BİR SAVUNMA YAZISI (27)

Eğer şirk olsaydı Üstad hazretleri buna müsaade eder miydi?

DEMİŞSİNİZ… SEVGİLİ ALİ, BÜYÜK PUNTOLU YERLER YAZINIZA CEVABDIR. SAİD NURSİ'NİN, CEVİZİ BİLE KAYBOLSA GEYLANİ'NİN RUHUNU ÇAĞIRDIĞINI SONRA HEMEN CEVİZİNİ BULDUĞUNU VE BUNA 1000 KEZ ŞAHİD OLDUĞUNU SÖYLEMESİ ŞİRK DEĞİL Mİ? SIKKE-İ TASDİK-İ GAYBİ'SİNDE KENDİ YAZDIĞI VE ÇOK ÖVDÜĞÜ "AYETEL KÜBRA" İSİMLİ YAZI BÖLÜMÜNDEN HAZRETİ ALİ'NİN BİLE ŞEFAAT İSTEYECEĞİNİ YAZMASI ŞİRK DEĞİL Mİ?

Böyle bir ismin Üstad tarafından kullanılması tevazu ile örtüşür mü?

DEMİŞSİNİZ... BUNU KENDİSİNE SORMAK LAZIM, BANA DEĞİL.

İnsanın kendine emsalsiz demesi ne kadar doğrudur? Mevlana ismi içinde aynı soruları soruyoruz; bu isminde beşer için kullanılması doğru mudur?

DEMİŞSİNİZ... MEVLANA'NIN MESNEVİ'Sİ DE ŞİRK DOLUDUR. İSTERSEN ÖRNEKLER VEREBİLİRİM. NİTEKİM BU GRUPTA VERDİM DE.

Cevap: Sorularınızı kısaca bir bilgi verdikten sonra cevaplamak istiyorum. Çok az bir Arapça bilgisi olan ve Kur’an ilimleri ile biraz alakadar olan biri çok iyi bilir ki,

DEMİŞSİNİZ… "KURAN İLİMLERİ" İFADESİ YANLIŞ. ÇÜNKÜ KURAN ALLAH'IN UMMUL KİTAB'DAKİ İLMİDİR. YANİ ALLAH'IN İLMİNDENDİR. BEŞERİ DEĞİLDİR. TEFSİR BAŞKADIR.

Arapça’da hakikat ve mecaz oldukça yoğun bir şekilde kullanılır. Ayrıca lafzı müşterek yani çok anlamlı kelimeler ve lafzı müteradif yani eş anlamlı kelimeler her dilde olduğu gibi Arapça’da da vardır ve bunlar Kur’an içerisindede kullanılır. Bunlara dikkat etmeden bir kelimeye tek bir anlam yüklemek ve değerlendirmelerin hepsini o anlam üzerinden yapmak, cinayetlerle neticelenir. Bu bilgiyi nazarlarınıza verdikten sonra sorularınıza geçelim. 1- Bedi ismi şerifi, Esmaü’l-Hüsna’dan olan Rabbimizin güzel isimlerindendir. Kur’an-ı Kerim içerisinde iki yerde Rabbimiz, bu ismi kendisi için kullanır. (Bakara, 117; En’am, 101) Yine birkaç Hadis’te Efendimiz (sas) bu isim ile Rabbine dua eder. (İbn Mace, Dua, 10; Tirmizi, Da’avat, 82, 99) Anlamına gelince, “örneği ve benzeri bulunmayan, emsalsiz işler yapan, her şeyin ilki olan, bir şeyi yoktan var eden ” demektir. İbda ve bidat kelimeleri de bu köktendir. Ahkaf Suresi’nde, “bid’en” şeklinde Efendimiz’in (sas) lisanı ile kullanılmış: “De ki: Ben Peygamberlerin ilki değilim!” denmiştir. (Ahkaf Suresi, 46/9). Bu kelimenin beşer içinde kullanılabileceğini belirten alimlerimiz,

