Bir Albatros Hikayesi

Eski zamanlarda yavru bir Albatros dünyaya geldi. Dünyaya gözünü açtığında yanında sadece ailesi vardı. Annesi 8-9 aylık olana kadar sindirilmiş besinleri gagasına kusarak besledi onu. Bir seneyi doldurmadan ailesiyle ayrıldı. Artık tek ve hürdü.
ilk yılları diyardan diyara süzülerek geçti. Albatrosun en önemli özelliklerinden biri uzun kanat yapısıydı. Fakat daha toydu.Uzun kanatlarını keşfetmesi zaman alacaktı. İlk zamanları çok zor geçiyordu. Yaklaşık 4 metreye uzanan kanatları çırpmak onu bir hayli zorlamıştı. 
Albatros vazgeçmiyordu , canı yana yana hergün başka bir dağı aşıyor,  her aştığı dağın tepesinden daha yüksekteki dağlara gözünü dikiyordu.
Aradan biraz zaman geçti , dünyadaki toyluk evresini geçirmiş ve kendindeki emaneti nasıl kullanacağını öğrenmişti. Her çektiği acıyı kanatlarına takmıştı Albatros.
Gökyüzüne sığmıyordu artık. Yükseklere çıkmak yerine alçakları keşfetmek istiyordu , mavinin uçsuz bucaksız derinliklerine bıraktı kendini. Hem en yükseğe çıkabilen hem de diplere dalabilen bir kuştu artık.
Yalnız olmanın verdiği dinginliği çok iyi kullanıyordu. Yıllar boyu çektiği acılar ona kanat dolusu merhamet getirdi.
Gökyüzünün kollarına kendini bıraktığı bir akşamüstüydü , karşı dağın eteklerinde yaralı bir dişi albatros gördü. Uzun kanatlarını açarak dişi albatrosun yanına geldi . Uzun kanatlarıyla onu sarıp sarmaladı. Güçlü ve merhametliydi. Onu iyileştirmek için var gücüyle çalıştı. Kendi hayallerini bir kenara bırakmıştı artık Albatros,  gönlünü dişi albatrosa kaptırdı.
Onu sevgiyle iyileştirdi. Birlikte göğün kalbinde süzülüyorlardı. Albatros herşeyi bir kenara bıraktı, ondan ayrılmama pahasına onun diyarına gitmeyi bile kabul etti. Eskiden kurduğu hayalleri bile unutmuştu. En yüksek ve en derinlere gitme hayallerini gökyüzündeki bulutların ardına atmıştı. Hayatında hiç tatmadığı duygulardı bunlar.
Çok mutluydular. 
Ta ki Albatros hasta olana kadar...
Artık dişi albatrosu sarıp sarmalamıyordu, kanatları rahatsızlandı,  eskisi gibi güçlü değildi. 
Bakıma ve sevgiye ihtiyacı vardı. Dişi albatros onun kadar güçlü değildi.  Elinden geleni yapmasına rağmen ümidini kaybetti,  onu kendisinin iyileştiremeyeceğini anladı. Ve bir gün yalnız  başına  başka diyara göç etmek istediğini söyledi dişi albatros.
Albatros bunu engellemek için her yolu denese de başarılı olamadı.Kanat çırparken çektiği acıları hatırladı, sanki onlar acı değilmiş gibi. 
Yaralı halde kalmıştı.  Yaralarını sardığı dişi albatros başka diyarlara kanat çırparken o sadece şunu düşündü :  "Tekrar kanat çırpmalı".
Sanki yeni dünyaya gelmiş gibi herşeye yeniden başladı Albatros. 
Daha olgun ve daha kararlı olarak asla pes etmedi. Olabildiğince yükseğe çıkmayı  ya da olabildiğince derine inmeyi başarana kadar asla durmayacaktı. 
Çünkü ;  Ya en yüksek dağı aşmaya cesareti olanla ya da en diplere dalabilecek yüreği olanla  birlikte kanat çırpabileceğini anlamıştı...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İnsan ve Toplum Sosyal 19.09.2020
12 Eylül ve Dahası Politika 12.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KUL ÇIKARSA ARADAN, KALIR SANA YARADAN Genel 29.03.2021
KADIN(2) Genel 23.03.2021
BİR SAVUNMA YAZISI (29) Genel 13.03.2021
BİR HIRİSTİYAN MİSYONERE CEVAP Genel 07.03.2021
DEPREM HAFTASI Genel 03.03.2021

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.