RESULULLAH'IN AİŞE VALİDEMİZLE EVLENMESİ RİVAYETLERİNİN KRİTİĞİ (2)

Şevvâl ayının özellikle zikredilmesinin sebebi insanların eski dönemlerde şevvâl ayında meydana gelen bir tâʻûn hastalığı sebebiyle bu ayı uğursuz saymalarıymış (16). Cahiliyye arasında böyle uğurlu-uğursuz inancının bulunması beklenilir hurafelerdir. Âişe validemiz bu bâtıl inancın hiçbir kıymeti olmadığını kendi düğününü örnek göstererek insanlara anlattığı rivayeti Kur’an’a gayet uygundur. Onun Resulullah ile düğün yemeği ensârın getirdiği hediyelerden oluşan büyük bir meyve tabağındaki hurmalardan ve et yağına benzeyen bir yemekten ibaret imiş. Şimdiki gibi israf yok. Bu rivayet de makul. Hadise iman eden hanımlar neden bu hadislere göre düğünlerini yapmazlar. Bu onlara göre sünnet değil mi? Hatta israf olmaması açısından sünnetten de öte, israf haram. Bu yemek Mescid-i Nebevî’de yenilmiş (17). Esmâ bint Umeys’den gelen başka bir rivayette Âişe validemizin düğün ziyafeti olarak sadece bir maşrapa dolusu süt bulunduğu zikredilir (18). Bu da mümkün.

Muhtemelen evliliğin gerçekleştiği tarihten sonra aktarılmış olan bir rivayette Resulullah Âişe validemizin evliliğinin arkasında ilahi bir yönlendirme varmış. Bu rivayete göre Resulullah, Âişe validemize: “Sen bana rüyamda iki defa gösterildin. Bir kişi senin sûretini ipek bir kumaş üzerinde taşıyor ve: ‘Bu senin zevcendir’ diyordu. Örtüyü açınca seni gördüm. Eğer bu Allah’tan ise onu muhakkak gerçekleştirecektir, dedim” demiş (19). Bu rivayet de inandırıcı değil. Kötü niyetli insanlar bu gibi rüyalı hadisleri suiistimal edebilirler. İnanılmamasında fayda büyüktür. Tam burada şunu ifade etmeliyim: Biz “bu hadise inanmayın dediğimizde” asla ve haşa Resulullaha inanmayın demiyoruz. Aksine onun adına uydurulmuş bir rivayet hatta ona atılan bir iftira olduğunu söylüyoruz.

Bütün hadisler rivayettirler. Her birinin koca bir ravi yani rivayet eden isim zinciri vardır. Örneğin “… Bize Süveyd b. Nasr tahdis yoluyla bildirdi. (O da dedi ki) Abdullâh b. Mübârek bize semâ‘ yoluyla bildirdi. O da Zührîden, o da Abdurrahmân b.Mâ‘ız’dan, o da Süfyân b. Abdullâh es-Sekafî’den rivâyet etti. Süfyân b. Abdullâh esSekafî dedi ki…” gibi. Bunun gibi her hadis ravilerce rivayet edilir. “Hadis değil, rivayet” demeniz kabul edilebilir bir şey değil. Sadece Kuran ayetlerinde bu isim zincirleri olmaz ve bu isim zinciri onu hadis de yapar rivayet de. Zaten “hadis” söz demektir. Her söz hadistir. Allah’ın sözleri de hadistir. Resulullahın gerçekten söylediği hatta onun adına iftira sözler de hadistir. Çünkü hadis sözcüğü bir terimdir. Bizim geleneksel toplumumuzda kavramlaşmış. Bir Suudluya sorsanız “söz anlamında bir terim” der.

Arab toplumlarının kültürel değerlerini elbette bilmeliyiz. Ama bu Âişe validemizin oyuncaklarını bırakıp nikaha çağırıldığı hadisini saklayamaz. Âişe validemizin yaşını problem eden Kuran değil, ben de değilim. “Peygamber Âişe ile evlendiği esnada Âişe’nin oyuncak bebekleri yanındaydı” diyen ben değilim Sahihi Müslim’dir. Bu yaş konusunu gidin ona söyleyin. 6 yaşında nikaha, 9 yaşında zifafa gönderen bunlar… Mekke’de risaletin 3. yılında nazil olan Kamer suresini Âişe'nin hatırladığını fakat neden görmediğini Müslim’e sormalısınız.

