ANDIMIZ'I KALDIRIP 2021 YILINI İSTİKLAL MARŞI VE MEHMET AKİF ERSOY YILI İLAN ETMEK DURUMU

Önce mantık.

Dinin, Dini tanımlayan Din hadisileri'nin de dediği gibi 'Bilim, ahlak, vicdan, merhamet, adillik, dürüstlük, güvenilirlik, tarafsızlık, sakinlik, medenilik, israfsızlık, nefssizlik, ve inziva' demek olduğunu bilmeyenler dini; ahlakın zekanın, akılın, mantığın, beyinin, ruhun, akıl-ruh sağlığının, özgürlüğün, demokrasinin, laikliğin, medeniliğin, insanlığın, evrimin, evrenin soyut nitel zirvesi olduğunu bilmeyenler ahlakı; Atatürk'ün, demokrasinin, laikliğin ve özgürlüğün 'Önce bilim ve ahlak' demek olduğunu bilmeyenler demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü; siyasetin ve özel sektörün mantıksızlık ve tutarsızlık dolu hükümdarlık arzusu olduğunu bilmeyenler de siyaseti ve özel sektörü anlayamazlar. Bu durumda olanlar açık ki demokrasiye ve laikliğe aykırılığın dine de aykırılık demek olduğunu da anlayamazlar.

Türkiye'de; okullarda Andımız'ın okunması kaldırıldı; Devlet Nişanı, Cumhuriyet Nişanı, Liyakat Nişanı'nda bulunan Atatürk kabartması kaldırıldı ancak 2021 yılını İstiklal marşı, ve Mehmet Akif Ersoy yılı ilan edildi ki daha önce de pekçok kamu kurumundan ve kuruluşundan 'Türkiye Cumhuriyeti' demek olan 'TC' kaldırılmıştı. Yani bunlar eğer burası 'Türkiye' ise hem akılalacak(akıl alacak) şeyler değil, hem de siyasetin ne denli akıldışı, mantıksız, tutarsız, çelişkili bir durum olduğunun kanıtı.

Önce 'mantık' ile 'Andımız'a bakalım. Andımız, ne diyor? Diyor ki 'Türküm, doğruyum, çalışkanım; İlkem küçüklerimi korumak, Büyüklerimi saymak; Yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir; Ülküm Yükselmek, ileri gitmektir; Ey Büyük Atatürk!, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim; Varlığım Türk varlığına armağan olsun; Ne mutlu Türküm diyene!'. Sormak gerekir: 'Türk' olmak doğru, çalışkan, küçükleri korumak, büyükleri saymak; vatanı, milleti çok sevmek; yükselmek, ileri gitmek; mutluluk', Atatürk de 'Büyük' değil mi acaba?

Şimdi de 'İçerik' olarak Andımız'a bakalım: Andımız yanlış, kötü, zararlı, çirkin şeyler mi söylüyor? Hayır. Dine aykırı şeyler mi söylüyor? Hayır. Ahlaka aykırı şeyler mi söylüyor? Hayır. Bilime aykırılık durumu konusu ise sorunlu durumda görünmekte çünkü 'özümden' sözcüğündeki 'öz' eğer 'Önce bilim, ahlak, ve Türkçe' diyen Atatürk'ün bu dedikleri ise yanlıştır çünkü birşeyi özellikle 'ahlak'tan çok sevmek hem ahlaka aykırıdır, hem yanlıştır, hem kötüdür, hem de zararlıdır; eğer o 'öz' bilim, ahlak, ve Türkçe değilse hem zaten yanlış bir özdür, hem de Atatürk'e aykırı bir özdür.

'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün açısından, ve 'Önce bilim ve ahlak' diyen Muhammed'in açısından yaklaşırsak 'Türküm, doğruyum, çalışkanım' yerine 'Türküm, bilimselim, ahlaklıyım' demek gerekir çünkü böylece hem 'doğru'nun neye göre doğru olduğu, hem çalışkanlığın tarlada mı, bağda mı, bahçede mi, kapitalistin fabrikasında mı, ağanın tarlasında mı, esnafın dükkanında mı, bilimde-teknolojide mi, neyde çalışkanlık olduğu, hem de 'Atatürk'ün açtığı yol'un nasıl bir yol olduğu; hem de amaçın(amacın) 'Bilimde, teknolojide, ve ahlakta yükselmek' olduğu belirtilmiş olur. Açık ki 'Andımız'ın bu konuda yanlışı, açığı bulunmakta görünmekte yani açık ki Andımız Atatürk'ün ve Türkiye'nin en önemli, en temel özellikleri olan 'Bilim'i ve 'Ahlak'ı içermemekle yanlış yapmış olmakta.

Andımız'ın kaldırılması konusunda sav Andımız'daki 'Türküm', ve 'Atatürk' olduğu ileri sürülmekte.

Şimdi, İstiklal Marşı şiirine bakalım yani 10 kıtaya.

İSTİKLAL MARŞI ŞİİRİ:
'Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl.'.

İstiklal marşı şiirindeki 'ırkıma' sözcüğünü ırkçılık olarak yorumlamak yanlıştır çünkü bu sözcük öteki ırkları dışlamamaktadır, küçümsememektedir, şair kendi ırkına da bir güzellik istemektedir.

Şiirdeki 'Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal' dizesi İslamiyet'e aykırıdır çünkü 'helal, haram' gibi şeyler Allah'a aittir, Allah'ın bileceği bir konudur.