DEMİŞSİNİZ... KUSURA BAKMA AMA HALT ETMİŞLERDİR. ALLAH'IN SABR(İ), METİN, CELAL GİBİ BAZI SIFATLARI BEŞERE DE TECELLİ EDER. FAKAT SUBHAN, BEDİ, TEKVİN, MÜTEKEBBİR, BARİ, TEVVAB, BAİS, HAYY, EVVEL, AHİR GİBİ KULLARINA TECELLİ ETMEDİĞİ SIFATLARI KULLANMAMALIYIZ. "BED'İ" DE "Eşi ve benzeri olmayan güzellik sahibi, eşsiz yaratan." DEMEK OLDUĞUNDAN HELE BİRİNE UNVAN VE SIFAT OLARAK TAKILMASI İSİM OLARAK TAKILMASINDAN DAHA SAKINCALIDIR. ÇÜNKÜ İSİM TAKMAK ALIŞKANLIKTAN DEDEDEN BABADAN KALABİLİR. AMA BİR UNVAN OLARAK BİR KULA "EŞİ VE BENZERİ OLMAYAN, EŞSİZ YARATICI" DEMEK ŞİRKTİR. BU MECAZ DEĞİLDİR. MECAZ BÖYLE OLMAZ.

Allah (cc) için kullanıldığında hakikat ifade ettiğini ve Allah’ın (cc) zat, sıfat ve fiil açısından benzersiz olduğunu ifade ettiğini, ama beşer için kullanıldığında çağdaşları arasında bazı alanlarda öne çıkan, isminden söz ettiren, manalarına geldiğini söylemişlerdir. (Bkz: TDV, İslam Ansiklopedisi, c. 5, s. 320).

DEMİŞSİNİZ... BEŞER İÇİN BEŞERE TECELLİ EDENLER KULLANILIR. "SABIRLI OL" DERSİN BU TECELLİ EDER. AMA EŞSİZ VE BENZERSİZLİK SÜBHANİYETTİR. ALLAH'A MAHSUSTUR. BU TECELLİ EDER.

Hal böyle olunca Bediüzzaman Said Nursi’den önce de bu ifade başka alimler için kullanılmış, onların yaşadıkları zamandaki değerleri, bu lakap ile ortaya konmuştur. Mesela, Arap edebiyatında önemli bir alim olan Bediüzzaman el-Hemedani (v.398/1008), büyük bir bilim adamı olan Bediüzzaman Ebu’l-İzz İsmail el-Cezeri (12.13. yüzyıl) ve İranlı alim Bediüzzaman Füruzanfer (v.1970) gibi alimler bu ifade ile anılmışlardır.

DEMİŞSİNİZ... ONLAR YAPINCA BU DOĞRU OLMAZ. BİZİ ANLAMI BAĞLAR. HİÇ BİRİ EŞSİZ DEĞİLDİ. NE PEYGAMBERE DENDİ NE DE EBU HANİFE'YE... PEKİ KİM BUNLAR?

Bu bilgiler ışığında meseleye baktığımızda Bedi kelimesinin beşer için kullanılabileceğini, beşer için kullanıldığında ne anlama geldiğini daha iyi öğrenmiş oluyoruz. Dolayısı ile ortada bir şirkten bahsetmek, hem bu ulemaya hakaret, hem de onların haklarına bir tecavüzdür. Eğer Kur’an ve Sünnet’e aykırı bir durum olsaydı asla bu alimlerimiz o ifadenin kullanmasına müsaade etmezlerdi; onlar kullansaydı devrin diğer alimleri böyle bir durum karşısında asla sessiz kalmazlardı.

