DİLİPAK, AKPARTİ VE KADEM.

Abdurrahman Dilipak’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili 27.07.2020 günü Yeni Akit Gazetesinde yayınlanan “AKP’nin papatyaları” adlı yazısı Akparti içindeki “AKPARTİLİ’LER” ve “AKPli’ler” arasındaki çekişmeyi de gün yüzüne çıkardı.

Bu yazı ile Akparti içinde yıllarını “DAVA” şuuruyla geçiren fakat İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı olarak çıkartılan 6284 sayılı yasalar gibi İslam’a aykırı maddelere karşı çıkanların sesi olmuştu DİLİPAK.

 

Akparti içinde İstanbul Sözleşmesine ve 6284 sayılı yasalara karşı çıkanlar olduğu gibi destekleyenler de vardı. Başta KADEM Ankara İl Kurucu Başkanlığı yapmış daha sonra Akparti Kadın Kolları Başkanlığına getirilmiş olan Lütfiye Selva ÇAM olmak üzere 81 il Kadın Kolları Başkanlığı Dilipak’a dava açtılar. Sadece Niğde Kadın Kolları buna karşı çıkıp Dilipak’a Dava açmamayı tercih etti.

Akparti Kadın Kollarının DİLİPAK’ı hedef tahtasına koyması ve Dava açmasından sonra gelenekçi İslamcı kesim gözlerini Erdoğan’a çevirdi.

İslami gelenekten gelen Recep Tayyip ERDOĞAN’ın Abdurrahman DİLİPAK gibi bir ismin mahkemeye verilmesine karşı çıkacağı düşünülüyordu.

Oysa tam tersi oldu.

Yaşananların Erdoğan’dan habersiz olduğuna inanmak isteyenlerin son umudunu kıran yine ERDOĞAN’ın açıklaması olmuştu.

Son açıklaması da göstermişti ki yaşananların tümü Erdoğan’In bilgisi dahilinde yaşanmıştı.

 

Erdoğan, “AK Parti’nin papatyaları gibi yakıştırmalarla, yeşil sermaye gibi yaklaşımlarla ben ağzıma almaktan edep ediyorum, küfri bir ifadeyi kullanmak suretiyle bu tür yakıştırmaların içine giren köşe yazarlarını, tüm AK Parti kadın kolları adına ve tüm kadınlar adına kınıyorum” diyerek tavrını KADEM’ci kadınlardan yana koydu ve İslami gelenekten gelen Abdurrahman DİLİPAK’ı ağır bir dil ile eleştirdi.

Erdoğan’ın Dilipak’ı bir kalemde harcamasından sonra ise enteresan gelişmeler yaşanmaya başladı.

Partisini DİN haline getirenlerin Bir tek merkezden emir almışlar gibi DİLİPAK’a saldırıları ibretamiz bir hal almaya başladı.

Daha düne kadar yere göğe sığdıramadıkları adamın ne CİA ajanlığı kaldı ne de Fetöcülüğü.

 

Hakaretler, İftiralar, Yalanlar, Algı Operasyonları havada uçuşmaya başladı.

Yıllarını İslama ve hasseten de Müslüman parti olarak gördüğü Akparti’nin başarısına adamış bir kalemin bu şekilde bir itibar suikastına uğraması oldukça düşündürücüydü.

“Akparti’nin Papatyaları” yazısı ve sonrasında yaşananlar tam bir turnusol kağıdı görevi görmüştü.

Allah’a ve hesap gününe inandıklarını söyleyen, İslam’a iman etmiş olmaları gereken insanların çok az bir kısmı hariç, ciddi bir kesimi bir anda partilerinin çıkarlarını Allah’ın Ayetlerinden daha üstün görmeye başlamış ve Ahiret’te Rab’lerine verecekleri hesap yerine partisel çıkarlarının gereğini yerine getirerek koro halinde Abdurrahman DİLİPAK’a iftiralar yağdırmaya başlamıştı.

“Zulüm (Haksızlık) karşısında SUSAN DİLSİZ ŞEYTAN’dır” emri yerine partisinin (mealen) “Abdurahman DİLİPAK’a saldırın, onu itibarsızlaştırın” emrini yerine getirenleri ise Ahirette çok çetin bir azap bekliyor.

 

Abdurrahman DİLİPAK’a Utanmadan, Arlanmadan sırf liderleri böyle istedi diye İFTİRALAR atanların Ahireti unutmamalarını tavsiye ederim.

Elbette ki, bu yazıdaki muhatabım AHİRETE ve Hesap GÜNÜNE İNANDIĞINI iddia eden Müslümanlardır. Yoksa İslam’a ve Kuran’a inanmayıp veya İslam ve Kuran yerine Feminizm veya herhangi bir beşeri ideolojiyi her şeyin üstünde görenler değildir.

Olayın bağlamından çıkarılması, DİLİPAK’ın lanetlik LGBT’liler ile ilgili yazısının unutturulması ve sadece tek bir kelimeye odaklanılması yanlıştır.

Yazısından da gördüğümüz gibi DİLİPAK yazısında İstanbul Sözleşmesinin ve buna bağlı olarak çıkartılan 6284 sayılı yasanın ülkemizde Aile mefhumuna verdiği zararları ve bu Sözleşmeyi savunanların çok satan gazetelere reklamlar vermek gibi ciddi gayretlerine karşılık İslami Kesimin çok cılız kalan çabalarını eleştiriyor ve Müslümanları İstanbul Sözleşmesi ve zararlarına karşı çok daha ciddi tepkiler vermeye davet ediyordu.

LGBT gibi Allah’ın lanetlediği kesimler yerine Akparti’nin Kadın Kollarının bunu üstüne alması ve daha önce örneği hiçbir zaman görülmemiş bir şekilde 81 il Kadın Kolları olarak dava açacaklarını açıklamaları oldukça ilginçti.

Demek ki Allah’ın Ayetlerine aykırı olan Feminizm ve benzeri tüm beşeri ideolojilere mensup olanlar İslami Hareketlerin göz bebeği kurumlara çoktan sızmışlar ve tarlamızı fena halde sürmüşlerdi…

İslami STK’ların üstün gayretleriyle, dişleriyle kazıyarak, çileler ve özverilerle iktidara getirdikleri Akparti’yi KADEM (Kadın ve Demokrasi) gibi Derneklerin babalarının çiftliğiymiş gibi kendi ideolojileri doğrultusunda kullanmaları fazla uzun süremez.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
PETROLE SEVİNMEK Politika 24.08.2020
“KARDEŞLİK” BÖYLEMİ SAĞLANACAK? Sosyal 17.08.2020
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
İnsan ve Toplum Sosyal 19.09.2020
Sürü Toplumlar -3 Sosyal 13.09.2020
Yandaşlık Sosyal 11.09.2020
Sürü Toplumlar -2 Sosyal 09.09.2020
Sürü Toplumlar -1 Sosyal 04.09.2020