HAYVAN HAKLARI ÜZERİNDEN TÜRKİYE'YE SALDIRI DURUMU

Akıldışı, ahlakdışı, barbar, insanlıkdışı, hazcı, küresel ve derin bir merkez dünyaya ve insanlığa akıldışılık, ahlakdışılık, barbarlık, mantıksızlık, ilkellik, hazcılık, şiddet pompalamakta. Bunun için de akıldışı-ahlakdışı moda türü, akıldışı-ahlakdışı ünlü türü, akıldışı-ahlakdışı medya türü, akıldışı-ahlakdışı bilgisayar oyunu türü, akıldışı-ahlakdışı festival türü, akıldışı-ahlakdışı eğlence türü, akıldışı-ahlakdışı işyeri türü, akıldışı-ahlakdışı sosyal medya türü, eşcinsellik, kadın hakları, insan hakları, sivil toplum örgütü, astroloji, medyumluk, falcılık, doğa sevgisi, ve çevrecilik gibi araçları kullanmakta.

Bu araçlardan biri de hayvanseverlik.

O merkez hayvanseverlik, hayvan sevgisi, hayvanları korumak adı altında dünyaya ve insanlığa ahlakdışılığın öncellerinden, koşullarından(şartlarından) olan 'akıldışılık'ı yaymaya çalışmakta. Yani o merkez önce 'Doğa sevgisi, doğayı korumak, çevreyi korumak, hayvanları korumak, kadın hakları, eşcinsel hakları' gibi adlar altında kendini masum, tehlikesiz, zararsız, yararlı, olumlu, mantıklı gösterip arkasından da, zinanın, fuhuşun, pornonun, ensestliğin, çıplaklığın, uyuşturucunun serbest olduğu Abd'deki gibi, ne kadar ahlakdışılık varsa öteki tüm ülkelere pompalayacaktır; yani kullanılan taktik 'Önce kendini sevdir, sonra da istediğin herşeyi yaptır' taktiğidir yani 'Tıruva(Truva) atı' taktiği.

'Hayvan hakları' adı altında, diye istedikleri neler neler? Örnek ki 'Hayvanlara karşı işlenilen suçların insana karşı işlenmiş gibi sayılması, hayvanlara karşı işlenilen suçlara hapis cezası verilmesi ve bu cezanın paraya çevrilememesi' ancak ilginç ki bir konutta 3'ten çok hayvan beslenmesinin yasaklanmasına karşılar yani düşünün ki illerde(şehirlerde) koca koca köpekler rahatça dolabilecekler, konutlarda koca koca 10-20 köpek rahatça yaşayabilecek, onlarca kedi beslenilebilecek; hayvanların kıllarının, tüylerinin, ve ses gürültüsülerinin(gürültülerinin) insan sağlığına ve toplum sağlığına zararları yani insan sağlığı ise dışlanmakta.

'Hayvan hakları' deniliyor; 'hak' verilmez alınır, peki hangi hayvan 'hak' elde etmek için istekte, savaşımda bulunmuş? Yani hayvanlara verilebilen şey 'hak' değildir; 'hayvanlara insanca davranmak sorumluluğu'dur yani 'insan'a ait bir görevdir, sorumluluktur, haktır. Görülmekte ki Hayvancılık'ın arkasında da Feministlik'in arkasındaki gibi mantıksızlık var oysa doğru hukuk, doğru adalet, doğru yargı, doğru akıl-ruh sağlığı 'Önce mantık' demektir.

Yani önce ülkelerin siyasetçilerini yani ülkeleri yönetenleri 'Moda, sanat, ünlü, turizım, medya, reklam, astroloji, doğa sevgisi, çevreyi korumak, hayvanları korumak, sivil toplum örgütü' gibi masum görünen ya da masum gösterilen şeylerle avuça(avuca)almak; sonra da porno serbestliği, çıplaklık serbestliği, ve ensestlik serbestliği dahil ne kadar akıldışı, ahlakdışı, insanlıkdışı şey varsa getirmek ya da getirtmek taktiği, durumu, amaçı.

