerin: ''Bir sineğin iki kanadında nasil olur da hem dert hem deva olan iki zıd hassiyet bir arada toplanmış? Sonra hakir bir sinek nasıl olur da yiyecek içine önce zehirli kanadını sokmayı, deva olan kanadını geri bırakmayı bilebilir?'' şeklinde soru sormalarını günah saymakta ve soranları en azından ''inatcı ve cahil'' olarak tanımlamaktadırlar. Buna benzer daha nice örnekleri sıralamak mümkün Kişi özgürlüğü bakımından önemli olan şey sadece soru sormak değil fakat din emirlerini tartışmak ve gerektiğinde kınamaktır. İşte İslam'ın, daha ilk anlardan itibaren önlemek istediği şey, asıl bu olmuştur. Bundan dolayıdır ki Kur'an'ın Tanrı sözleri olmadığını söylemek ya da Muhammed'in yaşam ve davranışlarını eleştirmek ya da buna benzer görüşler öne sürmek, dehşet verici cezalara bağlanmıştır ki bunlar arasında ellerin ve ayakların çaprazlama kestirilmesi gibi olanları vardır.Unutmayalım ki dünyevi nitelikteki bu çok korkulu ve dehşet verici cezaları, bir de gelecek dünyada Cehennemin kaynar ateşlerinde yakılmak gibi olanları tamamlar. Din adamlarımız için bu tür cezalar sistemini ayakta tutmak kadar kazançlı ve mutluluk yaratan başka bir şey yoktur. [KALIN]Oysa ki insanlık tarihi boyunca eleştiri ve tartışma olasılığına yer vermeyen hiç bir sistem gerilikten çıkamamıştır.[/KALIN] Kuran ve Şeriat hükümlerindeki çelişkiler, ve tutarsızlıklar konusunda İslamcıların tutarsız tutumu: Şeriat hükümleri içerisindeki çelişmeler ve tutarsızlıklar konusunda din adamının bilim dışı ve olumsuz bir tutumu vardır ki o da her şeyden önce insan aklının yetersizliğini öne sürmek ve örneğin : ''Çelişkiler bize göredir, Tanrıya ve Peygambere göre değildir'' deyip işin içinden sıyrılmaktır. Hani sanki çelişmeler, insanların gözünde serab gibi bir şeydir ve aslında yoktur da insanlar çelişme varmiş'' gibi görüyorlardır! Oysa ki çelişmelerin varligi, daha İslamın ilk anlardan itibaren farkedilmiş ve gerek din bilginlerini ve gerek yöneticileri güç durumlara sürüklemistir. Örnegin Halife Osman, ya da Abdullah Ibn-i Amr gibi ünlüler Kur'an'daki ayetlerin birbirleriyle çelişir olmasi yüzünden bazi hususlarda fetva veremez durumda kalmişlardır Şeriat verileri içerisindeki çelişmelerin varlığını inkar etmek üzere din adamının başvurduğu diger bir yol, Kur'an'ın Tanrıdan gelen son ve tek gerçek Kitab olduğuna, ve geçmişte ve gelecekte onu batıl kılacak olmadığına (K. 41 Fussilet 41-42), ve Kitabda bulunanların kesin gerçekler olup bunun dışında başkaca gerçek olamayacağına (K. Meariç 51), ve yeryüzündeki her şeyin apaçık Kitabda tespit olunduğuna (K. Necm 75) dair ya da buna benzer hükümleri sıralamaktadır. Bunu yaparkensırtını özellikle şu ayete dayar: ''Allah katından gayri bir yerden gelseydi, (Kur'an'da) birbirini tutmaz bir çok şeyler bulurlardı'' (K. 4 Nisa 82). Öte yandan İslamcılar, çelişkilerin ve tutarsızlıkların ortaya çıkmasını önlemek üzere şunu hatırlatır ki Kur'an ve Hadis hükümlerini tartışmak, yalanlamak ve bunlar üzerinde şüpheci olmak ya da bunlarda çelişki vetutarsızlık olduğunu söylemek ''günahtir'', ''dinsizliktir'', ''Tanrı'ya ve peygamberine karsi gelmektir''. Bu hükümler çelişkili görünse de, akla ve müspet ilme ters düşse de, bunlari hiç bir eleştiriye ve tartişmaya girişmeden olduklari gibi kabul etmek gerekir Kur'an'da çelişki olmadığını savunmak maksadıyla İslamcıların başvurduğu bir diğer yol, bazı ayetlerin bazı ayetlerle kaldırıldığını öne sürmektir. Oysa ki hangi ayetlerin hangileriyle kaldırıldığı hususundaki görüş ayrılıkları bir yana ve fakat böyle bir iddia, hani sanki Tanrı her şeyi dilediği gibi önceden düzenleyemezmiş ya da bilmezmiş ve bazi ayetleri yanlışlıkla yerleştirmişte sonradan hatasının farkına varıp düzeltmiş gibi bir anlam taşır ki Tanrıyı küçültmek sonucunu doğurur. Kaldı ki Kur'an'daki çelişmeler, kaldırılmadığı kesin olarak bilinen ayetleri kapsar ki bunlardan pek bariz olanlardan biri, Ebu Talib'in ölümü vesilesiyle Muhammed tarafindan Kur'an'a konmus olan su ayettir: ''Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini islamiyete açar, kimi de saptırmak isterse kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah inanmayanları küfür batakliğında bırakır'' ( 6 En'am 125). Bu ayet?e anlatılmak istenen şudur ki Ebu Talib'in kalbini müslümanlığa açmayan Tanrı'dır ve Tanrı onun müslüman olmadan ölmesini uygun bulmuştur. Ancak gerçek bundan çok farklıdır. Bilindigi gibi Muhammed, kendisini bir baba gibi yetiştiren Ebu Talib'i müslüman yapmak istemis fakat yapamamıştır. Yapamayınca sorumluluğu sırtından atmak üzere Tanrı'nın keyfiliğini öne sürmüş ve amcasının müslüman olmayışını bu keyfiliğe bağlamak üzere yukardaki formülü bulmuştur. Ancak ne var ki ayet kendi içerisinde çelişkilidir, çünkü bir yandan Tanrı'nın kişileri dilediği gibi saptırdığını belirtirken diğer yandan saptırdıklarını Cehenneme attığını anlatmaktadır...