“Ben kız arkadaşlarımla beraber bir tahterevalli (veya salıncak) üzerinde oynarken…” diyerek söze giren ve nikaha götüren şu kaynaklardır: (Buhârî, 2011: Menâkıbü’l-Ensâr 44; Müslim, 2010: Nikâh 69; İbn Mâce, 2013: Nikâh 13; Ebû Dâvud, 1997: Edeb 63). “100 yaşında ölen ve kendisinden 10 yaş büyük olan ablası Esma’nın vefatı da Âişe'nin yaşını ortaya çıkarmıyor mu?” gibi soruları gidin Resulullahı (haşa) sübyancı gösteren bu kaynaklara sorun…

"Ben Resûlullah‘ın (s.a.v.) yanında oyuncak bebeklerle oynardım. Arkadaşlarım bana gelirler fakat Resûlullah‘tan (s.a.v.) utanarak saklanırlardı. Resûlullah (s.a.v.) onları bana gönderir, benimle beraber oynarlardı" (20). Buhari ve hadislere göre Âişe nikaha 6 yaşında ve gerdeğe 9 yaşında girdi. Bu uydurma hadisi kurtarmak için hemen yaşını 20'ye çıkaranlar oldu. O zaman Buhari hadisine göre 20 yaşında mı oyuncaklarıyla oynuyordu? Bırakın rivayeti kurtarma çabalarını, hadise iman etme ortaklığını… Rivayete değil, ayete yani Kuran’a dönün… “Peygamber Âişe ile evlendiği esnada Âişe’nin oyuncak bebekleri yanındaydı” (21). “Ben Rasûlullahın evindeyken oyuncak bebeklerle oynardım. Benimle birlikte oynayan kız arkadaşlarım da vardı. Rasûlullah yanımıza girdiği zaman arkadaşlarım ondan kaçarlardı, o da onları benimle oynasınlar diye tekrar yanıma gönderirdi” (22).

Madem hadise iman ediyorsun şu hadisi ne yapacaksın? “Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi” (23).

Şu hadisi ne yapacaksın? “Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir” (24).

Şu hadisi ne yapacaksın? “Benden Kuran dışında hiçbir şey yazmayın. Kim benden Kuran dışında bir şey yazmışsa imha etsin” (25). Yahut Darimi’nin Es-Sünen’inde şu hadisi ne yapacaksın? “Sahabe Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istediler. Ancak onlara izin verilmedi.”

Bazılarının derdi hadis avukatlığı yapıp Buhari’nin peygamberliğini meşrulaştırmak… Biz onun Resulullahın nikahıyla alakalı olarak bu günlere taşıdığı hadislere itibar etmiyoruz… Beni anlamak istemeyenler yahut yanlış anlayanlar Âişe’nin kaç yaşında olduğunu Buhari’ye söylesinler… Rivayeti taşıtan o. Onun peygamberle evlenirken oyuncaklarını bir kenara bırakıp söyleyen hadisler neyin nesidir? Onun yaşını büyütürken bu hadisleri de görün… Bence daha da batmamak için hadisleri savunmaktan vaz geçin… ve bu gibi çelişkilerden uzak olan Kurana dönün…

Hadislere iman eden Ehli Sünnet Dini mensuplarının hadisleri Kuran’ın bile açıklaması görecek kadar hadislere Kuran’ı mecbur ettiler ve arz ettiler. Uğruna Allah'ın yüce kitabını terk ettikleri, tamamen Kur'an'a aykırı Buhari’nin kusurlu araştırmacılığından bir hadis nakledelim:

“Âişe’den (r.a): Nebi (a.s) beni altı (6) yaşındayken nikahladı, sonra Medine'ye geldik ve Haris b. Hazrec oğullarının yanına indik, bu arada sıtmaya tutuldum, saçlarım döküldü, sonunda (iyi olduktan sonra)saçlarım omuzlarıma kadar gürleşti. Arkadaşlarımla beraber salıncakta oynarken annem Ümmü Ruman bana gelip beni çağırdı, kendisinin yanına geldim, benden ne istediğini bilmiyordum elimden tuttu, evin kapısına gelince beni durdurdu. Bu sırada ben yorgunluktan soluk soluğa kesilmiştim. Nihayet soluğum biraz yatıştı, sonra biraz su alıp yüzüme ve başıma sürdü, arkasından beni eve koydu evde ensar'dan (Medineli) birtakım kadınları gördüm. Kadınlar: ‘Hayıra ve berekete, iyi kısmete düştün’ dediler. Annem beni onlara teslim etti. Kadınlar benim üstümü başımı düzelttiler. Benim için beklenmedik şey Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in) görünmesi oldu. Kadınlar beni ona teslim ettiler. Ben bu sırada 9 yaşında idim.” (26)

