İnsan ve Toplum

Her birey kendi içinde doğduğu toplumun temel özelliklerini alarak kimliğini oluşturmaya başlar. Oluşum aşamasında çeşitli evrelerden geçer. Geçirdiği her evre kendi tercih ve karar mekanizmalarına göre değişir ve sonucunda o yöne doğru evrilir.

İnsan, içinde doğup büyüdüğü toplumun öz evladıdır. Toplumlar, evlatlarını kendi gibi yetiştirmeye memurdurlar. Bu onların  kendilerine biçtiği görevdir.

Kendimizi tanımıyoruz.
*
Her insanın hayata karşı ilk bakış açısı, içinde bulunduğu "toplum" minvalindedir. Bize ne öğretildiyse papağan gibi onu tekrarlarız.Gerçekten bize öğretilen gibi düşünmeye mecbur muyuz  ?
Bunu sorgulamak için ne istediğimizi, ne düşündüğümüzü bilmemiz gerekiyor. Yani kendimizi tanımamız gerekiyor.
Sahi kendimizi ne kadar tanıyoruz ?
Biz kimiz ?
Neyi , hangi temelde düşünüyoruz ?
Çok eksiğimiz olduğu açık.

Hayatta bir sözümüz olmasını istiyorsak, işe kendimizi tanıyarak başlamalıyız.
Yoksa başkasının sözlerini kendi sözümüz gibi söylemeye devam edeceğiz

"Tecessüs" , "Diyalektik" , "Tefekkür"
*
Canlılar, doğumlarından itibaren ilahi kudretin izin verdiği sürece öğrenmeye ,gelişmeye ihtiyaç duyarlar.
Hiçbirimizin çocuk yaşlardaki bilgisi ile şimdiki bilgisi aynı değildir. 
Çoğu insan öğrenmeye ,gelişmeye belli yaştan sonra ihtiyaç olmadığı kanaatini taşıyor. Âleme kendi sözümüzü söylemeyi düşünmüyoruz, hazırcılık ve toplum psikolojisini esas alarak yaşamayı tercih ediyoruz.
Bu zincirleri kırmak üç esasa dayanır ;

1.Bitmek bilmeyen öğrenme içgüdümüzün ruhumuzun parçası haline gelmesi.

Aşkla ,şevkle bu meşaleyi yakıp, içimizdeki karanlıkları aydınlatıcı bu dürtüyü  hep diri tutmalıyız. 

Bunun adı: Tecessüs ( Öğrenme merakı)

2. Yeni şeyler öğrendiğimiz zaman geliştiğimiz , olgunlaştığımız , entellektüel bir insan olduğumuz hissine kapılırız. Hâlbuki bilmediğimizi bilmemiz zaman alacaktır.
Birşeyi öğrenmek önemli olduğu kadar , onu nasıl öğrendiğimiz de çok önemlidir. Basmakalıp cümlelerle slogan haline gelen fikirleri ezberleyip öğrenmek , "öğrenmek" anlamına gelmez. O fikrin muhtevasını kavrayıcı derin bir tahkik-i anlama gerekir. 
Bunun adı: Diyalektik ( Araştırarak ve temellendirerek öğrenme)

3.Beynimize doldurduğumuz fikir yumaklarının anlama kavuşmasını sağlamalıyız. Ruhaniyetimizle, cismaniyetimizin tek vücutta birleştiği, ilahi bir kudretin tecelli ettiği kendimizi anlamak için tek çıkar yol vardır
Bunun adı : Tefekkür ( ilahi düşünüş)

İşin özü odur ki ;
Toplum-İnsan perspektifinden baktığımızda,  kendimizi hakiki bir şekilde konumlandırmamız, aşılmayan deryalara kulaç atmaktan vazgeçmememiz,  tek başımıza kalsak dahi o kutlu arayışımıza sağlam temellerle yol almamız çok önemlidir.

Aşıklar sultanı Yunus Emre'nin şu sözleriyle yazımızı tamama erdirelim.

İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsin ,ya nice okumaktır.

 

İbrahim Demirli

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
12 Eylül ve Dahası Politika 12.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Toplumsal Bozulma -2 Sosyal 17.10.2020
Yalan Haber Sosyal 13.10.2020
Toplumsal Bozulma Sosyal 06.10.2020
Zorla Benimsetmek Sosyal 02.10.2020
Sürü Toplumlar -3 Sosyal 13.09.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.