MASKE DEĞİL DEZENFEKTAN ÖNEMLİ KURAMIM

Bu yazı, adından anlaşılacağı gibi sav değil kuram.

Galile dünyanın yuvarlak ve dönmekte olduğunu gözleri ile görüp ileri sürmedi; mantıkla ileri sürdü. Einstein Görelik/İzafiyet kuramı'nı evreni gözleri ile inceleyip ileri sürmedi, mantık ile sürdü. Çağımızda üniversitelerin temel sorunu mantık öğretmemelidir, yalnızca bilgi ezberletmeleridir ve deneycilikle sınırlı olmalarıdır; bu nedenle ki 200 üniversite olan ülkemizde iki tane alim, alime yok. Bu durum yalnızca Türkiye'de değil tüm dünyada böyle; bu nedenle ki Dünya sağlık örgütü'nün tıp akademisyenleri de, Türkiye'deki Bilim kurulu akademisyenleri de koronaya karşı beceriksizlik, başarısızlık, yanlışlar içinde oldular salgının başlangıçında(başlangıcında), örnek ki korona virüsünün havada kalamayacağını, koronanın havadan yayılmadığını, yalnızca korona hastası olanların maske takmalarının yeterli olacağını, kedi ve köpek gibi ev ve sokak hayvanılarından korona bulaşmayacağını fslan söylediler oysa ben tersini söyledim hep, ve ben haklı çıktım, tıp fakültesi okumamış olmama karşın çünkü ben de üniversiteyi 'Bir işe gireyim de para kazanayım da keyifime bakayım da' kafası ile değil, Galile'deki, Einstein'daki mantık ile okudum yani 'Üniversite demek özel sektör hizmet etmek değil, bilime ve insanlığa hizmet etmektir; ve bilim demek deneycilik demek değil kuramcı(teorisyen) olmaktır' mantığı ile ki ekonomi biliminin deney yapmak olanağı olmadığı için ve hayatta önce felsefeye ve insanlığa hizmete önem verdiğim için, deneycilik yani algıcılık yerine kuramcılığa yöneldim.

Savım ki çağımızda, dünyanın tüm ülkeleri kıytırık üniversiteler çünkü kuramcılık, mantık, ahlakçılık, nefssizlik, inziva, ve evrensellik yani alimlik, alimelik öğretmiyorlar, ve öğrencilerine amaç olarak yalnızca, özellikle de iyi bir kapitalist şirketinde işe girip keyifine bakmak öğretiliyor. Televizyonda ve internette üniversite tanıtımlarını(reklamlarını) görmektesiniz işte; kimisi karate, kimisi rap müzikle, kimisi pop müzik, kimisi mini etekli kızlarla, kimisi güzel kızlarla, kimisi moda ile, tanıtım yapıyor; hiçbir üniversitenin tanıtımında 'Sizi alim yapacağız, alime yapacağız, düşünür(filozof) yapacağız, bilge yapacağız, mucit yapacağız' sözler yok yani iş ticarete dökülmüş; sonra da, milyonlarca üniversite mezunu olan Türkiye'de iki tane alim, alime yok. Bu nedenle ki; epeyidir yiyecek, içecek, 'Onu ye, bunu yeme' dünyasına dalmış tıp akademisyenleri korona karşısında şaşırdılar.

Kuramlarından biri de şu olacak: 'Maske değil, dezenfektan önemli' yani maskenin dezenfektanlı olması önemli. Bunu şunun için söylüyorum: Bence hem gerçek böyle, hem de medyada 'Maske taktım hep ancak yine de koronaya yakalandım' diyenleri, ve 'Maske şu kadar saatte bir değiştirilmeli' diyenleri, hem de 'Pamuklu maskede korona virüsü tutunamıyor' diyenleri görmekteyim. Bunları söyleyenlerin içlerinde açık ki tıpçılar da var.

