Sinan Meydan'ın Atatürk Kitabı

Bir kitabın sayfa sayısının çokluğu, onun gerçekliği ile doğru orantılı değildir. Kimi zaman üç sayfalık bir yazı, yüzlerce sayfadan oluşmuş bir kitaptan daha ilgi çekici olabilir.

Çok fazla bilginin olması, ilgili ilgisiz her konunun kitaplara yerleştirilmesi ve okuyucuyu boğması, okuyucuyu kitaplardan soğutan etmenlerdir.

Sinan Meydan, Atatürk'ün din hakkındaki düşüncelerini anlatmak için bin küsur sayfalık bir kitap hazırlamış. Kitabın adını da “Atatürk ile Allah Arasında” olarak koymuş.

Kitap, Atatürk'ün din hakkındaki dönem dönem değişen yorumlarının iyi bir derlemesi olarak göze çarpıyor. Fakat, Sinan Meydan'ın zorlama yorumları, okuyucuyu etki altına almayı adeta kendine görev olarak belirlemiş. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı döneminde din hakkındaki olumlu beyanlarını methiyeler düzerek kitaba koyan, tek tümceyi üç sayfa yorumlayan Meydan, iş Medeni Bilgiler kitabına ya da liseler için hazırlanan tarih kitabına gelince yorumlarını epey azaltmış görünüyor. Var olan yorumları da o kadar zorlama ki, okurken tebessüm etmemek elde değildir.

Daha önce “Atatürk Dinler ve İslam Dini Hakkında Ne Diyor” adlı makalemde neredeyse yorumsuz olarak kullandığım şu sözleri bir daha hatırlayalım.

“Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammedin dinini kabul edenler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin, her yerde yükseltilmesine hasretmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Allaha kendi milli lisanlarında değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe, Allaha ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını bilmeksizin, adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuranı ezberlemekten beyni sulanmış, hafızlara döndüler. “

Bu sözler karşısında nasıl bir yorum yapılabilir?

Sinan Meydan'ın bu sözleri kitabında paylaştıktan sonra yaptığı yorumu inceleyelim:

“Atatürk'ün yıkarıdaki yazıları dikkatle okunduğunda öncelikle onun burada “İslam dini” kavramını hiç kullanmadığı, eleştirilerini “Arap dini” veya “bu din” kavramlarını kullanarak yaptığı görülmektedir. İkincisi, bu dindeki “ümmetçilik” anlayışının “millet” olamayı engellediğini ileri sürmektedir. Üçüncüsü de bu dinde “ana dilde ibadete” sıcak bakılmamasından dolayı Türk milletinin Kuran'ı ezberlemekten “beyni sulanmış hafızlara döndüğünü” iddia etmektedir.”

Ben yaşamım boyunca böyle bir yorum zorlaması görmüş değilim. İslam dini yerine, Arap dini ya da bu din denince İslam kastedilmemiş mi oluoyr yoksa hakir görülmüş mü oluyor.İnsanlar genellikle sevmediklerinden bu diye bahseder ve tüm dünyaya geldiği iddia edilen bir dine Arap dini demek, etnik kimliğe indirgemektir.

Sinan Meydan'ın bu kitabı, “Atatürk'ü dindar gösterme çabası”ndan başka bir şey değildir. Ve bu zorlama çabalar, onu olduğu gibi kendine örnek alan isteyen gençliğe inat, zorlama bir ideoloji yaratma isteğidir. Bu durum da Atatürk'ü sevmeyenlerin ekmeğine ustaca yağ sürmektir.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir? Tarih 23.04.2014
Otorite Politika 09.02.2014
Atsız'ın 9 Mayıs Savunmasının Haklılığı Tarih 12.01.2014
Atsız'ın Basılmamış Eserleri Hakkında Tarih 11.12.2013
Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri Tarih 16.09.2012
Başlık Kategori Yayın Tarihi
UCU KIRIK KALEMLER Edebiyat 10.02.2021
Nokta Kadarsın. Edebiyat 23.12.2020
ÖĞRETMENE VERİLEN DEĞER Edebiyat 19.10.2020
UMUT BAZEN İŞKENCEDİR Edebiyat 19.08.2020
Eşek Arılarına Ders Edebiyat 07.08.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.