DARBE DÜŞMANLIĞI DEMOKRASİ ORDU VE MİLLET DÜŞMANLIĞIDIR SAVIM

Örnek ki Abd'de; devrim serbest, hertürlü(her türlü) ahlaksızlık serbest, hertürlü akıldışılık serbest, hertürlü bilimdışılık serbest ancak darbe yasak yani devrimci örgütler, kuruluşlar kurmak serbest, örnek ki Türkçesi ile 'Devrimci işçiler birliği' diye örgüt kurmak serbest ancak, yine Türkçesi ile 'Darbeci işçiler birliği' diye örgüt kurmak yasak; siyasetçilerden, ahlaksızlıktan ve kapitalistlerden değil de neden askerlerden korkmak; sonra da her ülkede baştaçı olan fotoğraf, vatanı ya da ülkeyi kurtarmış ya da korumuş bir asker fotoğrafı. Açık ki tarih darbeye üvey çocuk(evlad) gibi davranmaktadır oysa askerler de ülkelerinin, vatanlarının, toplumlarının çocuklarıdır, insanlarıdır, vatandaşlarıdır, ve düşünme özelliğine sahip insanlardır, üstelik de generaller yüksek öğrenimli insanlardır, ve üstelik de hemen hemen her devleti, her ülkeyi askerler ya kurmuşlar ya kurtarmışlardır; öyle ise ordulara, askerlere neden üvey çocuk davranışı? Onlara da denilebilir ki 'Kardeşim, sizler de demokrasi kuralları içinde, ve demokrasi için darbe yapabilirsiniz.', siyaset de demokrasi kuralları içinde ve demokrasi için değil mi zaten? Yani askerler insan değil mi, ülke yönetimlerinde neden hakları olmasın?

Felsefesiz hayat(yaşam) hayat değildir; felsefesiz ülke mutlaka yanlış yoldadır; felsefesiz insan da mutlaka yanlış bir hayat içindedir çünkü felsefe hem tüm olasılıkları bulur hem de kararlardaki ve oluşumlardaki boşlukları gösterir.

Darbe karşıtlığı başka şey, darbe düşmanlığı başka şey, felsefel açıdan çünkü darbe karşıtlığı göreli(izafi) birşeydir, darbe düşmanlığı ise salt(mutlak) birşey; örnek ki yabancılara karşı olmak başka birşey, yabancılara düşman olmak başka birşey.

Felsefel açıdan; darbe düşmanlığı demokrasi düşmanlığı, ordu düşmanlığı ve millet düşmanlığıdır.

Neden?

Çünkü darbe düşmanlığı, felsefel açıdan, ordu düşmanlığı açısından şu anlama gelir: 'Ordu, asker cahildir, hiçbirşeyden anlamaz, gerçekleri ve doğruları bilmez ya da bilemez.'; millet düşmanlığı açısından ise felsefel açıdan şu anlama gelir: 'Ordu millettir, milletindir, milletin insanlarıdır, yani darbe düşmanlığı ordu düşmanlığı anlamına geldiğinden millet düşmanlığı anlamına da gelir, felsefel açıdan.

Felsefel açıdan darbe düşmanlığının genel anlamı şudur: 'Ülke yönetmekten, gerçeklerden, doğrulardan ancak siyasetçiler anlar.' çünkü siyaset ya da demokrasi denilen şey gerçekte ülke yönetiminin siyasetçilere ve siyasete verilmesidir oysa Muhammed için de, Atatürk için de tek doğru yol 'İlim(Bilim) ve ahlak'tır, yani siyaset değildir.

Muhammed açısından da, Atatürk açısından da, felsefe açısından da, bilim açısından da, insanlık açısından da tek yol, tek çözüm 'Bilim ve ahlak' ise; bilim ve ahlakı ordular sağlayamazlar mı; bir ordu, ülkesine bilim ve ahlak düzeni, sistemi getirmek istese ya da getirse Muhammed', Atatürk'e, felsefeye, bilime ve insanlığa aykırı değil uygun davranmış olur, siyasetçilere aykırı davranmış olsa da; yani bir ülkede siyaset, siyasetçilik, siyasetçiler mi önemli, değerli, zorunlu yoksa Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi bilim ve ahlak mı?