Aslında ben böyle bir rivayeti yazmaya Allah Resulü adına çok haya ediyorum. Fakat bu Ehli Sünnet'in zır cahil ahlaksızları, Buhari hakkında, "Buhari Allah'tan gelmiş gibidir..." (F. Gülen), "Buhari çökerse islam çöker..." (İhsan Şenocak), "Buhari gök yerdir, yer göktür, taş sıvıdır, su katıdır, demiş olsa kabul ederim..." (Nurettin Yıldız) gibi sözleri olmasaydı bu utanç verici rivayeti paylaşmazdım. Bunlar ölçüsüzce hadisleri paylaşanlar ve zehir saçanlardır. Daha kötüsü ise Allah Resulünün bu sözleri söylediğine inanan Buhari’nin Kuran, ilim, hikmet, akıl ve tefekkür seviyesinin gıyabında övüldüğü kadar değil yerildiği kadar olduğu apaçık ortadadır.

Şimdi sizi Buhari’nin Kuran’a ve akla uygun olmayan hadislerinden bir kısmıyla baş başa bırakıyoruz:

“Kim her gün sabah aç karnına yedi Acve hurması yerse bugünde kendisine ne zehir ne de sihir zarar verir” (27).

Biriniz bir şey yediğinde elini yalamadan veya yalatmadan silmesin” (28)

“Şüphesiz resim yapanlar kıyamet günü azaba uğrarlar ve kendilerine ‘Yaptığınız resimlere can verin bakalım’ denilir” (29).

“Birinizin içinin irinle dolu olması şiirle dolmasından daha iyidir” (30).

“Allah aksıranı sever, esneyeni sevmez. Esnemek şeytandandır. Biriniz esnediğinde gücü yettiğince geri çevirsin. Çünkü biriniz esnediğinde Şeytan güler” (31).

Muaviye ve Yezit hayranlığı kokan şu hadisler de kapak olsun ve bitirelim:

“Kim emirinden ve idaresinden bir şey beğenmezse sabretsin, şu biline ki kim idareciden bir karış dışarı çıkarsa cahiliye ölümü üzere ölmüş olur” ve “Kim amirinden idarecisinden hoşlanmayacak bir şey görürse sabretsin, şu biline ki kim cemaatten, birliktelikten bir karış ayrılırsa cahiliye ölümünden başka bir şekilde ölmez” (32).

KAYNAKLAR:

16. (İbn Sa‘d, Ebû Abdullah Muhammed b. Saʻd b. Meniʻ el-Kâtib el-Hâşimî el-Basrî el-Bagdâdî (2012). et-Tabakâtü’l-Kübrâ, tah. Muhammed Abdülkâdir Atâ, Lübnan: Dârü’l-Kütübü’l-İlmiyye: VIII, 48; Şâmî, Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. Yûsuf es-Sâlihî (ö. 942/1536), Subulu’l-hudâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-‘ibâd,, 2006: 87).

17. (Zübeyr b. Bekkâr, Ebû Abdullah (1983). El-Müntehab min Kitâbi Ezvâci’n-Nebî, tah. Sekîne Şehâbî, Beyrût: Müessesetü’r-Risâle; Heysemî, 1994: IX, 365; Şâmî, Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. Yûsuf es-Sâlihî (ö. 942/1536), Subulu’l-hudâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-‘ibâd,, 2006: 83; KÖKSAL, M. Asım (1987). İslâm Tarihi, İstanbul: Şamil Yayınevi, VIII, 167).

18. (Ahmed b. Hanbel, Ebû Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî (2006). el-Muhassalu li-Müsnedi’l-İmâmi Ahmed b. Hanbel, der. Abdullah b. İbrahim b. Osman el-Karaʻâvî, Riyâd: Dârü’l-Âsıme, XVI, 194-195; Şâmî, Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. Yûsuf es-Sâlihî (ö. 942/1536), Subulu’l-hudâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-‘ibâd,, 2006: 85-86).

