Teknik Düşünceler 27- FETTÖ 4.0- MikroPiyolojik İncelemeler

Benim kafa, mikro’dan makro’ya kafasıdır. Fakat ilk önce genel boş çerçeveyi görürüm.

FETÖ olaylarına bakarken, tabii biraz da medya yüzünden, loppadanak loppadanak bakmaya alışmış olabiliriz.
Böyle bir bakış da elbette işe yarar. Genel büyük çarkları görürüz ve iribaşları ele geçiririz. Geri kalan mikro öbekler
kendiliğinden bile dağılabilir. Ama unutulmaması gereken bir şey var; iribaşları iribaş yapan, işte o, kum-sal benzetmesi de
yapabileceğimiz, mikro öbeklerdir.

FETÖ kalkışmasından sonra şöyle bir bakıyorum en yakın çevreme…

İşin aslı aslında maddi çıkarlar. Yani, mesela ülkücü bıyıklar birden badem bıyığa dönüyorsa, bu aslında idelojik bir döneklik değildir.
Zaten bir ideoloji yoktur. O, işin tiyatro kısmıdır.
Darbe denemesi önlendikten sonra ülkücüden badem’e dönen bıyıklar bu sefer ortadan kalkıyor ve kişiler birden Atatürk sevdalısı oluyor.
Hatta bazen bu ülküjü arkadaşlar o kadar ileri gidiyorlar ki mesela beni bile Atatürk düşmanı ilan edebilecek kadar Atatürk sevdalısı olabiliyorlar.

Buradaki önemli bir kısım emlakçıda olduğu gibi. Belki en az 100 emlakçı, Didim‘de dönen 3-5 milyar dolarlık Kara Para işi için vardır.
Belki bağlantılı belki bağlantısız çiğ köfte zincirleri de hala kara para aklama için kullanılan zincirler.
Konuyu dağıtmıyorum aslında. İşin tiyatroculuk kısmına dikkat çekiyorum.

Neyse. FETÖ‘ün kudurganlık zamanları yine çevremde Alevi tanıdıklarımın bile Fettullahçı olmalarını ibretül hayret seyrediyordum. Neydi dertleri?
Maddi çıkarlar.

Daha da nedir? En kökte ne var? Devlet‘e güvenmiyor kişi. Devlet, tamam, kutsaldır, falan ama börtü böcek gibi sarınca adaletsiz insan öbekleri,
arkasını sağlama alacağı birtakım yerler arıyor kişi.

Veya; aç kalma korkusu yok da… yükselme, itibar sahibi olma hevaseleri var kişinin. Asker, hakim, öğretmen, mit ajanı, sanatçı… Bu aç olmayan
güruh aslında sayıca daha az kişiden oluşan bir kitleyi teşkil ediyor. Ayaklarının basacağı zemin –FETÖ Piramidi‘nde göründüğü gibi, olması gerekiyor.
En alt kesim, halk kesimi denen kesim, Devlet kavramını hatırlatan asker, öğretmen, hakim, mit ajanı,falan filan…lar yüzünden hem devlete
güvenmiyor… Ama, güvenmemekle birlikte, korku yüzünden, onlara yakınmış gibi duruyor.

En alt iki tabakanın oluşumu böyle.

Dün bizim kurumdan bir kişi daha FETÖ‘cülükten açığa alındı. Zaten geleli 1 sene bile olmamıştı. Ara ara konuşuyorduk tabii. Şimdiye kadar
tanıdığım hiçbir FETÖ‘cüde “İnsana hizmet” anlamında bir enerji görmediğimi bir kez daha hatırladım… Yani, özellikle FETÖ‘cü öğretmenlerde,
hiçbir zaman öğrenciyi düşünen bir enerji kırıntısı dahi görmedim. Zaten tek bu örnek bile çok farklı bir yapılanma olduğunun göstergesiydi.
Kimi düşünüyordular bunlar?

İstibarat benim alanım değil fakat ülke güvenliği için en önemli konu olduğu için yine mikro tespitlerimi yapayım… İstihbarat benim alanım
değil dedim ama zaten içinde yaşıyoruz ya istihbari alanın;en azından bu irtibatla söylemek gerekir.

FETÖ‘cü bir MİT‘çi, karısına sınav kazandırmak için MİT‘in teknik donanımlarını kullanıyordu… Bir haberde böyle geçiyordu konu.
Sınav binasının dışında MİT‘in dinleme aracı duruyor. Karısı sınav salonunda; üzerinde kamera-mikrofon filan var. Soruları gösteriyor kameraya.
MİT‘in dinleme aracı/minibüsün içinde soruları yanıtlayan bir kişi de var…

Bu örnekteki önemli nokta şu: bu hırsız çift, dindar görünümlü bir çift. Belki de dindardı.

İnsanların bu noktada anlamadığı şey şu: Bu insanlar FETÖ‘cü oldukları için hırsızlık yapmıyorlardı.
Bu insanlar hırsız oldukları için FETÖ olarak adlandırıldılar.

Yani hırsız, haktanımaz, rüşvetçi, muhbir; topyekün ahlaksız toplum kitlemizde, yırtabilen yırttı, yırtamayanlar FETÖ‘cü olarak mühürlendi.

İstihbaratla ilgili söylenebilecek mikro tespit şu: Özellikle üst düzeyde, istihabaratçı “seçimi” yapılırken
Ülkücü-milliyetçi-dindar adaylara çok dikkat etmeli. Çünkü en çok hain bu tiplerin arasından çıkıyor.
İsterseniz istatistik yapın. Öyle olduğunu göreceksiniz.

Mikro tespitlere devam edilebilir. Sonuç yerine… yani bu işin Bataklığı-tarlası neresi? Düşünsel-fikirsel kaynak bataklık-tarla.

En önemli tarla nurculardır. Farklı gruplar, öbekler de var diyebilirsiniz ama ana tarla burasıdır.

İkinci tarla: Ülkücü tarla. Ülkücü teşkilatlar her zamam muhbirlik ve paralize etme maksatlı kurulurlar ve işlev görürler.

Yeni, ama yine de eski de diyebileceğimiz Kürtçülük bataklığı-tarlası da önem arz ediyor.

Bu üç bataklıkla ilgili önemli bir şey var; üçü de birbirini oluşturan-türeten yapılar. Bu, ilginç.

Yok etme yöntemi olarak, belediyelerin sivrisinek kurutma yöntemine benzer yöntemler kullanılabilir. Şaka değil. Fikirsel ilaç-gaz sıkma.

Aslında yavaş yavaş da kuruyor gibi bu bataklıklar. Yeni çağ ile birlikte…yeni nesiller… yeni anlayışlar…

Yeni çağ bize “detay/ayrıntı“yı da getiriyor. Yani, mikro olanı da getiriyor. Mikro-ları incelemek bu yüzden önemli.



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.