DEMİŞSİNİZ... ULEMAYA HAKARET DEĞİL BU. SADECE DOĞRU BULUNMUYOR. ULEMEYA HAKARET OLUR DİYE "EŞSİZ" DEMEK ZORUNDA BIRAKILAMAYIZ. BUNLAR KUSURLU İNSANLAR. KUSUR DAHA TAKILAN UNVANLARIYLA BAŞLIYOR. TEVAZU SAHİBİ İSELER BU UNVANI REDDEDERLER. EŞSİZ YAKIŞMAZ KUSURLU KULA... ALİMLER KENDİLERİNİ ÖVENLERE KARŞI BU GİBİ VASIFLARI YAKIŞTIRMANIN ÖNÜNE GEÇMELİLER. NEFSLERİNE HOŞ GELMEMELİ.

2- Böyle bir ismin Üstad tarafından kullanılması tevazu ile örtüşür mü? İnsanın kendine emsalsiz demesi ne kadar doğrudur? Canım kardeşlerim, başta lafzı müşterek dedik ya, yani çok anlamlılık; lafız aynı ama anlam bağlamına göre farklı, işte “Bedi” kelimeside böyledir. Bu kelimenin anlamlarından bir tanesi de “garib” tir. İmam Ebu Hayyan el-Endülüsi, bu manaya eserinde dikkat çekmiştir. (Bkz: el-Bahrü’l-Muhid, c. 1, s. 569)

DEMİŞSİNİZ... BU İMAM SÖYLEYİNCE YANLIŞ DOĞRU OLMAZ. DİN BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL. DİYEN BİRİNİ BUL, SONRA DA CAİZ GÖR.

Bediüzzaman Said Nursi, her zamanki o eşsiz mahviyeti ile insanlar diğer anlamda kullanmış olsalar bile, o bu anlamı ile kullanmış ve kendisine: “Garibüzzaman/Zamanın garibi” demiştir.

DEMİŞSİNİZ... TEVAZUUNU RİSALALERİNİN BÜTÜNÜNDE GÖRMELİYİZ. KİTABINI KURAN'DAN SONRA EN ÖNEMLİ İKİNCİ KAYNAK GİBİ GÖSTERMEK TEVAZU OLMAZ.

Bakın Üstad’ın kendisi bizzat böyle bir soruya nasıl cevap veriyor: “Soru: Sen imzanı bazen “Bediüzzaman” yazıyorsun. Lakap medhi ima eder. Cevap: Medih için değildir. Kusurlarımı, sened-i özrümü, mazeretimi bu ünvan ile ibraz ediyorum. Zira bedi, garip demektir. Benim ahlakım, suretim gibi ve üslub-u beyanım, elbisem gibi gariptir, muhaliftir. Görenekle revaçta olan muhakemat ve esalibi, benim üslup ve muhakematımla mikyas ve mihenk itibar yapmamayı bu ünvanın lisan-ı haliyle rica ediyorum. Hem de muradım, “bedi,” acip demektir.

DEMİŞSİNİZ... TANIDIĞIM EN İYİ ARAB DİLİ UZMANLARINDAN HEP SAİD NURSİ'NİN ARABCASININ KÖTÜ OLDUĞUNU DUYDUM. BURADA BEDİ'YE "GARİB DEMEKTİR" DERKEN ALLAH'IN BİR SIFATI OLDUĞUNU UNUTUYOR.

“Ömrüm hakkı için, nedense bütün acaiplikler beni buluyor. Sanki acaibin gözünde dahi ben bir acibeyim!” masadak oldum. Bir misali budur: Bir senedir İstanbul’a geldim, yüz senenin inkılabatını gördüm.” Hutbe-i Şamiye, Reddü´l Evham, 108 Başka bir yerde ise şöyle diyor: “Hem şimdi anlıyorum ki, eskiden beri benim liyakatim olmadığı halde bana verilen “Bediüzzaman” lakabı, benim değildi, belki Risale-i Nur’un manevi bir ismi idi. Zahir bir tercümanına ariyeten ve emaneten takılmış. Şimdi o emanet isim, hakiki sahibine iade edilmiş.” Mektubat, İşarat-ı Gaybiye Hakkında bir Takriz yedinci remiz, 449

DEMİŞSİNİZ... BU AÇIKLAMA SADECE BAĞLI VE BAĞIMLI ÖĞRENCİLERİNİ TATMİN EDER.