19. (İbn İshâk, Ebû Abdullah Muhammed b. İshâk b. Yesâr b. Hıyâr el-Muttalibî el-Kureşî el-Medenî (1976). Sîretü İbn İshâk el-Müsemmâ bi-Kitâbi’lMübtede’ ve’l-Mebʻas ve’l-Megâzî, tah. Muhammed Hamîdullah, Fas: 239; İbn Sa‘d, et-Tabakât, Kahire: Mektebetü’l-hanci, 1421/ 2001, Ebü’l-Kâsım İbn Asâkir, ez-Zührî (nşr. Şükrullah b. Nimetullah Kucânî, Beyrut: Müessesetü’r-risale, 1402/1982), 2012 tarihli neşri: VIII, 51, 53; Buhârî, 2011: Menâkıbü’l-Ensâr 44; Nikâh 9; Ta’bîr 21; Müslim, 2010: Fezâilü’s-Sahâbe 79; İbnü’l-Cevzî, Ebü’l-Ferec Cemâleddîn Abdurrahman b. Ali b. Muhammed el-Bagdâdî (1985). Sıfatü’s-Safve, tahr. Mahmûd Fâhûrî, tah. Muhammed Revvâs Kalʻacî, Beyrût: Dârü’l-Maʻrife: II, 16; İbnü’l-Esîr, Ebü’l-Hasen İzzeddîn Ali b. Muhammed b. Muhammed eş-Şeybânî el-Cezerî (ts). Üsdü’l-Gâbe fî Maʻrifeti’s-Sahâbe, tah. Ali Muhammed Müʻavviz-Âdil Ahmed Abdilmevcûd, Beyrût: Dârü’l-Kütübü’l-İlmiyye, ts: VII, 186; Zehebî, 1985: II, 140; Şâmî, Muhammed b. Yûsuf b. Alî b. Yûsuf es-Sâlihî (ö. 942/1536), Subulu’l-hudâ ve’r-reşâd fî sîreti hayri’l-‘ibâd,, 2006: 80).

20. (Buhâri, Edeb, 81; Müslim, Fedailu‘s-Sahabe, 81; Ibn Mâce, Nikah, 50).

21. (Müslim, 2010: Nikâh 71).

22. (Ahmed b. Hanbel, 2006: XVIII, 267-268; Buhârî, 2011: Edeb 81; Müslim, 2010).

23. (Tirmizi, K. İlm 11).

24. (Ebu Davud K Etime 39; Tırmizi K Libas 6; İbni Mace K Etime 60; El- Müracaat sayfa 20).

25. (Müslim, Sahihi Müslim, Kitab-ı Zühd; Hanbel, Müsned, 3/12, 21, 33).

26. (Muhtasar Tecrid-i Sarih-Çeviri, Tahric ve Notlar- 2. cilt Yeni Şafak Gazetesi’nin kültür armağanı, Hüner yayınları, Hadis no: 1588 sayfa 555 ulus Ankara -yayımlayan Hüner Yayınları, Konya tel: 2226 seçilmiş hadis ve açıklaması. Nisan 2004).

27. (Buhari- Hadis, 1902- S, 693).

28. (Buhari- Hadis no, 1903- S, 694).

29. (Buhârî, “Libâs”, 92; Hadis no- 2002- S, 723).

30. (Buhari- Hadis no- 2045, S- 732).

31. (Buhari- Hadis no, 2053- S, 734).

32. (Buhari- Hadis no- 2184, S, 777 Hüner Yayınları, Yeni Şafak Gazetesi’nin kültür armağanı Nisan 2004).


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HOCAM AHMET BAYDAR’DAN TUTTUĞUM NOTLAR (3) Genel 22.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (27) Genel 20.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (26) Genel 19.11.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (25) Genel 18.11.2020
MÜSLÜMANIN EFENDİSİ OLUR MU? (3) Genel 08.11.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
ODAK TEK EĞİTİM MODELİ Genel 28.11.2020
El-Cezeri ve Cizreli Mehmet(imiz) Genel 22.11.2020
İslamın gerçek bir yol olmadığını düşünenler.. Genel 22.11.2020
TEKNOLOJİK GELİŞMELER-2 Genel 27.10.2020
Teknik Düşünceler 16- Lütfen Kartınızı Alınız Genel 26.10.2020