ANTALYA FİLM FESTİVALİ İLKELLİĞİ SAVIM

Cinsellik de, cinsiyet de, beden de ilkelliktir. Bunlarla mutlu olmak, övünmek, bunları simge yapmak da ilkelliktir; ilkellik de ilkel şeylerle övünür. Üstlük olan şey; Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tır yani ruh.

Türklerdeki en temel yanlış; taa Orta Asya'dan beri var olmakta olan 'Yabancı hayranlığı'dır ki bu hayranlık sonuçu bir Türk hükümdarı ülkeye yağmur yağdıran Yağmur dağı adlı dağı Çinli bir bayan ile evlenebilmek için Çin'e vermiş, Çinliler de dağı parça parça edip Çin'e götürmüşler, ve o Türk vatanı da yağmursuz kalıp kuraklaşmış, ve o vatandan göçler başlamış.

Antalya film festivali adlı yozluk festivalinde bu durum yinelenmekte: Festivalin simgesi ve ödül yarıçıplak bir yetişkin insan dişisi heykeli, adı da Venüs.

Açık ki akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı, küresel ve derin bir merkez öteki ülkelere olduğu gibi Türkiye'ye de akıldışılık ve ahlakdışılık egemenleştirmeye çalışmakta. Bu amaç için kullanılmakta olan araçlar da açık ki akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı medya, akıldışı-ahlakdışı festival, sivil toplum örgütü, akıldışı-ahlakdışı reklam, akıldışı-ahlakdışı yarışma, ve eşcinsellik gibi şeyler. Ve görülmekte ki tüm bu şeyler yetişkin insan dişisi, ve cinsellik üzerinden yapılmakta yani yetişkin insan dişisini cinsel utanmazlık içine sokmakla, böylece de toplumu cinsel utanmazlık içine sokmakla. Bu nedenle ki 21. yüzyılda heryer moda adı altında cinsel sunumlu, cinsel tahrikli yetişkin insan dişisi bedeni fışkırmakta.

Ve yine sanılmakta ki demokrasi ve laiklik ancak cinsellik, çıplaklık, yetişkin insan dişisi bedeni yani cinsel utanmazlık ile savunulabilir ya da korunabilir oysa Atatürk bunun doğru yolunu göstermişti: 'Bili ve ahlak'.

'Altın portakal' adlı, bir filım(film), sinema yarışması festivali var.

Simgesi ve ödülü; bir memesi tam çıplak, bir memesi yarıçıplak; yarıçıplak bir kadın heykeli: Venüs yani Afrodit heykeli imiş. Üstelik de Venüs ya da Afrodit yani akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, çıplak, mitsel bir Eski Yunan ilahı. Eskiden ödül olarak altın portakal verilirdi, şimdi ise çıplak bir bir dişi ilah heykelciği veriyorlar oysa Atatürk 'Önce bilim(ilim) ve ahlak', 'Benim sözlerimle bilimin sözleri çelişirse beni değil bilimi dinleyin' demişti, bilimdışı inanış ne zamandır bilim sayılmakta da ödül olarak üstelik de Zeus zamanına ait bir ilah heykeli bu yarışmaya onur, gurur, övünç, tanıtım edilmektedir?

Sorsan; 'Atatürk sanatsız kalmış bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş, dedi' derler yani Atatürk'e sığınmaya kalkarlar oysa Atatürk 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' da dedi yani Atatürk'ün 'sanat' ve 'sanatçı' dediği şeyler 'Bilime ve ahlaka uygun' şeylerdir; 'Bilime ve ahlaka aykırı' şeyler değil.

Atatürkçülük desen, Atatürkçülük değil çünkü Atatürk 'Önce bilim ve ahlak' dedi yani Atatürk demek de, Türkiye demek de, Atatürk'e göre sanat da sanatçılık da 'Önce bilim ve ahlak' demek; Türklük desen Türklük değil çünkü Türk demek 'Önce ahlak' demek; Müslüman desen Müslümanlık değil çünkü Müslümanlık demek de 'Önce ahlak' demek. Öyle ise bu festival neyin nesi, bu ödül neyin nesi? Bu festivalı Zeus mu düzenliyor, ödülleri Zeus mu eriyor? Sonra da Akp neden geldi? Siz bu kafada iken bu ülkeye daha çook Akp'ler gelir.

Açık ki bu durum yalnızca Antalya film festivali'nin değil; Türkiye'deki sanat ve sanatçılık anlayışının akıldışılık ve ahlakdışılık içindeki yozluğunu da göstermektedir.

Demokrasi ve laiklik yetişkin insan dişisi bedeni, cinsiyeti, çıplaklığı, cinsel organı ile olmaz; bilim ve ahlak ile olur.

Atatürk'e ya da Türkiye'ye ya da dine ya da demokrasiye ya da laikliğe ya da akıl-ruh sağlığına ya da mantığa ya da insanlığa zerre saygısı olan insanlar ne o festivale katılmalıdır, ne de o ödülü almalıdır.


Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 1.10.20/00.10