Örnek ki Abd'de zina serbest, fuhuş serbest, porno serbest, eşcinsel evlilik serbest, çıplaklık serbest, ensestlik serbest, esrar serbest ancak ordunun darbe yapması yasak; yani Abd ordusu zinadan, fuhuştan, pornodan, eşcinsel evlilikten, çıplaklıktan, esnestlikten, esrardan yani bunca akıldışı ve ahlaka aykırı şeyden daha mı kötü, daha mı zararlı ya da daha mı akıldışı acaba; yani Abd ordusu 'Ben bilim ve ahlak üzerine kurulu bir ülke istiyorum' deyip darbe yapsa, ve bilimsel ve ahlakçıbir Abd yaratsa felsefe, bilim, din ya da insanlık açısından yanlış, kötü mü olur?

Açık ki darbeyi yasaklamakla, suç saymakla, orduları ülkedışı bırakmakla, ülkelerinin yönetimlerini egemenlikleri, tekelleri, hükümdarlıkları, baskıları, diktatörlükleri, kısır döngülülükleri altına almakla, ülkelerini asıl çözüm olan bilim ve ahlaktan uzaklaştırmakla; asıl darbeyi, ve üstelik de akıl, bilim, ahlak, insanlık açısılarından kötü, yanlış, zararlı darbeyi siyaset, siyasetçiler, siyasetçilik yapmaktadır yani açık ki ülkelerde darbe yapmak yasak değil, ordunun, askerlerin darbe yapması yasak yoksa zaten asıl darbeyi siyaset, siyasetçiler, siyasetçilik çoktan yapmış durumda, ve üstelik de bilime ve ahlaka aykırı olarak yapmış durumda, yani siyasetçilerin darbeye karşı, darbeyi kötüleyen söylemlerine aldanmamak gerekir, onların istedikleri şey 'Darbeyi çirkeflik içinde de olsalar yalnızca kendileri yapsın, alim de olsalar başkaları yapmasın.'. Demek ki darbeyi asıl kıracak, yok edecek şey siyasete karşı olmaktan da geçmekte çünkü siyaset de gerçekte gizli bir darbe yöntemi, yolu, amaçı, dünyası ya da araçı durumunda.

Örnek ki faşist bir darbe ne yapar; sendikaları kapatır, gırevleri(grevleri) yasaklar, işçi haklarını yok eder, işçileri köle eder, ücretleri düşürür; aynı şeyleri, siyaset de yapabilir; yani siyasetin darbeden ne farkı var? Zaten siyaset bunu yapamadığı, bunu yapması önlendiğinde faşist darbeler yürürlüğe girer, işe karışır yani siyaset ve darbe zaten kardeş gibidir yani darbenin iki eli vardır, biri kalem tutar yani siyasi eldir, bir de silah tutar yani askeri eldir.

Yani; Muhammed de, Atatürk de haklı; yani, bilim ve ahlak üzerine kurulu değilse demokrasi de, darbe de yanlış, kötü, zararlı, insanlığa aykırı; yani bilim ve ahlak açısından gerçek ki bilimi ve ahlakı dışlamış demokrasinin, siyasetin bilimi ve ahlakı dışlamış darbeden farkı yoktur.

Bu nedenle ki Muhammed'in de, Atatürk'ün de dediği gibi önce bilimde ve ahlakta birleşilmeli ki gerçek demokrasi de, gerçek laiklik de, gerçek özgürlük de, gerçek medenilik de, gerçek insanca dünya da işte budur.

