12 Eylül ve Dahası

Ülkemiz 1960'dan bu yana her 10 senede bir ayaklarına pranga vurularak darağacına gönderildi. 

12 eylül 1980 askeri darbesi de bunun en kanlı örneklerinden biri olarak tarihe geçti. Sağ-Sol çatışmalarının zirve noktasına çıktığı sıralarda askeri güç,  yönetime el koydu. Haksızlıklar , adaletsizlikler ve darağacına çekilen onlarca masum insan... hepsini birlikte yaşadık.

Neden 10 senede bir "darbe" ile boğuşuyoruz ?

Bu sorunun yanıtına çok farklı cevaplar verilebilir. Genel çerçevede inceleyecek olursak darbeye yakıt pompalayan bir sistemin içinde yaşıyoruz. Bu toprakların mayasına ,kimliğine ve dinamiklerine uygun altyapısal düzenleme yapılması şart. Italya'dan "Ceza Yasası" aldık. Fransadan "İdare Hukuku" ilkeleri aldık. İsviçre'den "Medeni Hukuk"u aldık. Almanya'dan "Ceza Yargılaması Hukuk"u aldık.  Organları yapay olan bir insan nasıl yaşarsa o şekilde yaşıyoruz ve belli süre geçtikten sonra müdahaleye maruz kalıyoruz.

Darbenin bizden götürdükleri...

Her darbe ekonomiye ,sosyal tramvaya ve yapılacak sanayi , teknolojik ve toplumsal  atılımlara olumsuz etki eder. Kısaca ; Darbenin kazanımı olmaz , kaybıysa en az 20 sene geriye gitmek olur.  Her 10 senede bir askeri ve sivil darbelerle boğuştuğumuzu düşünürsek hâlâ nefes alıyor olmamız güçlü ve köklü bir "Devlet" yapımızın varolmasından ötürüdür.

Bugüne kadar gerçekleşen tüm darbelerde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Allah birdaha bu acıları bize yaşatmasın.

Geldiğimiz nokta...

15 temmuz hain darbe girişiminden bu yana darbelere karşı,  askerî yapımızı Devlet kontrolüne aldığımızı söyleyebilirim. Artık askeri bir darbenin önü büyük oranda tıkandı. Devletimizin en güçlü yanlarından biri olan askeri birliğimiz bütün gücünü sadece kendi işine konsantre olarak ülkemizi içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelere karşı korumakla mükellef vaziyette.  Bugün bunu "Mavi Vatan" da "Suriye" sınırımızda ve içerdeki hain teröristlerin ne kadar zaafa uğratıldığını görerek şahit oluyoruz. Allah onlardan razı olsun.

Eksiklerimiz...

Darbenin her türlüsüne karşı olduğumuzu söyledik. Askeri vesayeti kontol altına almakla iş bitiyor mu ? Hayır. Birde bunun sivil tarafı var . Sivil darbelerin önüne geçmek için içerde tefrikaya düşmeye çok müsait bir ülkeyiz. Hangi görüşten olursak olalım , önemli olan "Devlet ebed müddet" anlayışı içinde olmamız gerektiği gerçeğini anlamamız gerekiyor. Bu ülke hepimizin. Geldiğimiz nokta ne yazık ki pek iç açıcı değil,  dış politikada bir o kadar iyi durumdaysak iç politikada bir o kadar kötü durumdayız. Ekonomi, eğitim ve sosyal anlamda çok fazla defolara sahibiz. Halk, siyaseten çok fazla keskin kutuplara sahip buda insanları en ufak bir kıvılcımdan büyük yangınlara götürmeye çok müsait . Ülkenin birliğini ve dirliğini sağlamak en başta başımızdakilerin birleştirici üslubuna muhtaç. Bundan çok çok uzağız. Sadece oy almak için insanları kutuplaştırmak yarın birgün insanların sokaklara dökülmesine yol açar. Bunun önüne geçilmeli. Ayrıştırıcı değil birleştirici üslupla yönetilmemiz çok önemli. Ayrıca dikkat edecegimiz bir diğer husus ,devlet içinde liyakatsiz bir yapılaşmanın olmaması , liyakat sahibi insanların gerekli denetimden geçerek o mevkilere gelmesi , en yakın tarihteki FETÖ gerçeğini unutmamak gerek. Makine gibi işleyen "Liyakat" düzenini tesis etmemiz gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarının, tarikat, cemaat veya dernek ne derseniz diyin bunların yasal alana çekilip "Devlet"in kontrolüne alınması gerekiyor. Çok fazla iç yapımızı bozacak sahte ve ici çürük yapı faaliyet gösteriyor.Nitekim Osmanlı'da bunları denetleyen bir mekanizma mevcuttu. Bunun örneği alınabilir.

Bu ülkenin kıymetini bilelim.

Yaklaşık bin yıldır hüküm sürdüğümüz bu topraklarda,  geçmişten bu yana devletler yıkıp devletler kurduk. Beraber yaşama pratiğini tecrübe eden dünyadaki belki en iyi ülkeyiz. Bizi birbirimize kırdırmak isteyenlere , fitne çıkarıp kardeşi kardeşi düşman edenlere karşı uyanık ve tetikte olmalıyız. Fikirlerimiz , hayata bakış açımız farklı olsa da ortak olan birşey var ki  bu da "Vatansever" olmamız. Bu ülkenin kıymet-i harbiyesini bilerek yaşayacağımız,  her darbenin karşısında dimdik duracağımız nice günlere...

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İnsan ve Toplum Sosyal 19.09.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yok Edilme Planı Politika 26.09.2020
Siyaset ve Güvensizlik Oyunu Politika 24.09.2020
Bölünmüş Çember Politika 16.09.2020
En Önemli En Sinsi Senaryo Politika 14.09.2020
Lekelemek ve Gözden Düşürümek Politika 10.09.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.