TEKNOLOJİK GELİŞMELER-2

Kimlik arayışının son bulduğu zamanlara doğru ilerlemekteyiz.Bu, herkesin kendine bir kimlik tanımasından değil, istenilen kişi olmayı kabul ettiklerinden böyle oluyor.Peki, istenilen kişi ne? Büyük harflerle yazayım:YÖNETMESİ KOLAY VE DÜŞÜNMEKTEN ACİZ İNSAN!

Mevhum bir hastalık olarak düşünebiliriz bunu.Yani coronadan daha kötü bir şey olduğunu da dile getirmeliyiz.Evet insanlık eve kapandı, her şeyin ayağına kadar gelebileceğini gördü fakat bu ayağına gelen hizmetin karşılığı olmayacak sanıyor.’’Olacak! Hem de ücreti yani karşılığı sensin!’’ demenin vakti geldi!

Antropocentrism diye bir kavram vardır.İnsanmerkezcilik anlamına gelir.Hatta bugün köle düzenini teknoloji üzerinden getirenler de bunu uyguladığını söyler ve şuna sarılırlar:’’özgürsün ama teknoloji olmadan yaşayamazsın’’ Gerçekten komik olduğunu dile getirmeliyiz.Ve ayağına kadar hizmet getirenlerin bedelini köleliğiyle ödeyen insan, toplumsal hafızadaki yerini bu görünmeyen hastalığa yakalanarak belirlemiştir.Yani ‘teknolojiye sahip olmanın değil, bu düzene ayak uydurmanın heva ve hevesine düşkün kalmışır.’

Serimizin ilk yazısında ‘’algı yönetimi’’ kavramından bahsetmiştik.Ne kadar güçlü bir şey olduğundan da.Peki, bu kadar teknolojik veri arasına dinlerini nasıl tasvir etmelilerdi, hiç kimseye çaktırmadan: çok basit, emojilerle! Hani şu duygularımızı dile getirmeye çalıştığımız bizce küçük ama sahiplerince büyük şeyler! Evet evet her Cuma günü Müslümanca dualarımızı yazıyoruz ya da günlük tabirlerimizi güzelce duayla birleştiriyoruz ve sonuna Hristiyanların ‘amen’ emojisini koyuyoruz.Peki, istemeksizin neden yapıyoruz bunu? Çünkü sadece zamanımızı değil, fikirlerimizi de köleleştirmekteler.İnsan bir şeyi kırk defa görürse ya da zikrederse ondan ayrılamaz derler.Ya, her gün bin defa gördüklerimiz?    Onlara istemeksizin bağlandık, algı yönetimini çok çok iyi yapıyorlar!

İslam ise bu ‘insanmerkezcilik’ kavramını eşref-i mahlukat’ olarak belirlemiştir.Köleleştirmek için değil, insana değer vermek için yapmıştır bunu.Yani antropocentrism kavramıyla aynı olması imkansızdır.Çünkü antropocentrism kavramında önce insana sahip olmak sonra her şeyi vermek vardır.Yani bir cesete yürü demek gibi bir şey!

Spiritüalist hareketle baktığımızda da ‘fikir babası’ olarak kabul ettiklerine baktığımızda da böyle bir vicdansızlık hareketi gözükmekte midir? Araştırılmalıdır.Lakin örnek aldıkları hiçbir ‘’düşünür’’ ele aldıkları ruhçu sıfatıyla din düşüncesine ulaşmış değildir! Kabul edilmelidir.

‘’Ey insanoğlu, mal benim malımdır, sen de benim kulumsun.Benim malımdan senin malın ancak yiyip harcadığın, giyip eskittiğin, dünya için geri bırakmayarak sadaka verip ahiret için ebedîleştirdiğin şeylerdir.Dünya için biriktirdiğinden senin hissen, ilahî gazaptır.’’(Kudsî Hadis)

‘’Ey insanoğlu, sana ayırdığım rızkın tümünü sen tüketinceye kadar, o rızık seni arar bulur.’’ (Kudsî Hadis)

İki hadise baktığımızda mal, mülk karşısındaki hissemizi belirleyen olması gerekendir.Oysa materyalistik şartlanmanın gereğini yerine getiren çağın insanı malın kime ait olduğunu unutmuştur.Teknoloji sayesinde birtakım ‘olmayan’ hisselere sahip olmuş ve böylece ziyana sürüklenmiştir.

Gözlerini bağladığınız bir insanın burnuna sürekli lavanta kokusu tutarsanız getirdiğiniz mekandan habersizdir fakat muhteşem bir yere geldiğini sanar.İşte sahibi olamadığımız ‘’Teknoloji’’ budur.Bizim kimliğimizi gözü kapalı da olsa ‘’ama bak o da burada’’ diyerek kullanmayı çok iyi bilenler bu mevhum hastalığın salgılayıcısıdır!

Tabii bir de işin yönetici boyutu var. İlk yazımızda 5G ile Çin’in hiçbir ülke karşısında mağlup olamayacağından bahsetmiştik.Peki ya 5G’ye gitme sürecinde mağlup olması ihtimali? İşte o da zor bir ihtimal artık.Çünkü tanıdık bir görüş olan ‘’benden bu kadar’’ demediler. Demezler de… Çünkü ‘’gerçek dünyanın’’ paralarını onlara getirmesini istiyorlar ve Amerika’nın da bitmesini..Aslına bakarsanız ‘’paralı yönetici’’ dediğimiz kim varsa işte o zihniyeti takip edin işin ucunu bulacaksınız.İşte onlar teknolojiye hükmeden insanlar!

İki yazımızda da Batı’nın insana değer vermediğini, onu köleleştirdiğini ve buna teknolojiyi de alet ettiğinden bahsettik.Peki ya bu sele kapılan insanlar?

Onlarda da durum şöyle: ‘’dışa kapandıkça açıldığını sanan toplum’’ yani, aslına bakılırsa kendi kaybetmiş ve farklı vücut aynı kafa olan bir topluluk.Eğitim bunun en temel ögesi fakat eğitenin de ‘sistemsel köle’ olmaması gerekmektedir. Yani her şeyin en başında İslam’ın gelmesi, hem dünyanın hem de ahretin kaybedilmemesi için bu mevhum hastalığın(teknolojik delilik) da bitmesi gerekmektedir.Rabbim imtihanımızı kolay eylesin…

Kalın sağlıcakla.

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ODAK TEK EĞİTİM MODELİ Genel 28.11.2020
El-Cezeri ve Cizreli Mehmet(imiz) Genel 22.11.2020
YAŞIM ON SEKİZ Şiir 17.10.2020
KADIN Genel 12.09.2020
MİLLİ GÖRÜŞ ‘MİLLİ’ Mİ, İRANÎ Mİ?(1) Genel 29.08.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İslamın gerçek bir yol olmadığını düşünenler.. Genel 22.11.2020
HOCAM AHMET BAYDAR’DAN TUTTUĞUM NOTLAR (3) Genel 22.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (27) Genel 20.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (26) Genel 19.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (25) Genel 18.11.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.