Tarihçe-i Hayat’ta ise şöyle bir imza atacaktır: İstibdadın Garibüzzamanı, Meşrutiyetin Bediüzzamanı, şimdikinin de Bid’atüzzamanı Said Nursi (Tarihçe-i Hayat, s. 89)

DEMİŞSİNİZ... BİZ DE DERİZ Kİ O ZAMAN: İSTİBDAT VARSA ZAMANIN GARİBİ DEĞİL MASAYA YUMRUĞUNU VURANI OLACAKSIN. MEŞRUTİYETİN YAHUT HERHANGİ BİR ŞEYİN İSMİ HİÇ ÖNEMLİ DEĞİL. ZAMANIN BEDİSİ HİÇBİR KUL OLAMAZ. ŞİMDİKİNİN ZAMANIN BİDATÇİSİ OLMAYI KABUL ETMESİ İSE ÖZRÜNÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK YAPIYOR. OLMAZSIN OLUR BİTER KARDEŞİM. BİDAT İYİ BİR ŞEY DEĞİL. BU HUSUSUN TEVAZUSU OLMAZ. BEN DESEM Kİ: “BEN KİMİM MÜMİN OLAYIM. BEN DİNE BİDAT KATARIM DİNİ BOZARIM” HAŞA ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK YAPMIŞ OLMAM.

Risale-i Nur’u kusur aramak için değil, gerçekten istifade etmek için okuyanların fark edeceği bir hakikat var ki, Üstad bir Peygamber ahlakı olarak isar ruhunu kendine ilke edinmiş, büyük bir mahviyet ile hayatı boyunca yaşamak için değil, yaşatmak için gayret etmiştir. Üstad’ın bu hayatı ortada iken ileri-geri konuşmak inanın büyük bir cesaret işidir.

DEMİŞSİNİZ... BU ONU SADECE İYİ NİYETLİ YAPAR. CESUR DA YAPAR. AMA HAKLI YAPMAZ.

3- Mevlana ismi içinde aynı soruları soruyoruz; bu isminde beşer için kullanılması doğru mudur? Bu sorunuza da verilecek cevap aynıdır. Mevla, bizzat Kur’an’da Allah için kullanılırken, beşer için de kullanılmıştır. Kölelikten azat olan bazı Sahabilerde, “Mevla” diye anılmıştır. Mesela Mevla Salim Ebu Huzeyfe gibi… Kaynak : Risale Ajans

DEMİŞSİNİZ... MEVLA KELİMESİ "VELİ" KELİMESİNİN KÖKÜNDEN GELDİĞİ İÇİN BAĞIŞLANABİLİR. VELİLİK ALLAH'TAN TECELLİ EDEBİLİR. DİĞERLERİNİN YANINDA BUNU GEÇİYORUM.
 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HOCAM AHMET BAYDAR’DAN TUTTUĞUM NOTLAR (3) Genel 22.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (26) Genel 19.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (25) Genel 18.11.2020
MÜSLÜMANIN EFENDİSİ OLUR MU? (3) Genel 08.11.2020
MÜSLÜMANIN EFENDİSİ OLUR MU? (2) Genel 07.11.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
ODAK TEK EĞİTİM MODELİ Genel 28.11.2020
El-Cezeri ve Cizreli Mehmet(imiz) Genel 22.11.2020
İslamın gerçek bir yol olmadığını düşünenler.. Genel 22.11.2020
TEKNOLOJİK GELİŞMELER-2 Genel 27.10.2020
Teknik Düşünceler 16- Lütfen Kartınızı Alınız Genel 26.10.2020