MÜSLÜMANIN EFENDİSİ OLUR MU? (3)

Meryem 93’te geçen “Göklerde ve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki (kıyamet günü) Rahmân´ın huzuruna kul çıkmasın” ayeti de beni epey düşündürdü. Allah’ın yardımıyla fark ettim ki elbette kul olarak çıkacaklar çünkü ahirette Ona asi olunamayacak. Ak ile kara ayrılacak. Her şey ortaya çıkacak. Ay yarılmış yani gerçek ayan olmuştur. Teraziler kurulacak (107), korkacaklar (108), “Vay halimize” (109) diyecekler. Artık hepsi kuldur ama iş işten geçmiştir. Zaten hatırlayın hepsi kulluk etsinler diye yaratılmışlardı: "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (110). Dikkat ederseniz iki sınıftan söz ediyor. Bunların ikisi de akıllı ve sorumluluğa şayandırlar. İkisi de iman edebiliyorlar. Ayette "Göklerde ve yerde bulunan kimselerin tümü ancak Rahmana kul olarak çıkarlar" derken hepsi kulluk görevini yapmış olarak anlamında değil... Zaten yer ahiret… Hesap vakti… Kulluk için yaratıldın bakalım kul oldun mu? Kul olsalar zaten cehenneme girmezler. Dünyada kulluk yapıp da yahut Allah’ın “kullarım” deyip de Cehennemde Allah’ın kulu olarak yananı herhangi bir ayette okudunuz mu? Hayır. Bu çok önemli. Cehenneme kulluk yapmadıkları için girecekler... Kulluk için yaratılmanın hesabını vereceklerinden "kul olarak" diyor; kulluk yapıp cenneti hak ettiklerinden değil… Cehennemdekiler birbirleriyle tartışınca, “Büyüklük taslayanlar da şöyle derler: «Evet, hepimiz onun içindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü vermiştir” (111). Dediğim gibi ahirette herkes kul. Yine bu yüzden “Fakat cezamızın farkına vardıktan sonra iman etmiş olmaları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Allah´ın kulları için her zaman uyguladığı yol yöntem budur. İşte, hakikati inkâr etmiş olanlar, o zaman ve orada, ziyana uğramış olacaklardır” (112) buyrulur. Burada da kulu sahiplenmiyor.

Allah mümin bir kulun (abd) bir müşrikten daha hayırlı olduğunu söylerken “abd” sözcüğünü kafire değil mümine kullanıyor (113). Neden bu ayette ve gerekse binlerce ayet içinde Kuran’ın hiçbir yerinde "kafir kul" veya "müşrik kul" ifadesi bir arada geçmiyor? Bakın bu da çok önemli…

Ayette elçiler "eni’budûllâhe" (Allaha kulluk edin) (114) diye niye çağırsın kulluk yapsalar? Kulluk yapmadan kul olunur mu? Allah’ın yarattığı her varlık görevini yapar. Bu kâh zikr, kâh tesbih kâh secdedir ama bunu yaparken irade yoksa, akıl yoksa, bizimki gibi bir kulluk da yoktur. Aklı olmayanın imanı, imanı olmayanın kulluğu olmaz. Eşyanın kulluğu tabiatıdır. Bir dağın dağdan başka bir şey olmaması ve itaat etmesi onun kulluğudur. Fakat kafirlerin durumu böyle değil. İşletmedikleri bir akılları ve kötüyü seçtikleri bir iradeleri var. Sadece İblisin (Adem’e karşı çıkan kişinin şeytan tarafının) secde etmemesi (115) bu yüzden... Cinler ve insanlar kulluk için sınavdalar. Kafirin hücreleri bile tesbih eder ama kafir kulluk yapmaz. Bunları karıştırmamak lazım.

Ne gariptir ki inkâr edenin Müslüman olmadığına inanıyorlar da kulluk yapmayanın kul olmadığına inanmıyorlar…Yasin 30’a rastlayınca bu konudaki tüm fikirlerimin çürüdüğünü düşündüm. İlk kez kulun övülmediği bir ayete rastladığımı düşündüm. Çünkü ayet “Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine gelen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı” diyordu. Sonra fark ettim ki ifade “kullarım” şeklinde değil. Allah onları kul olarak sahiplenmiyor. “Kullar” diyor. Öyle ya herkes bir şekilde ya Allah’ın ya hevasının kuludur ama bir şekilde mutlaka kuldur. Firavuna da kul olanlar vardı.