Herşeyden önce şunu anlamalı: Bir maske ne denli koruyucu olursa olsun, takan kişi öksürdüğünde ya da hapşurduğunda(hapşırdığında) maskenin dış yüzeyindeki virüsler çevreye yayılabilirler yani virüsleri etkisizleştirmek de gerekli yani maskenin yalnızca takanları korumaması gerekir, çevreyi de koruması gerekir yani önce mantık, bilimden önce bile mantık, yani mantık yoksa bilim de kısır olur, örnek ki Hitler'in de bilimcileri, akademisyenleri, tıpçıları vardı ancak özelde ahlakları, genelde ise mantıkları yoktu çünkü ahlak da, mantık da insanlık, vicdan, merhamet gerektirir yani ahlaksız, vicdansız bilim doğru bilim değildir, ahlaksız/vicdansız mantık da doğru mantık değildir, bu nedenle ki mafyada  bile mantık var da doğru mantık yok çünkü ahlak, vicdan, insanlık dışlanmış; bu nedenle ki girmek istediğiniz üniversiteye önce şunu sorun: 'Burada ahlak var mı?'; bu nedenle ki Muhammed de, Atatürk de 'Önce bilim(ilim) ve ahlak' dedi yani bilim var ancak ahlak yoksa salla ki ahlak da önce ahlaka uygun giyimle başlar yani ahlaka aykırı giyimin serbest olduğu üniversitede bilim eksik bir bilim demektir, kapitalist kafası var demektir, siyaset kafası var demektir, Hitler kafası var, porno kafası var demektir yani bir üniversiteye internetteki tanıtımlarından, sitelerinden bakın, 'Alimhane kafası mı var yoksa pavyon kafası, havası mı?'. Üniversite okumak önemli değil; alim, alime olmak önemli; alim, alime yetiştirmeyen üniversite, üniversite değil demektir, işini doğru yapmıyor demektir. Türkiye'nin de, insanlığın da üniversite mezunu akıldışı-ahlakdışı ünlülere değil, alimlere ve alimelere gereksinimi var.

Kuramım ki maske değil dezenfektan önemli yani dezenfektanı önemli, bu nedenle ki eğer ortamın havası ya da dünyanın havası korona virüsülerini 1 salisede dezenfekte eden bir dezenfektanla dezenfekte edilebilseydi maske takmaya da gerek kalmazdı. Yani maske değil dezenfektanı önemli yani maskede dezenfektan yoksa maskeye güvenilemez yani maskenin yalnızca koruması değil, virüsleri etkisizleştirmesi de gerekir. Peki satılmakta olan maskelerde dezenfektan var mı, varsa son kullanım tarihileri geçmemiş mi? 

Bu nedenle kuramım ki maskeler kullanılmadan önce tuzlu suya yatırılıp sıkılmadan kurutulmalı ya da iki yüzlerine de tuzlu su püskürtülmeli, ve öyle kullanılmalı, bu nedenle de yüze takılı maskeleri, yüzden çıkarmadan, dışlarına arasıra tuzlu su püskürtüp dezenfekte etmek yararlı olur. Ve yine kuramım ki kullanılmış maskeleri yıkamak ya da çöpe atmak yerine 1 Lt suya 1 fincan çamaşır suyu katkılı suda yarım saat tutup, sonra da sıkıp kurutmak hem maskeleri yıkayıp eskitmekten, hem de maske israfını önleyebilir. Kuşkusuz ki bunları Galile gibi, Einstein gibi, mantık ile söylüyorum, yani akademisyenler gerekli deneyleri yapıp, konuyu araştırmalılar, ben aylardır aynı maske ile marketlere de, pekçok kez hastahaneye gidipgeldim(gidip geldim), hastahanede her gidişimde saatlerce bekledim, yani kendi üzerimde denedim ve sağlığıma hiçbirşey olmadı, ancak bilinmeli ki bilim önce deneyle değil kuram(teori) ile başlar, bu nedenle ki genelde eğitim, özelde ise üniversite kuramcılık üzerine kurulu olmalıdır, yöntem açısından.

Üniversiteler bilimci, akademisyen, mucit yetiştirebilirler, öyle ki bunların hem fahişelik yapan hem de bilimcilik, akademisyenlik, mucitlik yapan türlerini de yetiştirebilirler ancak ahlak, nefssizlik ve inziva öğretmiyorlarsa alim, alime yetiştiremezler; bu nedenle ki Abd'de bilimci, akademisyen, mucit çok ancak tek bir alim, alime bile yok ki Abd'nin çöküşünün bir nedeni de bu olacaktır çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, akıl-ruh sağlığının, insan olmanın, evrenin en üst nitel aşamasıdır.

Eğitimde ezberciliğe; ahlakı dışlamaya; akıldışı-ahlakdışı modayı; akıldışı-ahlakdışı ünlülere hayranlığa, özel sektöre kapak atmak düşüne hayır; alimliğe, alimeliğe, kuramcılığa, evrenselliğe evet. Eğitim özel sektör yani kapitalist işi değil devlet işidir ancak devlet de siyasi ve ticari değil bilimci, ahlakçı, toplumcu, insancı ve evrensel olmalıdır yani siyasetle değil bilim ve ahlak ile yönetilen ülke gerekli yoksa siyaset demek de özel sektör demek zaten.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge


İnternette yayınlandığı zaman: 9.8.20/06.23