Hayvan hakları savunması dünyasına bakın; hiç ahlakı savunan var mı? Hayvan hakları savunanlar sigara, içki içmiyorlar mı; bikini, mayo, mini şort, mini etek, tayt pantolon gibi ahlaka aykırı şeyleri giymiyorlar mı; eşcinselliğe, zinaya, fuhuşa, pornoya karşılar mı? Oysa, Muhammed de, Atatürk de 'Önce ahlak' da dedi.

Gerçek ki hayvanların değil; insanların, Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi 'Önce bilim ve ahlak' devletine, ülkesine, vatanına, hukukuna gereksinimi var çünkü 'Bilimsel ve ahlaklı' insanlar hayvanlara da insanca davranırlar. Öyle ise hayvan savunucusuları da, doğa savunucusuları da, çevre savunucusuları da Muhammed, ve Atatürk gibi neden 'Önce bilim ve ahlak' da demiyorlar? Diyemezler çünkü asıl amaçları gerçekte doğayı, çevreyi, hayvanları, dünyayı, insanlığı korumak değil.

Küresel korona salgınının arkasında bir devlet arayanlar neden acaba doğa, çevre, hayvan savunusu; ve akıldışı-ahlakdışı moda, akıldışı-ahlakdışı ünlü, akıldışı-ahlakdışı medya gibi akıldışı-ahlakdışı öteki şeylerin arkasında da bir 'devlet'i aramıyorlar?

Açık ki hayvanlara karşı vicdansızlık, merhametsizlik hapishane değil bilimsel ve ahlakçı eğitim, akıl-ruh sağlığı, ve akıl-ruh hastahanesi gerektirir.

Açık ki doğa, çevre, hayvanlar bahane; akıldışı-ahlakdışı amaç şahane durumu olmalı durumda.

En büyük vicdan da, merhamet de, medenilik de, zeka da ahlaktır çünkü ahlak zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, medeniliğin, insanlığın, evrenin, evrimin soyut nitel tek zirvesidir. Peki hani nerede 'ahlak'ı savunanlar, isteyenler? Ortalıkta elde sigara, içki; bikini, mayo diye sütyen-külot dolaşıp topluma yanlış, zararlı, ve kötü örnek ol; sonra da 'doğaya, çevreye, hayvana saygı' de, çok mantıksız bir durum oysa insanlığın saygı göstermesi gereken ilk şey ahlaktır, yani hem 'Önce ahlaka saygı', hem de 'Ahlaka saygı olursa herşey de insanca olur' yani 'tavşan kaç, tilki tut' durumu olmaz; ahlaklı insan hayvanlara da zarar vermez zaten. Açık ki bu durumda 'Doğa, çevre, hayvan sevgisi' gibi şeyler akıldışı-ahlakdışı bir dünyanın ya kendini tatmin durumu ya da Türkiye'ye karşı ajanlık durumu olmakta.

Gerçek ki hayvanlara kasıtlı olarak eziyet, işkence etmenin; Atatürk heykelileri'ne(heykellerine) zarar vermekten de, Atatürk'e hakaret etmekten de farkı yoktur, yani yeri akıl-ruh hastahanesidir, başka yer değil.

Peki, hayvanlara eziyet edilmesine karşı çıkan dünya; neden acaba, öz bebek kardeşlerini, ve öz çocuk kardeşlerini bile öldürtmekten çekinmemiş Osmanlı sultanılarının(sultanlarının) baştaçı edilmesine karşı çıkmıyor? Çünkü amaç gerçekte hayvan sevgisi, hayvanları korumak falan değil.

Türk de, dinli de hayvanlara eziyet etmez; demek ki bunun nedeni başka yerlerde aranılmalıdır.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 13.2.21/11.48