Yani, dünyada, Felsefe-bilim-ahlak üçlüsü ile yönetilmeyen hiçbir toplum 'Benim ülkemde darbe yasak, darbe yok, darbe yapılmıyor' deyip kendini aldatmasın. Gerçek ki felsefe, bilim ve ahlak ile yönetilmeyen her ülkede, adı 'Hukuk, anayasa, kanun, kararname, yönetmelik, siyaset, demokrasi, seçim' gibi şeyler olan, sürekli darbe durumu vardır, üstelik de yanlış, kötü, zararlı, akıldışı, bilimdışı, ahlakdışı, insanlıkdışı bir darbe türü.

Yani, bilime ve ahlaka aykırı siyaset, ve bilime-ahlaka aykırı herşey serbest iken bilim ve ahlak amaçlı, medeni, insani, bilimsel, ahlakçı bir darbe neden yasak olsun? Bu nedenle ki ülkelere, toplumlara önerim ki 'Bilim ve ahlak' amaçlı darbe yapmak ya da yapmaya çalışmak yasak, suç olmasın; bilime ve ahlaka aykırı amaçlı darbe yapmak ya da yapmaya çalışmak yasak, suç olsun çünkü yoksa bilim ve ahlak yani insanca dünya yasaklanmış olur ki bu da hem mantığa hem akıl-ruh sağlığına hem özgürlüğe hem de insanlığa aykırıdır.

Yani, demokrasi diye seçim sandıkılarına(sandıklarına) atılan oylar takım elbise giydirilmiş, kıravat(kravat) takılmış silahlara verilmiş silahlardır gerçekte; yani darbe ortamında haklı da olsa, insanca da olsa izinsiz gösteri yapmanın başlarına ne gelirse, siyasetle yönetilme ortamın da izinsiz gösteri yapmanın başına o gelir. Bu nedenle ki başları skışına siyasi iktidarlar, ülke yönetmelerine karşı oldukları askerlerden, ordudan hemen yardım isterler; yani 'Yardım edin ancak kıyıda(kenarda) durun', tıpkı işçi sınıfına 'Oy kullanın ancak ülke yönetmekten uzak durun' denilmekte olması gibi. Yasaları kimler yapıyor; felsefe, bilim ve ahlak mı; hayır, siyasetçiler yapıyorlar, kendilerine ve kapitalistlere göre yapıyorlar yani felsefeye, bilime, ahlaka, insanlığa göre değil.

Yani açık ki ya bilim ve ahlak için darbe serbest olmalıdır ya da siyaset de yasaklanmalıdır; ülkeler siyaset ile değil bilim ve ahlak ile yönetilmelidir.

Dikkat edin; darbe düşmanlığı olan, darbenin yasak olduğu, darbenin suç olduğu her ülkede demokrasiye de aykırılıklar var, ahlaka da, insanlığa da, bilime de; yani siyaset düzeni böyle kuruyor yani bu düzeni kuran şey akıl, mantık, felsefe, bilim, ahlak, demokrasi, özgürlük değil, siyaset ve özel sektör kardeşliği çünkü tarihte ve tüm dünyada şu vardır: 'Ordu kahramandır, kahramanlardan oluşur.' oysa siyaset de, özel sektör de kahramanlardan çıkar sağlayamaz çünkü kahramanlar doğru ne ise, onu yaparlar oysa siyasetin ve özel sektörün amaçları doğrular değil bencil, sorumsuz ve dünyevi çıkarlarıdır; yani ordular için 'Ordu kahramanlardan oluşur' sözü vardır da 'Siyaset kahramanlardan oluşur', 'Özel sektör kahramanlardan oluşur' diye bir söz yok oysa ülkelerin, insanlığın ve hayatın kahramanlara gereksinimleri var, Muhammed'in ve Atatürk'ün de dediği gibi 'Bilim ve ahlak'tan oluşan kahramanlara.


Necdet Gürçiftçi
Hiçbir dini inançtan ve hiçbir siyasi partiden yana olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 1.5.20/09.28