Bir ayette “Eğer onlara azab edersen, onlar senin kullarındır, eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen daima üstünsün, hikmet sahibisin” (116) buyruluyor. Dikkat ederseniz kullar bağışlanabiliyor. Fakat müşriklerin bu şansı yok (117).

En çok kafa karıştıran meallerden biri de şu: “İşte bu Allah´ın hidayetidir. Bununla doğru yola iletir dileyen (yeşā'u) kullarını. Ortak koşsalardı boşa giderdi yapmış oldukları şeyler” (118). Bu ayeti Diyanet “İşte bu, Allah´ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir…” şeklinde çevirince hem “hidayetsiz kul” gibi Kuran’ın hiçbir yerinde olmayan bir şey icad ediyor hem de Allah dileyeni değil kimi dilerse onu hidayete erdirerek (haşa!) adil davranmamış oluyor. Burada geçen “yeşā'u” sözcüğü geçen ayetleri okurken bağlama dikkat etmek kaydıyla “dileyen/dilediği” şeklinde okuyunuz. Çünkü bu eşzamanlı gerçekleşiyor. Hidayet bireyle birlikte Allah’ın istemesiyle gerçekleşiyor.

Başka bir ayette Allah kullarını kategorize ediyor: “Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah´ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur” (119). Burada seçilenler nebilerdir. Nefsine zulmeden kullar günah işleyenler. Diğer grup orta ayarda (muḳtesidun) yani eşit durumda olanlardır. Bir diğeri de hayırlı olanlar. Yani inananlar bu üç halde de olabiliyorlar. İlki inandığını yaşamayanlar. İnandığını yaşamayan nefsine yenilmiştir. İkincisi inandığını yaşadığı ve yaşamadığı durumda olanlar. Bunlar bazı hususlarda nefsine yenilenler. Üçüncüsü inandığını yaşayanlar. Bunlar nefsini her daim yenenler. Ama bunların hiçbiri müşrik değiller.

Ayet “…Razı olmaz kulları için küfre…” (120) buyurur. Yani kullarının küfrüne razı olmaz. Kim bunlar? Hani başka bir ayette “İman edip sonra inkâr eden, sonra iman edip tekrar inkâr eden…” (121) buyruluyor ya işte bu durumdakiler. İnandıkları halde küfre girmelerinden razı olmaz. Zira “İnsanlardan kimi de Allah´a bir yar kenarındaymış gibi kulluk eder, eğer kendisine bir iyilik gelirse ona gönlü yatışır ve eğer başına bir bela gelirse yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur” (122).

Buraya kadar anlaşılıyor ki kulluk itaat gerektirir. Tüm mükevvenat Allaha itaat eder ve kul olurlar. Sadece inkarcılar itaat etmez ve kul olmazlar. Ahirette itaat etmeyen kalmayacak ve herkes kul olacaktır. Allah hevasını ilah edinip kul olanlara da kul demekte ama “kulum” dememekte ve kul olarak sahiplenmemektedir. Kuran’ın hiçbir yerinde hayvanların kul oldukları geçmemektedir.

KAYNAKLAR:

107. Enbiya, 47.

108. Araf, 47.

109. Kehf, 49.

110. Zariyat, 56.

111. Mumin, 48.

112. Mumin, 85.

113. Bakara 221.

114. Muminun 32.

115. Kehf, 50; Sad, 74; Araf, 11.

116. Al-i İmran, 118.

117. Nisa, 48.

118. Enam, 88.

119. Fatır, 32.

120. Zümer, 7.

121. Nisa, 137.

122. Hacc, 11.

NOT: 05.11.2020 tarihinde makalenin devamına eklenmiştir...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KUL ÇIKARSA ARADAN, KALIR SANA YARADAN Genel 29.03.2021
EFSANE TARİHİMİZİ DUYURMAK Tarih 18.03.2021
SOLAK BALİ OĞLUNUN BAŞINDAKİ KAVUNU NİÇİN VURDU? Tarih 15.03.2021
BİR SAVUNMA YAZISI (29) Genel 13.03.2021
BİR HIRİSTİYAN MİSYONERE CEVAP Genel 07.03.2021
Başlık Kategori Yayın Tarihi
NEFSİN KIRBACI: HÜRRİYET(!) Genel 16.04.2021
KADIN(2) Genel 23.03.2021
Bir Albatros Hikayesi Genel 07.03.2021
DEPREM HAFTASI Genel 03.03.2021
YASADIŞI YASA DIŞI SIRADIŞI VE SIRA DIŞI SAVIM Genel 07.02.2021