Başlık Kategori Yayın Tarihi
DİN VE BİLİM Felsefe 27.12.2012
Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? Mizah 23.12.2012
MARAŞ KATLİAMI Tarih 22.12.2012
Nahle Olayı ve İlk Yağma ve İlk Cinayet Felsefe 20.12.2012
Kur'an'da Mut'a Nikahı Felsefe 13.12.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SEÇİLİRSEM DOĞRU VE İYİ DİKTATÖR OLACAĞIM Felsefe 06.11.2017
İlk Kadın Felsefe 26.10.2017
ERDOĞAN'DAN VE CHP BAŞKANINDAN TUHAF SÖZLER Felsefe 20.10.2017
Kız Çocukları Günü Felsefe 11.10.2017
Tek Tanrı, Tek Eş Felsefe 09.10.2017

Yazıya yapılan bütün yorumlar

YÜKSEL YILMAZ 17.10.2017

İslam'a karıştırılmaya çalışılan hurafe rivayetleri kaynak alan, ayet meallerini bağlamından cımbızla kopararak anlamsızlaştıran, ayetleri yanlış meallendiren, Kur'an'daki sözcüklerin semantik değerinden habersiz dini ve ilmi hiçbir değeri olmayan ve yıllardır cevaplamaya bile üşendiğim saçma sapan bir kitap. Bilakis "bilenler için" Kur'an çelişkisiz tek Kitabtır!

Ferda Yamanoğlu 16.10.2017

ALLAH'ın dilemesi, O'nun kanunlarıdır.Bu yazıdaki çarpıtmalara www.isikdamlalari.com sitesinde cevap verdim.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.