Şiirdeki 'Medeniyet' dediğin tek dişi kalmış canavar' sözü yani medeniyeti 'canavar' göstermek hem 'Önce bilim ve ahlak' diyen Atatürk'ün bilim-teknoloji yanlılığına, hem 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz, bilim Çin'de de olsa gidip öğrenin' ve 'Din medeniliktir' diyen Muhammed'in yani dinin bilime ve teknolojiye yönelikliğine; hem de eğitimin, okulların, üniversitelerin 'Bilim, teknoloji, fen' öğretmek amaçına aykırı bir durum oluşturmaktadır.

Şiirde 'Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın' diyor; 'hayâ'. Peki; zinanın, genelevin, barın, pavyonun, sıtriptiz kulübünün, sex shopun, bay-bayan karışık masaj salonunun, cinsiyet değiştirmenin, eşcinselliğin, eşcinsel evlililiğin, tıravestiliğin(travestiliğin), toplumsal alanlarda mini etek, mini şort, bikini, mayo, tayt pantolon gibi ahlaka aykırı giyimin serbest olduğu; devletin, kamunun, milletin, vatanın fabrikalarının, madenlerinin, kaynaklarının, şirketlerinin, gelir kaynaklarının, servetinin satılmakta olduğu; ahlaka aykırı turizım(turizm), ahlaka aykırı pılajlar(plajlar), ahlaka aykırı oteller; net 2826 Tl asgari ücret, ve işçilerin işten tazminatsız çıkarılmaları; yasal siyasi muhalefete düşmanca davranmak; akıldışı-ahlakdışı Avrupa birliği'ne üye olmak istemek; Türkiye'nin bu durumu 'hayâ'ya uygun mu? Andımız'ı kaldırmak yerine 'hayâ'ya aykırı şeyleri kaldırmak neden yok? Sonra da '2021 yılı İstiklal Marşı yılı' ancak söz başka, öz başka.

Şiirdeki 'Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı' sözü de Atatürk'ün 'Vatanda sulh, cihanda sulh' sözüne aykırılık oluşturmaktadır.

Yani; İstiklal marşı vatan sevgisi vermekte; Andımız da insan sevgisi, Doğru insan tanımı, ve Atatürk'e bağlılık ki Atatürk de tıpkı Muhammed gibi 'Önce bilim ve ahlak' demiş bir insan yani yanlış, kötü birşey dememiş. Yani; vatan önemli de insan önemli değil mi? Yani bu durumda; Andımız'ı kaldırmak, 2021 yılını da İstiklal Marşı yılı ilan etmek çelişki göstermektedir.

Yani, okullarda akıldışı-ahlakdışı ünlülerin pop müzikleri çalınırken; üniversitelerde akıldışı-ahlakdışı ünlüler konserler verirken; ülkede zinaya, geneleve, bara, pavyona, sıtriptiz(striptiz) kulübüne, sex shopa, toplumsal alanlarda ahlakdışı giyimliliğe, pılajlarda(plajlarda) sütyen-külot bulunmaya, ve eşcinsel evliliğe bile izin verilirken, devletin-kamunun-vatanın-milletin fabrikaları-madenleri-servetleri-şirketleri-malları-hakları yerli kapitalistlere ve yabancı kapitalistlere satılırken; okullardan Andımız'ın kaldırılması da, 2021 yılının İstiklal marşı yılı ilan edilmesi de çelişkili bir durum göstermektedir ancak çelişki siyasete uygun bir durum olsa da bilime, ahlaka, ve dine uygun bir durum değildir; yani bu durumda, 'Önce ahlak' ve 'Vatan malı milletin malıdır' demek olan Türklüğe de, Müslümanlığa da, Mehmet Akif Ersoy'a da, Türk milleti'ne de aykırılık durumu ile, ve 'Türkiye demek önce Atatürk' demektir, Atatürk demek önce bilim ve ahlak demektir' gerçeğine düşmanlık durumu ile, ve Mehmet Akif Ersoy'un evini üstelik de dine aykırı bir özel hayata sahip durumdaki Sezen Aksu'ya satmışlık ile, ve Türkçe karşılıkları varken devlet kurumularının(kurumlarının) internet sitesilerinde(sitelerinde) bile 'Misyon, vizyon, etik, aktivite, hijyen, performans, plasman, izole, kıyafet, sosyal, mesafe, bariz, kadim, devasa' denilmesi yani Türkçeye bile düşmanlık durumu ile, Türk çocuklarına bile yabancı adlar koymak serbestliği durumu ile; 2021 yılını İstiklal Marşı, ve Mehmet Akif Ersoy yılı ilan etmek de nedir?

Nedir bu mantıksızlık?

Gerçek ki Türkiye mantıksızlık ile değil mantık ile yani bilim ve ahlak ile yönetilmelidir yoksa yalnızca Atatürk'e, demokrasiye, ve laikliğe değil, dine de aykırı durumda olur.

Açık ki 'Önce Atatürk' demeden 'İstiklal marşı' demek mantıksızlıktır çünkü Atatürk olmasa idi Türkiye de, İstiklal marşı da olmazdı. 'Önce Atatürk' demeden İstiklal marşı demek; İstiklal marşı'nı yalnızca bir şiir durumu yapar.

Yani, önce mantık.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 16.3.21/01.31